Yeni tehdit havada müsilaj dioksit!

Müsilaj kontrol altına alındı ama hala bir tehdit söz konusu. Marmara’da biyolojik aktivite ve suda bulanıklık var. Önemli bir başka konu ise denizden havaya dağılan sera gazı salımı. Müsilaj dioksit yaşam için ciddi bir tehdit.

Türkiye’den birçok üniversite müsilaj konusunda çalışmalarını tamamladı. Özellikle Marmara Denizi ve Kuzey Ege için tehlike bir ölçüde ortadan kalktı. Ama tehdit pusuda!

Yüzeysel müsilaj yok denecek kadar az. Ama 15 - 20 metrenin altına doğru inildiğinde tabakalar halinde müsilaj var ve bir anlamda ‘uykuda - beklemede’ denebilir. Bu yüzden de her şey geçti bitti anlayışı yanlış. Eğer kirlilik önlenmezse, arıtma tesisleri yapılıp var olanlar aktif bir şekilde devreye sokulmazsa, denetimler ciddiyet içinde devam ettirilmezse kışın sonlarından başlayarak yaza doğru aynı tehlike gündeme gelebilir. Hem de daha etkili bir şekilde. O yüzden de işi ciddiye almak gerekiyor.

Ben konunun uluslararası düzeyde de irdelenen başka bir boyutunu ele alacağım. Müsilajın yarattığı bir başka tehlike, müsilaj dioksit. Özellikle sera gazı emisyonu ve hava kirliliğinin git gide arttığı bir süreçte, müsilaj denizlerde bir ölçüde kontrol altına alındı, ama yarattığı hava kirliliği ciddi bir sorun. Bu konuyu, derin deniz ekolojisi ve nanojeoloji alanında önemli çalışmaları olan ODTÜ’nün saygın isimlerinden Doç. Dr. Mustafa Yücel’e sordum, şunları anlattı:

110 İSTASYONDA ÇALIŞMA: Müsilaj krizinin 2021 Nisan - Mayıs aylarında artması ile ODTÜ Bilim araştırma gemimiz planlı  Marmara seferini öne almış ve haziran başından beri çalışmalarını yoğun olarak Marmara’ya yönlendirmiştir. 11 Eylül - 25 Eylül arasındaki Marmara seferinde Bilim gemisi ile Boğazlar sistemi de dahil 110 istasyonda sıcaklık, tuzluluk, fitoplankton üretimi, oksijen, bulanıklık dahil Marmara Denizi sağlığına dair her türlü oşinografik değişken ölçülmüş ve örneklenmiştir. Ayrıca 200 km’yi aşan Scanfish cihazı ile gerçekleştirilen hatlar ile üst 80 metrede toplam 1500 profil daha toplanmış ve  denizin ilk 80 metresinin sürekli taraması yapılmıştır. 

TABAKALAR GÖRÜLMEDİ: Müsilaj Marmara Denizi’nde hemen hemen kalmamıştır. Yaz başında özellikle 10-25 metre derinlikte  sıkıştığını bulduğumuz, hem sensör verileri ile varlığını belli eden hem de ağ örneklemeleri ile yoğun biçimde görebildiğimiz müsilaj tabakaları eylül ayında gözlemlenmemiştir.

OKSİJEN FATURASI: Müsilaj geride yüklü bir oksijen faturası bırakmıştır. Oksijen azlığı sorunu ile halihazırda mücadele etmekte olan Marmara Denizi ara tabaka geçiş (20-100 m) suları haziran ayındaki seviyelerden daha az çözünmüş oksijen içermektedir. Özellikle Çınarcık baseni de denilen Doğu Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nde hipoksia eşiği olan 80 µM değeri 22-25 metre derinliğe kadar yükselmiştir.

AKDENİZ NEFESİ: Marmara’ya Akdeniz suyu girişi hala nefes vermektedir. Çanakkale Boğazı’ndan giren Akdeniz suyu ve bununla giren oksijen Marmara’yı  hala bir nebze  ayakta tutmakta, ekosistemin tamamen çökmesini önlemektedir.

İZMİT, GEMLİK, BANDIRMA’DA ALARM: Yerel ölçekte bazı kıyı bölgeleri Marmara’nın genelinden de kötü durumdadır ve yerel tedbirlere burada ihtiyaç duyulmaktadır. İzmit ve Gemlik körfezleri dip sularında tamamen oksijen bitmesi durumu ile karşı karşıyadır. Genel olarak haziran ayında göre daha az üretkenlik ölçtüğümüz Marmara Denizi’nde bu seferimizde Bandırma Körfezi’nde aşırı bir biyolojik aktivite ve bağlı bulanıklık gibi su kalitesi sorunlarına burada işaret etmemiz gerekir. 

DENİZDEN ATMOSFERE SERA GAZI: Azot ve fosfor kirliliği aşırı biyolojik üretime neden olmakta, bu üretimin oksijenli solunum yapan bakteriler tarafından tüketilmesi ile beraber ciddi bir oksijen azlığı sorunu oluşmakta. Sorunlar maalesef burada bitmiyor. Dünyanın benzer oksijensiz alanlarında yapılan araştırmalar, oksijeni az denizlerin iklim değişikliğine oksijenli ve sağlıklı denizlere göre daha az dirençli olduğunu ve üstüne N2O (nitröz oksit), CH4 (metan) gibi çok etkili sera gazlarının deniz ortamından atmosfere salımına neden olabileceğini gösteriyor. Bu bağlamda denizlerimizin oksijeni dahil biyoçeşitliliğini, yani sağlığını koruması, sadece müsilajın önüne geçilmesi için değil, aynı zamanda iklim krizi ile bütünleşik bir mücadele için de şart.

Yeni tehdit havada müsilaj dioksit

Marmara ve çevre denizlerde çok sayıda bilimsel araştırma yapıldı. Sonuçlar, gelecek adına bir yol haritası çizilmesi anlamında önemli.

Saman fiyatı yüzde 100 arttı

Besi hayvanlarnın temel gıda kaynağı samanın geçen yıl tonu 500 lira (kilosu 50 kuruş) civarındaydı. Bu yıl 1 milyon liranın üzerinde. 1 milyon 250 bin lira teklif edenler de var. Ne oldu böyle? Samandaki enflasyon yüzde 100. Bu koşularda etin, sütün ucuz olması beklenebilir mi? Kulağıma saman depolayıp birkaç ay sonra pahalı fiyata satanlar olduğu bilgisi de geliyor.

Saman yüzde 100 kazandırıyorsa bu işin tefecisi de çıkar elbette. Kışın rakamı ne olacak kimbilir? Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik‘e sordum. İşte söyledikleri:

“İklimsel kuraklığa bağlı oluşan rekolte kayıpları saman piyasasını da etkiledi. Rekolte kaybıyla birlikte oluşan endişe ve panik ve emtia fiyatlarının yükselmesinin yanında hububatta olduğu gibi sektör dışından kişilerin de yüksek kar etme düşüncesiyle samana yatırım yapması fiyatların yükselmesine yol açtı. Şu an Konya bölgemizde geçtiğimiz yıl 50 kuruşa satılan samanın kilosu bu yıl 80-85 kuruşa satılıyor. Önlemler alınıyor. Ancak piyasada saman yok düşüncesi doğru değil. Önümüzdeki sezon yağış ve üretim tahminleri gerçekleşirse yüksek rekolteye bağlı saman fiyatları düşmeye başlayacaktır. Mısır hasadı ile birlikte mısır sapının da devreye girmeye başlaması fiyatların aşağı yönlü düşmesine yol açacaktır.”

İŞTE TÜRKİYE MARKASI

Caretta carettalarda büyük başarı

Yumurta bırakılan alanda yapılan safari ne çok üzmüştü hepimizi. Yüzlerce yumurtanın telef olması, canın yitip gitmesi. Hala o magandalara verilecek cezayı bekleyen duyarlı yurttaşlar var. Bakalım ne olacak?

Ama sevindirici bir haber de geldi, Tarım Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nden. Malum caretta caretta tipi deniz kaplumbağalarının nesli tükeniyor. Koruma kapsamında. Bu yüzden de dünya tetikte. Dünya Doğayı Koruma Birliği gelişmeleri dikkatle izliyor.

2019’da 193 bin olarak gerçekleşen caretta yavrularının denizle buluşma hikayesi, 2020’de  381 bine ulaşmıştı. İşte güzel haber: Bu yıl denizle buluşan caretta yavrusu sayısı 543 bin. 310 bin de yeşil deniz kaplumbağası yavrusu umuda koştu

Uzmanlarla konuştum, konuya gönül verenlerle. Bu uyum ve disiplin devam ederse rakam gelecek yıl 750 bine ulaşacak.

Bu öyle sevindirici ki... Nesli tükenen bir canlının yeniden var oluş hikayesi. İşte ‘Türkiye markası’. Bu gelişmeyi  dünyaya duyurmalıyız. En yoğun kampanyalarla. Kavga, tartışma görüntülerinin içine sığdırılmak istenen Türkiye’den evrensel bir umut ve sevgi haberi. Doğaya ve nesillere saygılı. Caretta caretta’lara can veren. Duyarlı, gelişmiş, sevgi dolu Türkiye.

ORHAN VELİ KANIK OLSA…

‘Aşk fazla güzel bir şey’

Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat’la garipler akımının büyük şairi. Yenilikçi, ileri görüşlü, sevecen, duygusal. Sokaktaki insanın sesi. Yaşamın renklerine iyiden iyiye bağlı. Bazen ona bile tepkili.

Tüm büyük yazarlarda, sanatçılarda olduğu gibi, bilinmedi değeri, zamanında. Sonra, çok sevildi, sayıldı. Anlaşıldı. Ben de çok severim şiirlerini. Hayatını şiirindeki gibi yaşadı. 36 yaşında ayrıldı aramızdan. Daha yapacağı çok şey, yazacağı çok şiir ve yazı, topluma dağıtacağı çok yenilik, heyecan ve sevgi buketleri varken... Temsil ettiği akım gibi zor bir yaşam sürdü, belki de ‘garip‘... Hep çileli. Şunlar kaldı bize: “Aşk, benim için de, benim gibiler için de, biraz fazla. Fazla güzel bir şey. Ne uçmak geliyor elimden, ne de ötmek. Her şeyden önce yiyip içmeye ihtiyacım var; halbuki aşık olursam yiyip içemem... Aklımdan çıkmıyorsun, dedim, başka türlüsünü yorgunum anlatmaya... Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın.”

MUHTARIM  DİYOR Kİ...

‘Çilek yetiştirmek için damlama su bekliyoruz’

Konya’dayız, Bozkır ilçesi Arslantaş mahallesi. Mahalle dediysem, aslında bir köy. Eski bir yerleşim. Şehir merkezine 12 kilometre. Veli Taşdelen, Arslantaş’ın sevilen, çalışkan muhtarı. Üç dönemdir bu görevde. Nüfus azalıyor, insanlar başka yerlere taşınıyor. Veli Muhtarım şunları anlatıyor:

“Ekim dikim zorlaştı. Kuraklık var. Maliyetler yüksek. Çocuklar okula giderken zorlanıyor. Okul sorunu var. İnsanlar, Bozkır’a, Konya’ya, Antalya’ya, Aydın’a gidiyor. Geçim kaynağı, tarım bölgelerinde işçilik. Eskiden hayvanlar vardı, şimdi mal para etmiyor. Ekim dikim yok. Saman pahalı. Kuraklık olumsuz etkiliyor. Burada bir kaynak suyu var, damlama suyu olacak. Damlama su gelirse sebze meyve yetişir. Özellikle çilek. Onu bekliyoruz.”