İngiltere’nin Kıbrıs’a dönüşü -2

Bülent AKARCALI - Sağlık ve Turizm eski bakanı

Bir süre önceki yazımda, ülkemizin Yunanistan ve Kıbrıs’la olan ilişkilerinde, Biden’ın aynen Yunanistan Başbakanı gibi düşündüğünü ve bu yetmezmiş gibi Dışişleri Bakanının da Rum ve Yunan tezlerini destekleyen beyanlar verdiğini belirtmiştim.

Her ikisinin de, ya tarih bilgisinden ciddi bir şekilde yoksun olduklarını ya da Türkiye’ye olan ön yargılarını aşamadıklarını görmekteyiz. Dışişleri Bakanı Blinken çok yakın bir tarihte, sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sayın Ersin Tatar’ın Kıbrıs’ta tek çözümün artık 2 ayrı Devlet olabileceğini belirten beyanatlarına karşı, Başkan Biden ve kendi adına aynen şunları söylemektedir: Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kıbrıs Türk lideri Tatarın Kıbrıs’ta iki devletli çözüm çağrıları için üzgünüz. Joe Biden tüm Kıbrıslılar için barış ve refah sağlayan iki bölgeli iki toplumlu bir federasyona desteğini uzun süredir dile getirdi.

Bu görüşü belirten zihniyete:

1960’ta bir devletin kurulduğunu başına Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başkanı Makarios Devlet Başkanı olarak getirildiğini hiçbir Batı demokrasisinde görülmemiş bir şekilde ve tarihinde ilk defa, bir tek kişinin şahsında hem dini hem de siyasi liderliğin -aynen 1986’da Humeyni ile İran’da olduğu gibi- oluştuğunu ve Türklerin bu durumu dahi kabul ettiğini,

Bu Devletin Anayasa Mahkemesine atanan tarafsız başkanı Alman yargıcın başta Makarios olmak üzere Rumların hukuk tanımazlığı üzerine bir yıl sonra istifa ettiğini,

Dünyaya sevgiyi yaymak için gönderilen Hz. İsa’nın doğum günü Noel gecesi 1963’te Nazileri aratmayacak vahşilikte yaptıkları katliamı ve en azından bir banyo küveti içinde bir annenin üç çocuğunla birlikte nasıl katledildiğini hatırlatmak istiyorum.

1967’de aynı katliama teşebbüs edenlerin, 1977’de Hitler’in Yahudileri toptan yok etmek için giriştiği nihai çözüm benzerinin Türklere uygulamak için yaptıkları darbeden de herhalde haberleri yok.

Ben yine de kongrede ve ABD’nin dış politikayla ilgili çevrelerinde belirli düzeyde bir sağduyunun oluşturulabileceğine inanıyorum. Her ne kadar Biden 1974’de ABD’nin genç bir siyaset adamı iken Türkiye’yi ziyaretinde Kıbrıs gerçeğini bizzat rahmetli Bülent Ecevit’in kendi ağzından mükemmel İngilizcesiyle dinlemiş ve öğrenmiş olsa da Yunan severliğinin etkisiyle gerçeklerle yüzleşmek istemeyebilir.

Biden ve Blinken ikilisi yanında, 20 yıldır Türkiye düşmanlığını siyasetinin merkezine oturtmuş, her yıl soykırım iddialarını Senato’ya getiren Senatör Bob Menendez’i de unutmamak gerekir.

Bu sağduyuyu harekete geçirmenin yolu çok ciddi diplomatik baskı oluşturmak kadar ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi üyeleri ile dış politikada kamuoyu oluşturan ABD, medyası, Üniversite, Vakıf ve diğer kurumları nezdinde ciddi ve kapsamlı bir bilgilendirme kampanyasıyla olumlu sonuçlar edileceğine inanıyorum. Bu kampanyanın temelini var olan sorun ve ihtilaflarımız hakkında objektif bakış ve yaklaşımla hazırlanmış bilgilendirme kitapçıkları ve yazıları olmalıdır.

Rahmetli Denktaş’ın azimkâr çizgisini tekrar KKTC dış politikasının ana hattı haline getiren, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, Kıbrıs hikâyesini ve neden Türklerin bağımsız bir devlet hak ettiklerini iyi kaleme alınmış bir yazıyla tüm batı dünyasına yaymasının son derece etkili olacağına da inanmaktayım. 

EOKA terörü

Türklerin adayı Venediklerden aldığını, bu sayede ada da yaşayan Ortodoks Rumların, Papalığın oluşturduğu Katolik baskısından kurtulduğunu,

Daha sonra adanın İngiltere’ye kiralandığını,

1. Dünya savaşında Kıbrıs’ta hiçbir çarpışma olmadığını ve kiracı İngiltere’nin Kıbrıs’ta Osmanlıyı yenip savaş hakkı olarak ele geçirmediği belirtmek

Ve artık unutulmuş olan 1955’lerden sonra Rumların başlattığı EOKA terörüyle yüzbinlerce Türk’ün adayı terk etmek zorunda kaldığını hatırlatmak gerekir.

KKTC İstatistik Kurumu Başkanı Türel Öksüzoğlu 2019 rakamlarıyla KKTC nüfusunun 382.230 olduğunu belirtmişti. Buna ek olarak Türkiye’de 300.000, İngiltere’de 200.000 Avustralya’da 40.000 kadar EOKA teröründen dolayı adadan ayrılmak zorunda kalmış Kıbrıs Türkü yaşamaktadır.

1974’ten sonra Türkiye’den gidenlerin önemli bir kısmı da Kıbrıs kökenlidir. Başka bir deyişle, 900.000 kadar Rum nüfusuna karşın toplam Kıbrıs Türkü sayısı bir milyonu bulmaktadır.

EOKA’nın kuruluş yılı olan 1955 yılına kadar Ada arazisinin yüzde kaçının Osmanlı vakıflarıyla, Kıbrıslı Türklerde olduğunun araştırılması da KKTC lehine çok müspet sonuçlar verecektir. 

Özetle, bağımsız Türk Kıbrıs Devleti’nin tanınması KKTC içinde yaşayanlar kadar dışında yaşamak zorunda kalmış yarım milyon Kıbrıs Türkü’nün de hakkıdır.

BİTTİ


İngiltere’nin  Kıbrıs’a dönüşü -2
Bülent AKARCALI - Sağlık ve Turizm eski bakanı