Şenay Devi: Türk Medeniyetlerinde Astroloji, Astronomi ve Müneccimbaşılık

- "Türk Medeniyetlerinde Astroloji, Astronomi ve Müneccimbaşılık" kitabını neden kaleme aldınız. İnsanlara vermek istediğiniz mesaj neydi?

Türk medeniyetleri tarihi boyunca gökyüzü ile çok yakından ilgilenmiş bu alanda araştırmalar istişareler yaparak dünya genelinde pek çok ilki gerçekleştirmiş çalışmaların altına imza atmışlar. Türkiye’de 17'nci yüzyıl sonundan itibaren "astroloji" maalesef ki yerle yeksan olmuş yanlış aktarılmıştır. Eğitimsiz insanların yorumları ile koskoca gökyüzü 12 burçtan ibaret gibi, gazete köşelerinde TV programlarında anlatılır olmuştur.

Batlamyus’un hatalarını düzelten büyük usta Uluğ Bey'den Ali Kuşçu'ya, Ömer Hayyam'dan, Giyasettin Cemşi'ye birbirinden değerli müneccimbaşıların yetiştiği dünya astronomi ve astrolojisine yön veren yazılı eser ve çalışmalar tüm dünya tarafından ilgi ile takip edilmiştir. Ülkemizde bu eşsiz bilgilerin bilinmemesi beni bu araştırmaya yöneltti. 4 yıllık bu çalışmanın sonucu, UNESCO'nun dünya belleği kapsamındaki projesi olan, 1400 küsür Farsça yazma eserleri tek tek incelediğim kitabımı çıkardım. ''Gerçek astroloji nedir?'' sorusunun cevabını tarihi kayıtlar ve belgeler ile okuyucularımızla paylaşmak istedim. Bundan dolayı çok mutlu ve gururluyum.

-Astroloji nedir?

Temel olarak astroloji, Yüce Allah’ın bizlere çizmiş olduğu hayat planını yorumlayan yol gösterici bir rehberdir. Kişilerin ülkelerin doğum haritalarında ki astronomi verilerini astrolojik olarak hesaplar ve benzerlik yasasını baz alarak uyarılarda bulunur. Örneğin hava durumunu belirlemek için kullanılan meteoroloji, kendi sistemine göre bugün hava yağışlı olacak uyarısını yapar kişi ister uyarıyı dikkate alır şemsiyesini yanına alır ve ıslanmaz. İsterse dikkate almaz ve ıslanır.’ Seçimler daima kişilerin hür iradesine aittir.

-Astrolojinin kökü nereye dayanıyor?

Bugün ki çalışmalarla insanlığın yazılı tarihinden öncesine dayandığı ortaya çıkmış bulunmakta. Ülkemiz de bulunan ve dünyada "Güneşin" ülkesi olarak adlandırılan Apollon tapınağında MÖ 7'nci yüzyıla ait horoskoplar, doğum haritaları halen varlığını korurken ve yakın zamanda Urfa Göbeklitepe tapınağının gün yüzüne çıkması dünya tarihinde yeni bir süreci başlatmışken, doğru kabul edilmiş pek çok savunulan teorinin çökmesi ile ve Göbekli tepe tapınağındaki astrolojik semboller astrolojinin insanlığın yazılı tarihinden öncesine dayandığını ortaya koymuştur.

-İnsanlar neden astrolojiye, astronomiye ihtiyaç duymuşlar? Hangi, konularda bilgiler almışlar?

Doğa olayları, depremler, toprağın verimli olup olmaması, Ay ve Güneş tutulmalarından sonra kitleleri etkileyen olaylar rasatlar yapılarak doğrulandıkça gökyüzünde her şeyin yeryüzünü ve insanlığı etkilediği gözlemler ile ortaya konmuş ve yol gösterici olmuştur.

- "Müneccimbaşılık Teşkilatı" nedir ve neden kurulmuştur?

 Müneccimbaşılık Teşkilatı, Silahtar Ağa'ya bağlı resmi bir kurum olarak ilk kez Osmanlı döneminde faaliyete başlamıştır. Bu dönemde "Mektebi Fenni İlmi Nucm" adlı astroloji okulunun kurulması ve burada astronomi, astroloji eğitimlerinin çok kapsamlı bir şekilde verilmesi değerli müneccimbaşıların bu okulda yetişmesine olanak sağlamıştır. Bu dönemde müneccimbaşılar padişah tarafından hilat giydirilerek göreve getirilir. Her yıl,her ay yaptıkları incelemeler ile devlet işlerinin görüşülmesi savaş zamanlarının önemli kararların görüşülmesi için eşref saatinin belirlenmesi, namaz, oruç gibi başlangıç zamanlarını belirleyerek hazırladıkları zayiçeleri padişah ve devlet yönetimine takdim ederlerdi.

- Osmanlı Devleti yapılanmasında astrolojinin olduğunu söylüyorsunuz. Bugün ise astroloji sadece burçların yorumlanması ile sıkışmış durumda. Durumun böyle olmasını neye bağlıyorsunuz?

 Söylemiyorum. Bunu, bizim tarihimizde ki resmi belgeler ile ortaya koyuyor. Ülkemizde bir astroloji üniversitesinin bulunmaması, Arapça, Farsça yazma eserlerin bugüne kadar incelenmemesi ve yurt dışında eğitim alıp gelen kişilerin olmaması günümüzde astrolojinin hak etmediği bir noktaya gelmesine neden olmuş durumda.

- Fala, inanmak ve baktırmak günah deriz... Eski dönemlerde fala bakış açısı nasıldı?

 Tüm tarihimiz boyunca fal ve falcılık Türk-İslam Kültürü'nde ve kutsal kitabımızda haram kılınmış; hiçbir dönemde itibar görmediği gibi yasaklanmıştır.

 - Müneccim ile falcılık aynı şey değil diyorsunuz. Aradaki farkı bizler için açıklar mısınız?

 Türkiye'deki en büyük sorun astrolojinin eğitimsiz insanlar tarafından ele alınması yüzünden fal gibi algılanmasıdır! Fal ve falcılık kutsal kitabımızda haram kılınmıştır. Yasal olarak da suçtur. Fal ve falcılığın, bilimle, ilimle hiçbir alakası yoktur. Olsaydı üniversiteleri ve eğitim kurumları olurdu.

Ülkemizde yasal çerçevede fal, büyü, büyücülük yasak olduğundan dolayı bu tür kişiler kendilerine 'Astrolog' unvanı bahşederek kanunlara karşı koruma altına girdiklerini sanmaktadırlar. Bu kişiler yüzünden fal ve astroloji, gerçek astrolojiyi bilmeyenler tarafından karıştırılmaktadır.

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada falcılıkla astrolojinin ayrımı şu şekilde yapılır: Falcılar 'Fortune Teller' yani geleceği söyleyen ismi verilir. Tüm dünyada astroloji uzmanlarına ise 'Astrolog' denir. Hiçbir zaman astrologlara 'Fortune Teller' yani geleceği söyleyen denmez. Eğer astroloji fal olsaydı, astrologlara da herkesin anlayacağı şekilde ayrım yapmadan 'Fortune Teller' denilirdi.

Bu ayrımı görmezden gelmek söz konusu dahi olamaz. Astrolojide asla böyle bir şey yoktur. Gezegenlerin yerleşimleri, birbiri ile yaptığı açılar ve dönemler incelenir; yüzyıllardır kişilere, toplumlara seçenekler ile yol gösterici bir rehberlik eder. Astrolojide seçimler her zaman kişilere aittir bir dayatma söz konusu dahi değildir.

 -Osmanlı'da padişahların astrolojiye ilgisi nasıldı? Tılsımlı gömleklerin özelliklerinden ve niçin yapıldığından bahseder misiniz?

Devlet yönetiminin bir parçası olarak resmi bir kurum olarak kurulması bu sorunuzun cevabı diye düşünüyorum. Gömlekler çok uzun çalışmaların sonucunda Hekimbaşı, Müneccimbaşı ve Zanaatkarlar ile hazırlanan padişahın doğum zamanına uygun gömleklerdir. Hazırlandıktan sonra sağlık sorunları, nazar ve savaşa gitmeden önce kullanılmak üzere ay fazları takip edilerek özel bir törenle Padişaha giydirilerek kullanılırdı. Bununla ilgili detaylı bilgiler kitapta mevcut.

- Tarihteki astrologlar aslında matematik, fizik gibi alanlarda uzman kişilerdi. Bugüne baktığımızda ise astroloji ile ilgili bir şeyler kaleme alan herkes astrolog ya da müneccimbaşı. Hatta bu sıfatlarla gazetelerde köşe yazıları yazıyorlar. Bir astrologda olması gereken özellikler neler? Tarihimizden de önemli astrologlardan örnekler vererek açıklayabilir misiniz?

Harezmi, 'sıfırı bulan matematik dehası' aynı zamanda müneccimbaşı, Ali Kuşcu; matematikçi, yazar, astronom ve müneccimbaşı. Ömer Hayyam, Muhittin İbni Arabi... Kişinin astrolog olabilmesi için her şeyden önce mutlaka bir astroloji üniversitesinden mezun olması araştırması ve kendini geliştirmesi şart. Gözlem ve bilginin peşinden gitmediğimiz sürece bilimin ışığında aydınlanmak mümkün değildir. Ayrıca şunu da söylemem gerekir ki tıp fakültesini okumadan doktor olunabilir mi? Olunuyorsa şayet evde kendi kendinize harita yorumlayıp astrolog da olabilirsiniz anlamına gelir ki bu mümkün değildir.

Astroloji de tıp gibi kendi içinde uzmanlık alanlarına ayrılır. Batı Astrolojisi, Çin Astrolojisi, Hint Astrolojisi, Jaimini ve Medikal Astroloji. Her alanda uzmanlık eğitimi alabileceğiniz gibi tek bir alanda da eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Artık günümüz ortamında internetten doğum haritaları çıkartılabiliyor. Önemli olan haritayı çıkarmak değil analiz edip danışana yol gösterebilmektir. Bilgisayar programları ve internet üzerinden çıkarılan haritalarda belirli sayıda temel gökyüzü temalarını barındırır. Evde yapılan okuma ve araştırmalar ile kırıkçı çıkıkçının yaptığı değerlendirmelerden öteye giden bir sonuç ortaya çıkmayacaktır ve asla doğru değerlendirmeleri içinde barındırmayacaktır.

- Doğum haritasına inanmalı mıyız?

Astroloji bir inanç sistemi değildir. İnanıyorum, inanmıyorum demek gibi bir yorum söz konusu olamaz. Astroloji, fen bilimleri olan astronomiden faydalanan sosyal bir bilim dalıdır. Doğum haritası ise doğduğumuz yerin enlem boylamlarına göre doğum saati ve zamanımızla gökyüzü konumunu ortaya koyan astronomik hesaplamaların olduğu bir göksel tablodur. İnsanların kimlikleri, 'katil mi sanatçı mı, bilim adamı mı, siyasetçi mi, hukukçu mu, hekim mi,  astrolog mu, görsel zekası mı sayısal zekası mı kuvvetli, hatip mi, hırsız mı, intihar eğiliminde mi?' sorularının cevapları doğum haritasında gizlidir. 6500 yıldır Carl Gustav Jung’ın “Benzerlikler Yasası” olarak adlandırdığı benzer olgular kayıt altına alınarak, astroloji biliminin temel verileri oluşturulmuştur.

- Türk medeniyetlerdeki Takvimlerden bahseder misiniz? Bu takvimler neye göre oluşturulmuş?

Kitab-ı divan-ı lügat-it-Türk

Kaşgarlı Mahmut 12 Hayvanlı Türk takviminin ortaya çıkışı hakkında Uygular'dan gelen bir bilgiyi aktarmıştır “Türk Kağanlarından birisi kendisinden önceki yıllarda yapılan bir savaş hakkında bilgi sahibi olmak istemiştir. Fakat danışmanları savaşların yapıldığı yıllar hakkında doğru bilgi verememişlerdir. Bu nedenle Kağan bir daha böyle bir yanılgının olmaması için, Gökyüzündeki 12 burcun 12 aya denk gelecek şekilde her yıla bir isim konulmasını talep eder. Kağanın bu teklifi kabul görür ve Kağan hayvanların suya doğru götürülmesini ve sıkıştırılmalarını buyurur. Av devam ederken hayvanlardan 12si suya atlayarak karşıya çıkmayı başarırlar. Karşıya geçen hayvanların adları sırası ile her yıla verilir. Hayvanlardan ilki Sıçan olmuş ve ilk yıla onun adı verilmiştir.

 -Eşref saati nedir? Neden önemlidir?

Eşref saati belirleme her vaktin hayırlı ve hayırsız zamanlarını belirleyen işlere başlangıç ya da uzak durması gereken zamanların belirlenmesinde faydalanılan bir ilimdir. Eşref zamanı bazı işlerin hayırlı ya da hayırsız olacağının belirlenmesidir.

-Astronomide ne gibi aletler kullanılmış?

 Rubu tahtaları, usturlablar, Güneş Saati, Gök Haritası, Gök Küresi, Yer Küresi, büyük hacim Gök Küreleri, Güneş Sistemi ve Meridyen teleskopları...

 -Astroloji biliminin bugün geldiği noktayı anlatır mısınız?

 Şimdi gelelim sözün özüne, her zaman söylediğim gibi dünyanın pek ülkesinde bulunan benimde öğretim üyesi olduğum Kepler College ayrıca yine merkezi ABD olan "The Greati İnternational School" gibi pek çok dilde ve Türkçe olarak da uzaktan eğitim sisteminin de olduğu astroloji okullarında eğitimini tamamlamış hiç kimsenin, insanlığın yazılı tarihinden öncesine dayanan Astrolojinin muhteşem sistemi için yalan yanlış bilgileri ile kendi çıkarları doğrultusunda insanları yanlış bilgilendirme hakkı yoktur. Astroloji severlere tavsiyem sapla samanı birbirinden ayırt etmeli yapılan yorum ve çalışmalarla kişileri değerlendirip zihninizi bulandıracak insanları ayırt edebilmelisiniz.

Türkiye'yi İstanbul'dan ibaret sayan ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde ki astroloji okullarından bir haber, astrolojiden anlamayan ya da Amerika kıtasını yeniden keşfettim diyerek dikkat çekmek isteyen yeterli bilgi ve araştırma yapmamış astrolog olmayan, astroloji karşıtı çıkışlar sadece insanların kafasını karıştırmaktan öteye gidemez.

Modern astronominin babası ya da çağdaş astronominin kurucusu olarak anılan Kepler, 1571 yılında Almanya’da doğmuştur. Kendisi astronomi alanında üç yasanın mucididir. Kepler, aynı zamanda fizikçidir, matematik profesörüdür ve astrologtur. Bu nedenle astronomi kurum ve kuruluşlarına adı verildiği gibi astroloji ile ilgili başta eğitim kurumları olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara da adı verilmiştir.

Özet olarak modern astronominin babası ya da çağdaş astronominin kurucusu olarak anılan Kepler, bir astrologtur. Ancak bazen bazı kişiler çıkıp, astronominin babası olan kişinin aksine astroloji aleyhtarı söylemlerde bulunmaktadırlar. Bu söylemler Kepler yasalarını inkar etmek ile eşdeğerdir. Avukatlar tıp alanında konuşmuyor ya da doktorlar hukuk alanında konuşmuyorlar. Kendi meslek alanının dışında astroloji üniversitelerinin yüksek okullarının varlığından habersiz at gözlüğü ile dünyanın merkezine kendi düşüncelerini koyan ve kabul ettirme çabası içinde olan bazı istisnai konuşan kişilere halk itibar etmeyecektir.

-Alimler, tıp, mimari, matematik, filozof ve felsefe gibi birden fazla konuda söz sahibi bu bilim insanları neden gökyüzü ile ilgilendiler?

Onları destekleyenler olduğu kadar engelleyen araştırmalarını zorlaştıran iktidarları ve kendi çıkarlarını gözeterek yaptıkları yönlendirmelerinin insanlar üzerinde etkisiz olacağı endişesi ile cehalet uykusunun hakim olması arzusunda olanların türlü entrika ve engellemelerine rağmen bıkmadan yılmadan hiç vazgeçmeden, günler aylar yıllar süren araştırmalar yaptılar. O dönemdeki kısıtlı bir o kadar da zor imkanları ile gözlemlediler izlediler, öğrendiler öğrendiklerini yıldızların dili gözü olup aktardılar rehberlik ettiler.

İmparatorlar, alimler, savaşçılar, kağanlar, krallar, sultanlar, padişahlar, önemli devlet adamları neden onların gözlemlerini böylesine önemsediler itibar edip kıymet verdiler araştırma sahalarını genişlettiler önemli kararlarında savaşlarında onların gözlemlerini dikkate alarak Eşref Saati ŞREF ile hareket edip Osmanlı döneminde müneccimbaşılığın resmileştirilmesi ile hilat giydirerek göreve getirildiler.

Bu değerli alimler yaptıkları farklı alanlarda ve İlmi Nucm'daki çalışmalarla tüm dünyada halen saygı ile yad edilirken her ne hikmetse müneccimbaşı olduklarından pek bahsedilmez! Bahsedilmemesinin birden fazla sebebi olabilir. Uyuyan zihinlerin uyanmaması için unutturulmak istenildiğinden ya da yeterince araştırma yapılmadığı için bilinmediğinden her ne sebeple olursa olsun gerçek gün gibi ortada olduğuna göre değiştirilemez ve bir gün mutlaka ortaya çıkar. Güneş gibi doğarak aydınlık yüzünü gösterir tüm ihtişamı ile dağıtır karanlıkları... Günümüzde gazete köşelerinde aynı ezberlerle yapılan yorumlar TV'ler de şu burç diğeri ile anlaşamaz gibi söylemlerle anlatılan böylesi itibarını kaybetmiş astroloji o dönemlerdeki adı ile Gökbilim, İlm-i Nucm İlm-i Felek neden bu kadar kıymet gördü önemsendi? Böylesi donanımlı he biri karanlıkları bilimin ışığı ile aydınlatmak için ömrünü bilgiye adayanlar sayesinde.

Tek bir gezegenin gözlemi bile 287 yıl nakkaş gibi işlenip usturlaplar ile rasatlar yapılarak gözlemlenerek elde edilen o zahmetli bilgiler hayati konular da itibar görürken bugün bu kadar kolay ballandırılarak anlatılır her şey 12 burçtan ibaret gibi konuşulur oldu. Astronomi olmadan astroloji, matematik olmadan gözlem olmadan bilgi sahibi olmadan fikir yürütülür kabul görür oldu. Pek çoğu donanımsız kişiler tarafından yapılan günümüzde ki yorumlar o kıymetli alimlerin eşsiz eserlerine çalışma ve emeklerine ne büyük haksızlık!

Hatice-i Netice, internet üzerinden programlar ile feleklerin sırlarını barındıran uçsuz bucaksız koskoca gökyüzü; 12 burcun içine sıkışıp kaldı günümüzde. Dilerim bu çalışma ile sorular cevabını bulur.

Sümerlerden Şamanlara, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Zic-i Uluğbeyden, Kitâbu Esrâri’n-Nücûm'a Seyahatname’den, Keşfüz-Zünun’ a Mukaddim’e, Kitabul Bulhan Ali Kuçcu Harezmi Al Battani Muhyiddin Arabi İbn-i Haldun Erzurumlu Hakkı Marifatname ve çok çok önemli Kandilli Rasathanesi'nde bulunan toplam 1340 El yazması eserin birbirinden değerli bilim insanlarının uzun uğraşları sonucu Arapça, Farsça ve Osmanlıca’dan oluşan muhteşem arşivinin gün ışığına çıkarılması UNESCO ‘’MEMORY of the WORLD’’ dünyanın belliği destek programı projesinde yer almıştır.

İlk 10 projeden biri olması dünyada tüm araştırmacılara bilim insanlara fayda sağlanması için yıllar önce hayata geçirilmiştir. Bu değerli eserler gibi daha nice el yazmalarından araştırdığım geçmişten günümüze varlığını koruyan müzelerde sergilenen araştırmacıların peşinden koştuğu bu kadim bilgileri açıklamaları ve görselleri ile sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Çalışacağız ki bilgisi olmadan fikir yürüten ispatı olmadan varsayımlar ile hareket eden muhalefet etmek karalamak adına 'Astroloji yoktur!' diyerek iddia boyutunu geçemeyen konuşmalar yazımlar doğrunun karşısında hükmünü yitirsin ve bulanan soru işaretleri ile yorulan zihinler bilginin ışığında aydınlansın, gerçekleri öğrensin, düşünsün, sorgulasın; var olanı incelesin kendi hayatlarında farkındalıklarını arttırsın ve gelecek nesillere aktarsın.

Bu topraklar üzerinde yaşayan bizler bu mirasın sahibiyiz ve sahip çıkmalıyız. Emin olun başka ülkelerde bizim astroloji mirasımız daha fazla kullanılıyor. Bizim mirasımızı ortaya çıkartıp, insanlığın hizmetine sunabilmek tek arzum ve isteğimdir. Atalarımıza layık bir torun olmak; onların tarihe gömülmüş miraslarını ortaya çıkartıp insanlığa sunmak beni manevi olarak besliyor.

Gökler rehberiniz yolunuz ışık olsun...
Dr.Astrolog Şenay DEVİ