#SendeBirGüzellikVar: Endolift Lazer Ağı

23 Eylül 2020

İlerleyen yaş, kilo alıp verme, dış faktörler ve yer çekiminin etkisiyle yüz bölgemizde sarkmalar, buruşmalar ve kırışıklar gözlemleyebiliriz. Ben de yakın zamanda verdiğim kilolardan kurtulduğum için ne kadar mutlu olsam da, yüzümde yarattığı değişikliklerden çok da memnun değildim.

Yüzümdeki yağ kaybı ve yetersiz beslenmeden kaynaklı kolajen eksikliği 24 yaşımda beni nazolabial çizgilere (burnumuzdan dudaklarımıza doğru inen çizgiler) maruz bıraktı:) En başta fark etmesem de, bu çizgilerin günlük hayatımda beni ne kadar yorgun ve 'olgun' gösterdiği görünce; gerçekten rahatsız olmaya ve bir çözüm aramaya başladım.

Hem işim dolayısı ile hem de artık sosyal medyanın hayatımıza kattığı bilgiler ile en iyi çözümün bu bölgeye uygulanabilecek hyalüronik dolgular olacağını düşündüm.

Yolum bu noktada sevgili doktorum Evrim Uçkunkaya ile kesişti. Kendisine danıştığımda ''Hocam, gerçekten kötü hissediyorum ve nazolabial çizgilerimden rahatsızım. Sizce bu bölgelere dolgu uygulamak, bir çözüm olur mu?'' diye sormuştum. Kendisi bana bunun bir çözüm olabileceğini, ancak uzun vadede daha kesin ve süregelen sonuçlar alabilmemiz için farklı bir prosedür izleyebileceğimizden bahsetti. Nazolabial dolgu yaptırdığımda, o bölgedeki görüntüyü hafifletmiş olsak dahi; yüzümdeki diğer bölgelerin de hacim ve boyutlarından rahatsızlık duyabileceğimi belirtti. Üstelik zaten kilo vermiştim; ve hiçbir dolgu yüzümdeki yağ dokusunu geri getiremeyecekti:) Bu yüzden hem doğala dönmek hem de daha sağlıklı ve dinç gözükmek adına Endolift uygulamasını önerdi. Benim için en önemli nokta bu yönlendirme oldu. Çünkü doğru yönlendirme ve ihtiyaca göre ilerlemek bence güzellik ve estetik konusundaki en önemli nokta.

Yazının devamı...

Neden sürekli alışveriş yapıyoruz?

22 Eylül 2020

İnsanların ihtiyaç duyduklarından daha fazla para harcamalarının 2 ana nedeni vardır: Zevke yaklaşarak veya acıdan uzaklaşarak daha iyi hissetmek isterler. Yeni bir elbise veya yeni bir akıllı telefon gibi pahalı bir şey satın alarak, uğraşmak zorunda kalabileceğimiz gerçek sorunlara odaklanmayız. Derinlerde, gerçekten yeni şeylere ihtiyacımız olmadığını biliyor olsak da, bazen bir şeyleri satın alma baskısına direnmek imkansız olabilir. Peki, bizi bu davranışa iten nedir?

Başkalarını etkilemeyi umuyoruzDarwin’in evrim teorisine göre, insanlar onlarla rekabet etmek ve kendi iyilikleri ön planda tutmak için mümkün olduğunca çok şey talep etmeye çalışır. Ancak tüm temel ihtiyaçlarımız karşılandığında, tüketim çılgınlığı başka bir yerde bizi bekliyordu. Bu, insanların gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri giderek daha fazla satın alarak zenginliklerini dünyanın geri kalanına göstermesiyle sonuçlandı. Ancak iyi hissetmenin, iyi görünmekten daha iyi olduğunu unutmayın. Eşyalara değil; kendinize yatırım yapın.

Daha fazlasına sahip olan insanları kıskanıyor olabilirizKendimizi çevremizdeki insanlarla karşılaştırmadan duramıyorsak; bunun doğal bir sonucu gelişebilir ve onlar gibi olmak isteyebiliriz! Bu, bizim gerçekten ihtiyacımız olduğu için değil, sadece arkadaşlarımızda olduğu için bir şeyler satın almamıza neden olabilir.

Ayrıca, itiraf ettiğimizden çok daha benciliz. Geçmişte her zaman "en güçlü olanın hayatta kalması" kuralı geçerli olmuş ancak bugün de geçmişimizden farklı değil. Diğerlerinden daha fazla şey satın alarak kişisel krallığımızın sınırlarını büyütmeye çalışıyoruz.

Yazının devamı...