‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider

Ölüm yıldönümü sürecinde bir kez daha sevgi, saygı ve minnetle andığımız Atatürk, kendini ‘çiftçi’ olarak tanımlayan sayılı liderlerdendi. Toprakla, tarımla, kooperatifçilikle özel olarak ilgilendi ve genç Cumhuriyet’in yıldızını parlattı

Bir kez daha minnet, saygı ve sevgi ile anıyoruz O’nu... Küllerinden yarattığı yeni ve güçlü Cumhuriyet bugün en önemli eseri. Varlığı, devrimleri, ilke ve söylemleri hala bir çok açıdan ‘geceyi aydınlatan ışık’. Konumuz gereği O’nu tarım politikalarına bakışı, kooperatifçiliğe verdiği önem, Atatürk Orman Çiftliği başta olmak üzere Türk milletine kazandırdığı değer ve eserlerle anmak, yaşatmak görevimiz.

Toprakla, tarımla, kooperatifçilikle özel olarak ilgilendi. Genç Cumhuriyet’in önünü açan, yıldızını parlatan uygulamalara imza attı. “Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki, tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak, programlı ve pratik çalışmalar bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır” dedi ve gereğini yaptı.

1924 yılında Tarım Bakanlığı’nı O kurdu, “Köylü üretimiyle milletin efendisidir” diyerek. Tarım ve sanayiyi birlikte güçlendiren, birlikte büyüten vizyona sahip büyük bir liderdi. Hedefleri bugün için de değerli:

 ‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider
Atatürk’ün en güzel fotoğraflarından biri. Harman yerinde...

Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak. Çiftçinin, köylünün üzerindeki vergi yükünü hafifletmek, hatta kaldırmak. Para ve kredi desteği. Çiftçi ve ailelerine eğitim ve teknoloji katkısı. Kooperatifleşme ve ürün geliştirme, koruma, pazarlama çalışmaları.

İzmir İktisat Kongresi (1923) ile ekonomi, üretim ve tarımsal gelişimle ilgili yol haritasını belirleyen, 1924 yılında Köy Kanunu’nu çıkaran, sonraki yıllarda stratejik önem taşıyan çok sayıda fabrika ve üretim tesisini topluma kazandıran Mustafa Kemal Atatürk, bazı kooperatiflerin, çok sayıda tarımsal kurum ve kuruluşun kurucu ortağı ve fikir babasıdır. Ne yüreklendirici sözleri vardır, ne onurlandıran; çiftçiyi, köylüyü:

Ülkenin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür.

Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum, makinesiz ziraat yapılmaz, el emeği güçtür, birleşiniz. Böylece makine alınız (24 Ağustos, 1925 Kastamonu).

Bu sene zirai kooperatif teşkilatına başlanmış olması, bilhassa memnuniyetimize mucip oluyor. Bu kooperatifleri memleketin her tarafına kurmayı önemsiyoruz. (1 Kasım 1929, TBMM).

Kanaatim odur ki, muhakkak suretle birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmek demektir. Müstahsillerin birleşmesinden kişisel çıkarlarının zarar göreceğini düşünenler tabii şikayet edeceklerdir. (1 Şubat 1931, İzmir Ticaret Odası).

Kooperatif teşkilatı, her yerde sevilmiştir. Kredi ve satış için olduğu gibi istihsal vasıtalarını öğretip kullandırmak için de kooperatiflerde istifadeyi mümkün görüyoruz. (1 Kasım 1936, TBMM).

Köyde ve yakın köylerde müşterek harman makinalarını kullandırma köylülerin ayrılamayacağı bir adet haline getirilmelidir. Zirai sanayi bilhassa üzerinde meşgul olacağımız mevzu olacaktır. Bu arada sütçülüğe, süt sanayine önem vermekteyiz. Sırasıyla şehir ve kasabalarımızın temiz ve ucuz süt üretimi ihtiyacını temin edecek fabrikalar ve bununla ahenkli bir surette köylerdeki sütleri kıymetlendirecek ve satışı kolaylaştıracak kooperatifler teşkiline çalışılacaktır. (1 Kasım 1937, TBMM)

Yarattıkları ortada. Öngörülerinin ne denli gerçekçi olduğu da. Hala O’ndan alacağımız öyle dersler var ki.

‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider

Gazi Mustafa Kemal traktör deniyor.

Tarım meslek enstitüsü açsak...

Son dönemlerde tarımsal üretim önem kazandıkça, aslında bildik bazı öneriler de yeniden gündeme geliyor. Örneğin kırsal bölgelerde tarım meslek enstitüleri. Böylelikle tarımsal işgücü potansiyeli olan kesimi eğitim yoluyla ‘topraktan koparmamak’.  Tarım ürünleri sağlayacak çiftçi ve köylü azaldıkça Türkiye açısından da ciddi bir sorun oluşuyor. Hele tarım arazileri rant için imara açıldıkça bu sorun katlanarak büyüyor, kangren haline geliyor. Oysa tarım meslek enstitüleri açılırsa hem çiftçi, köylü eğitimle toprağa yeniden bağlanır, hem de planlı tarım politikası ile kazanan çiftçi kırsal kesimde kalmaya devam eder. Ziraat fakültelerinden destek alarak gelişecek tarım meslek enstitüleri, Türkiye için belki de eskinin köy enstitüleri ruhunu getirebilir. Neden olmasın?

‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider

Sümerbanklı dünya güzeli

Fiyat artışları ve aracı payları tartışıldıkça, Cumhuriyet’in önemli kurumları da bir bir özlemle gündeme geliyor. Bunlardan biri de Sümerbank. 1987 yılında özelleştirme kapsamına alındıktan sonra adeta yağmalanan, bir önemli üretim gücü, merkezi.

Kumaşları, ayakkabıları, ‘Sümerbank’ı ve Türkiye’yi çok seviyorum‘ sloganı, özellikle 1960’lı, 1970’li yıllarda okul açılma dönemlerinde yaşanan Sümerbank heyecanı, ürünleri, Anadolu halkının yaşamındaki önemli yeri ve payı hep akıllarda.

‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider


Bugün var mı var dense de, eski etkisi yok. Gücü de. Ya ayakta kalsa... Desteklense... Teknolojisi yenilense... Bugün yine Anadolu destanı olabilirdi.
İşte bir nostalji... Hani birilerinin bir dönem beğenmediği Sümerbank kumaştan yaratılmış giysi dünya güzelimiz Azra Akın‘ın üzerinde. Tüm dünyanın büyük ilgisiyle. Dünya güzeli Azra Akın. Dünyanın gözü önünde Sümerbank. Ne anlamlı tabloymuş.

‘Atatürk’ün tarım politikalarını özlüyoruz’

Büyük bir onurla ‘Ben çiftçiyim’ diyen büyük devlet adamının en çok önemsediği kesimlerden biri olan ziraatçıların en güçlü mesleki kuruluşlarından TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası adına Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, 10 Kasım bağlamında şu değerlendirmeyi yaptı:

‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider

“Ülkemizde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devreden tarımsal miras, ilkel bir tarımsal yapı, adaletsiz bir toprak düzeni, imtiyazlar ve yabancılara ait araziler idi. Cumhuriyet’in bu sorunların çözümüne temel yaklaşımı ise demokratik yollarla feodal güçlere dayalı köylü ilişkilerinin tasfiyesi, yabancıların mülk ediniminin kısıtlanması, tarımda modernleşerek üretimi artırma ve kendine yeterli ülke olma, sanayileşme ve çağdaş kentleşmeyi gerçekleştirme şeklinde olmuştur. Oluşturulan politikanın özü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Milli ekonominin temeli tarımdır’, ‘Ülkenin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür’ ve ‘Saban, kılıçtan üstündür’ sözleriyle özetlenebilir. Kısa sürede tarımda önemli gelişmeler yaşanmış ve dışarıya bağımlılık kaldırılmıştır. Bu büyük başarıların tümü, 1927 tarım buhranına ve 1929 dünya buhranına karşın, borçlanmadan, denk bütçelerle ve ulusal kaynaklarla gerçekleştirilmiştir. 2021 yılında ülkemiz tarım sektöründeki olumsuz tabloya bakınca, 1923 ruhunun tarım sektöründe de yeniden yaşama geçirilmesini bir zorunluluk olarak görmekteyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem ve saygı ile anıyoruz.”

MUHTARIM DİYOR Kİ...

‘Güzellikleri el ele koruyalım’

Geçenlerde bir anket ulaştı elime, saygın kurumlardan biri muhtarlık. Türkiye’nin yapısındaki güçlü harç. Destek ve önemleri pandemi sürecinde bir kez daha ortaya çıktı.

Bugün İzmir Çeşme ilçesi Germiyan mahallesindeyiz. Tarihi bir yerleşim. Adı Türkiye dışında da bilinen bir köy. Yerel ressamları, leziz ekmekleri, doğal sebze ve meyveleri ile adeta İzmir ve Ege Bölgesi’nde bir çekim merkezi.

Germiyan Muhtarı Işık Kaya. İki dönemdir mahallesine hizmet için çırpınan bir değer. Çalışkan, duyarlı, Atatürkçü bir muhtar.

‘Ben de çiftçiyim’ diyen büyük lider

Mahallenin başta yol ve su sorunu olmak üzere tüm sıkıntılarında çözüm arıyor. Son dönemlerde tarımsal ürün çeşitliliğini geliştirme anlamında da çabaları var. Işık Muhtarım şunları söylüyor:

“Germiyan’a ilgi oldukça fazla. İnsanlar Türkiye’nin dört bir yanından buraya geliyor. Elbette İzmir’den de. Bizim insanımız dost, sevecen ve saygılıdır. Ekmeğimiz zaten meşhur. Hala ocaklar da el emeği ile hazırlayanlar var. Sebzemiz, meyvemiz tazecik olur, zamanında, dalından koparılmış. İnsanlardan buradaki güzelliklere sahip çıkmalarını ve onlarla dost turizm içinde olmalarını istiyoruz. Kirliliğe karşı misafirlerimiz dikkatli ve özenli olmalı. Güzellikleri koruyalım ki, gelecek kuşaklar da yararlansın.”