Gençlik aşısı hakkında her şeyi Dr. Cem Hamidi'ye sordum!

5 Kasım 2020

Son günlerde adını çokça duyduğumuz gençlik aşısı uygulamasını Dr. Cem Hamidi'ye sordum. Demet Akalın'ın boynuna zarar verdiği söylenen bu işlemin detayları neler? Dr. Cem Hamidi bizim için cevapladı!

Hocam nedir bu gençlik aşısı?

Dr. Cem Hamidi: Aslına bakarsanız tamamen pazarlama ismi. Gençlik aşısı diye bir tıbbi tedavi yok. Her klinik mezoterapi uygulamasına kendince isim takmış. Bir klinik gençlik aşısı diyor başka klinik nem aşısı diyor. Benim kliniğimde bu uygulamanın adı paris ışıltısı. Mezolift duydum, vitamin uygulaması duydum. Örnekler çok yani...

Son günlerde olumsuz çok haber çıktı gençlik aşısı uygulamaları hakkında. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Dr. Cem Hamidi: Gençlik aşısı dediğimiz uygulama yukarıda da söylediğim gibi aslında mezoterapi. Yani yıllardır hasta tedavisinde güvenle kullanılan, dünyada milyonlarca hastaya uygulanmış bir yöntem. Tıbbi bir uygulamanın güvenli olarak yapılabilmesi için hastanın anamnez dediğimiz ön bilgisinin çok iyi alınması lazım. Örnek vermek gerekirse hasta kalbi için eğer yüksek doz kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyorsa ve kan sulandırıcı kesilmeden bu uygulama yapılırsa kanın pıhtılaşması geç olacağı için işlemden sonra onlarca minik morluk olacaktır. Başka bir örnek verelim. Eğer hastanın lokal anesteziye karşı bir alerjisi var ise ve bu bilgi öncesinde hastaya sorulmazsa işlem öncesi sürülen krem hastaya dokunacaktır. Tabi gençlik aşısı içindeki maddeler de önemli. Hastaya mutlaka herhangi bir maddeye karşı alerjisi olup olmadığı sorulmalı. Eğer karışımın içinde bu maddelerden biri var ise farklı bir ilaç tercih tercih edilmeli.

Bu uygulamayı güvenle yaptırmak isteyenler neye dikkat etmeli?

Dr. Cem Hamidi: Açıkçası benim yukarıda yazdıklarımı genel tıp eğitimi almış her doktor bilir. Problem maalesef merdiven altı olarak tabir edilen, illegal yollar ile ilaca ulaşım sağlayan doktor barındırmayan yerler. Bu bazen bir kuaförün arka odası oluyor, bazen de bir otel odası. Genel tıp eğitimi almamış insanlar dezenfeksiyon konusunda bilgili olmadıkları için uygulama yaptıran kişiye kolayca enfeksiyon kaptırabilir. Daha pek çok risk var.

Bu riskleri biraz daha açar mısınız?

Yazının devamı...

#SendeBirGüzellikVar: Endolift Lazer Ağı

23 Eylül 2020

İlerleyen yaş, kilo alıp verme, dış faktörler ve yer çekiminin etkisiyle yüz bölgemizde sarkmalar, buruşmalar ve kırışıklar gözlemleyebiliriz. Ben de yakın zamanda verdiğim kilolardan kurtulduğum için ne kadar mutlu olsam da, yüzümde yarattığı değişikliklerden çok da memnun değildim.

Yüzümdeki yağ kaybı ve yetersiz beslenmeden kaynaklı kolajen eksikliği 24 yaşımda beni nazolabial çizgilere (burnumuzdan dudaklarımıza doğru inen çizgiler) maruz bıraktı:) En başta fark etmesem de, bu çizgilerin günlük hayatımda beni ne kadar yorgun ve 'olgun' gösterdiği görünce; gerçekten rahatsız olmaya ve bir çözüm aramaya başladım.

Hem işim dolayısı ile hem de artık sosyal medyanın hayatımıza kattığı bilgiler ile en iyi çözümün bu bölgeye uygulanabilecek hyalüronik dolgular olacağını düşündüm.

Yolum bu noktada sevgili doktorum Evrim Uçkunkaya ile kesişti. Kendisine danıştığımda ''Hocam, gerçekten kötü hissediyorum ve nazolabial çizgilerimden rahatsızım. Sizce bu bölgelere dolgu uygulamak, bir çözüm olur mu?'' diye sormuştum. Kendisi bana bunun bir çözüm olabileceğini, ancak uzun vadede daha kesin ve süregelen sonuçlar alabilmemiz için farklı bir prosedür izleyebileceğimizden bahsetti. Nazolabial dolgu yaptırdığımda, o bölgedeki görüntüyü hafifletmiş olsak dahi; yüzümdeki diğer bölgelerin de hacim ve boyutlarından rahatsızlık duyabileceğimi belirtti. Üstelik zaten kilo vermiştim; ve hiçbir dolgu yüzümdeki yağ dokusunu geri getiremeyecekti:) Bu yüzden hem doğala dönmek hem de daha sağlıklı ve dinç gözükmek adına Endolift uygulamasını önerdi. Benim için en önemli nokta bu yönlendirme oldu. Çünkü doğru yönlendirme ve ihtiyaca göre ilerlemek bence güzellik ve estetik konusundaki en önemli nokta.

Yazının devamı...

Neden sürekli alışveriş yapıyoruz?

22 Eylül 2020

İnsanların ihtiyaç duyduklarından daha fazla para harcamalarının 2 ana nedeni vardır: Zevke yaklaşarak veya acıdan uzaklaşarak daha iyi hissetmek isterler. Yeni bir elbise veya yeni bir akıllı telefon gibi pahalı bir şey satın alarak, uğraşmak zorunda kalabileceğimiz gerçek sorunlara odaklanmayız. Derinlerde, gerçekten yeni şeylere ihtiyacımız olmadığını biliyor olsak da, bazen bir şeyleri satın alma baskısına direnmek imkansız olabilir. Peki, bizi bu davranışa iten nedir?

Başkalarını etkilemeyi umuyoruzDarwin’in evrim teorisine göre, insanlar onlarla rekabet etmek ve kendi iyilikleri ön planda tutmak için mümkün olduğunca çok şey talep etmeye çalışır. Ancak tüm temel ihtiyaçlarımız karşılandığında, tüketim çılgınlığı başka bir yerde bizi bekliyordu. Bu, insanların gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri giderek daha fazla satın alarak zenginliklerini dünyanın geri kalanına göstermesiyle sonuçlandı. Ancak iyi hissetmenin, iyi görünmekten daha iyi olduğunu unutmayın. Eşyalara değil; kendinize yatırım yapın.

Daha fazlasına sahip olan insanları kıskanıyor olabilirizKendimizi çevremizdeki insanlarla karşılaştırmadan duramıyorsak; bunun doğal bir sonucu gelişebilir ve onlar gibi olmak isteyebiliriz! Bu, bizim gerçekten ihtiyacımız olduğu için değil, sadece arkadaşlarımızda olduğu için bir şeyler satın almamıza neden olabilir.

Ayrıca, itiraf ettiğimizden çok daha benciliz. Geçmişte her zaman "en güçlü olanın hayatta kalması" kuralı geçerli olmuş ancak bugün de geçmişimizden farklı değil. Diğerlerinden daha fazla şey satın alarak kişisel krallığımızın sınırlarını büyütmeye çalışıyoruz.

Yazının devamı...