Çukurova tarlalarında bilim ve yapay zeka

Prof. Halil Karahan önderliğindeki bilim insanları, yanlarına yapay zekayı da alarak Çukurova tarlalarında çalışmaya başladı! Gıda fiyatlarının düşürülmesinde rol oynaması beklenen çalışma sonunda ürün desenine göre su, gübre ve diğer girdilerin optimum kullanım seviyesi belirlenecek. Çalışma diğer bölgelere de yaygınlaştırılabilir.

İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliğinin dünyanın en önemli konularından biri haline geldiği şu günlerde, bir grup bilim insanı, Çukurova topraklarında bizzat çalışarak tarımsal üretimin verimliliğinin, kaynakların etkin ve tasarruflu kullanımının formülünü geliştiriyor. TÜBİTAK destekli bu çalışma, su fakiri olmaya doğru koştuğumuz bir süreçte suyun ne kadarının bitki ve ürünlerin su ihtiyacının karşılanmasında kullanıldığını ortaya koyacak. Proje ile artık altın kadar değerli olan ve son dönemlerdeki yüksek fiyat artışlarındaki temel nedenlerden biri olarak gösterilen gübrenin daha etkin kullanımı için de öneriler ve çözüm yolları geliştirilecek.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Hidrolik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Karahan’ın yürütmekte olduğu “Sürdürülebilir tarımsal üretim ve optimum bitki deseninin belirlenmesine yönelik simülasyon-optimizasyon modeli geliştirilmesi ve Aşağı Seyhan havzasına uygulanması” isimli projenin arazi çalışmaları başladı.

Prof. Karahan, proje sahasında ekibi oluşturan Prof. Dr. Mahmut Çetin, Dr. Öğr. Üyesi Müge Erkan Can ve Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Gültekin, gençler ve çiftçilerle buluştu.

Enerji ve su seviyeleri için limnigraflar (seviye ölçerler) yerleştirildi, sistemin kalibrasyonu yapıldı. Böylece sulamada kullanılan su miktarları gerçek değerleriyle ölçülebilir ve izlenebilir hale getirilmiş oldu. Ayrıca meteorolojik verilerin ölçümü ve depolanması için proje sahasında bir meteoroloji istasyonu kuruldu.

Çukurova tarlalarında bilim ve yapay zeka

Dijital haritalar

Projenin ilgi çekici bir boyutu da birinci ürün olarak sahada hangi parselde hangi ürünün ekili olduğu yerinde belirlenerek coğrafi bilgi sistemi üzerinde hazırlanan dijital haritalara işlendi. Böylece uydu görüntülerinden elde edilecek mevcut bitki deseninin doğrulanması yapılacak ve bu işlemin etkinliği gösterildikten sonra uydu görüntüleri kullanılmak suretiyle bitki deseni belirlenmiş olacak. İşte size yapay zekanın gücü!

Tüm bu çalışmaların sonucunda sahadaki mevcut su kullanımının, ürün cinsine ve kullanılan sulama sistemine göre analizi yapılmak suretiyle mevcut su kullanımının verimliliği irdelenmiş, damlama ve vahşi sulama sistemlerinin karşılaştırılması ve ürün cinsine göre tüketilen su miktarları gerçek veriler üzerinden elde edilmiş olacak.

Sonuçta mevcut hidrolojik, meteorolojik ve ekonomik koşullarda çiftçilerin gelirlerini maksimum yapacak bitki desenleri belirlenecek.

Geliştirilen modelin olası iklim değişikliği senaryoları altında çalıştırılması suretiyle geleceğe yönelik projeksiyonlar ortaya konulacak. Buna göre iklim koşullarına ve su potansiyeline en uygun bitki deseni belirlenmek suretiyle sürdürülebilir bir tarımsal üretim sağlanmasına katkı sağlanacak.

Özlenen tablo bu! Bilimin aydınlık ışığı...

GAP, Menderes, Amik ve Konya’ya da uygulanabilir

Yıllarca büyük bir özveriyle, hatta zaman zaman cebinden harcamalarda bulunarak Türk tarımının gelişimine katkı koymaya çalışan değerli bilim insanı Prof. Halil Karahan’la konuştum. Şunları anlattı:

“TÜBİTAK KATKISI: Modelin Aşağı Seyhan Havzası’nda etkinliği gösterildikten sonra çiftlik ölçeğinden başlayarak GAP, Menderes, Amik, Konya gibi makro ölçekte uygulanabilme potansiyeli var. Bastonu diksen ürün veren bir coğrafyada, sabah akşam herkesin domates, patlıcan fiyatlarını konuştuğu, ancak bunun arkasında yatan planlama, bilimsel işletme, sürdürülebilir su ve gıda yönetimi gibi konulara değinmediği, sebepleri değil sonuçları konuşan bir ülkede, uzun süre emek vererek çalıştığımız bir konuyu çok iyi dereceyle TÜBİTAK projesine dönüştürmek mutluluğumuz.

BU NASIL PROFESÖR: Neden bunca riske girdik ve özveride bulunduk? Çünkü proje sahasında yılda 2 ve 3 ürün ekildiği için paranın hesaba yatırılmasını beklememiz halinde bugünlerde bölgede birinci ürünün hasadı, ikinci ürünün ekimi söz konusu olduğundan projenin bir yılı boşuna geçmiş olacak ve proje ekibinin moral ve motivasyonu kaybolacaktı. Öyle inanmıştık ki projemize, pes etmek yok dedik! Öyle ki, arazide çalışırken profesör olduğumuza inandırmak kolay değildi bölgedeki çiftçileri. Pek çok kişiden, ‘Abi böyle profesör mü olur, bizimle kafa bulmayın! Amele gibi çalışıyorsunuz, burada mühendis arabadan bakar, ne derdiniz var diye sormaz bile’ sözü ise arazide en çok duyduğumuz ifadeydi maalesef!

GIDA İHTİYACI İÇİN: Artan nüfusun güvenli, ulaşılabilir ve sürdürülebilir gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için sulamada kullanılan su verimliliğinin yükseltilmesi, tarım alanlarının amaç dışı kullanımlarının önlenmesi, mevcut sistemlerin hızla modernize edilmesi ve verimliliğinin artırılması kaçınılmaz bir öncelik olarak değerlendirilmeli.”

Venezuela’da tarıma bir de böyle bakalım

Geçen haftanın önemli bir gündem maddesiydi Venezuela’da tarım. Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun Türkiye ziyareti sırasında imzalanan bir anlaşma ile Türkiye’nin Venezuela’da ‘Turkish land’ olarak ayrılan bölgelerde tarımsal yatırım yapmasının önü açıldı. Anlaşma açık: Türkiye Venezuela’da tarım yapacak, büyük olasılıkla buğday ve arpa ekecek, ürünün yüzde 70’ini alacak, yüzde 30’u da Venezuela’da kalacak.

Her zamanki gibi ikiye bölündük: Olurcular, olmazcılar.

Ben de topa gireyim. Malum dünyada ciddi bir gıdaya erişim sorunu var. Bununla birlikte yükselen de bir gıda milliyetçiliği. Yani önümüzdeki 10 yıl özellikle tarımsal üretimde ciddi sorunlar yaşanacak. Bunu BM Gıda Tarım Örgütü de (FAO) ısrarla söylüyor.

Benim elimdeki raporlara göre, 40 kadar ülke başka ülkelerde arazi kiralayarak ya da satın alarak tarımsal üretim gerçekleştiriyor, 60 kadar ülke de topraklarını tarım için kiraya vermiş görünüyor. Türkiye de bu konuda devreye girdi. Sudan’da başarısız bir girişim oldu, Venezuela’da ‘yoğurt üflenerek yenecek’. Ben önce Türk çiftçisinin güçlendirilmesinden yanayım. Ancak konunun bir de gıda milliyetçiliği açısından prestij boyutu var. Türkiye gündemdeki tehlikeye karşı önlem almış durumda. Hükümetin tercihidir, kararıdır. Bu açıdan olumlu yaklaşılabilir. Benim naçizane uyarılarım var:

- Burada görev alacak yönetim kurulları olmasın, maaşlar boş yere dağıtılmasın. Emekse Türk çiftçisinin emeğinin karşılığı bir rakam belirlenmeli.

- Yatırım yapılacak, ürün alınacak ve taşınacak. Sorun zaten burada. Taşıma maliyetleri son 3 yılda neredeyse 3 katına çıktı. Ürün pahalıya mal olursa ne yapılacak? Gerekirse hemen vazgeçilmeli.

- Projeyi kim yürütecek? Devletin kurumları mı? Devlet adına görev verilen birileri mi? Doğrusu devletin ağırlığı ve gücü.

Çukurova tarlalarında bilim ve yapay zeka

Tarımsal ve kırsal kalkınma her şeyin başı

Tarihin en eski yerleşim yerlerinden ve yerleşik tarımın da tarihsel süreçte ilk yapıldığı yer olan Çatalhöyük’ün de ev sahibi olan Konya’da 10 bin yıldır tarım yapılıyor. Hayret ettiniz değil mi? Gerçek bu.

Türkiye’nin tahıl deposu, tarım, hayvancılık ve gıda üssü. Bereketli topraklar. Güzel ve çalışkan insanlar. Bu bereketli topraklara can vermek görevimiz. Bu anlamda Konya Büyükşehir Belediyesi’nin çabaları önemli. İlgiyle izliyorum. Üretimi geliştirmek, verimliliği artırmak, çiftçinin gelirini çoğaltmak, yani bir anlamda tarımsal ve kırsal gelişmeyi büyütmek adına değerli hizmetler veriliyor. Sayayım:

- Tarımsal sulama projeleri

- Çiftçilere fide, fidan ve tarımsal ekipman (3 yılda tutarı 52 milyon lira)

- Susuz tarım

- Yeni ürün desenleri oluşturulması (tıbbi aromatik bitkiler gibi)

- Lavanta damıtım ve üretim merkezi

- Mantar üretim tesisi

- Atıl arazilerin tarımsal üretime kazandırılması

- Okullarda tarım eğitimleri

- Bal dolum tesisi ve arıcılık destekleri

- Jeotermal Ar-Ge serası

- Modern mezbahalar

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı kutluyorum. Tarım için, tarımsal kalkınma için yola devam...