Koronavirüs sonrası kulüplerimiz ve futbolcular (1)

Ülkemizde TFF, koronavirüs nedeniyle önce maçları seyircisiz oynattı. Ardından da liglerde kalan maçları erteledi.

 Unutulmasın ki, bu erteleme kararı hem toplumun hem de futbol camiasının sağlığı açısından çok önemli.

Umarım virüs belası geçer geçmez yalnız ülkemizde değil, tüm ülkelerde stadyumlar dolar ve tüm futbol sevdalıları, bu güzel oyunu seyretmenin mutluluğunu yeniden yaşarlar.

Elbette futbolda, bu saatten sonra konuşulacak en önemli gündem başlığı, ‘Kriz yönetimi’ olacaktır.

Son yıllarda günümüz Türk futbolunun maddi durumu tüm çıplaklığıyla ortada. Üzerine bir de virüs sonrası ekonomik kriz ve sorunlar eklendi.  

Maalesef seyirci gelirleri artık yok. Sponsorlar ve hak sahipleri ödemeleri askıya aldı. Yayıncı kuruluşlar ne tedbir alacağını düşünüyor derken, 31 Mart Salı günü Fransa’da liglerin yayıncı kuruluşundan sadece biri olan Canal Plus, nisan dönemine ait 110 milyon euroluk ödemeyi yapmayacağını açıkladı.

Gerekçesi ise, maçlar izlenmedikçe kaynak yaratmanın mümkün olmayacağıydı.

Bu da, gelecekte ki en büyük tehlike olarak karşımıza çıkan ve kulüplerin en büyük gelir kaynağı olan yayın gelirlerinde azalma olacağını gösteriyor.

Bütün bu halkalar birleşince, bu krizden en çok futbol kulüpleri zarar göreceğe benziyor.

Hayat devam ediyor. Oyuncular, maaşlarını kulüplerinden almakta. Birçok kulüp, nakit akışı olmaması sebebiyle, oyuncularına ve çalışan profesyonellerine finansal hükümlülüklerini yerine getirmedikleri bir durumla karşı karşıya.

Şu an ödeme yapan varsa bile, yakın gelecekte bu sıkıntı kaçınılmaz olacaktır.

Barcelonalı oyuncuların maaşlarında yüzde yetmiş indirime gitmesi, önce duyarlılık ve daha sonra krizi birlikte çözme niyetinin bir sonucudur.

Yürürlükteki yasalar açısından, kulüpler ve oyuncular arasındaki iş sözleşmeleri yerel yasalara tabidir. Bazı durumlarda, bir CBA (toplu iş sözleşmesi) de uygulanabilir. FIFA RSTP (Oyuncuların Statüsü ve Transferi Yönetmeliği) önemli olabilir, çünkü bazı hükümleri ve doğrudan iç düzeyde geçerlidir ve uygulanmalıdır.

 Daha da önemlisi, yetki alanı, yani yetkili mahkemeler bakımından, futboldaki iş sözleşmeleri yerel mahkemelere ve prosedürlere tabidir. Ancak, iki istisnanın altı çizilmelidir. Bazı durumlarda, sözleşmeler özellikle FIFA DRC’nin (Uyuşmazlık Çözümü Odası) yeterliliğini sağlar; bir oyuncu yabancıysa ve ulusal uyuşmazlık odası FIFA gereklilikleriyle tutarlı değilse, FIFA DRC yetkili yargı mahkemesidir. Bir durum duyduğunda, FIFA DRC genellikle iç yasalar yerine kendi kurallarını (RSTP ve İsviçre Kanunu) uygular...

Bu da bize, FIFA’nın bu olağanüstü kriz döneminde ortaya çıkan istisnai durumu dikkate alması gerektiğini gösteriyor.

Kişisel kanaatim, bu krizin futbolla ilgili olan herkese bir şeyi öğrettiğidir. O da kulüplerin var olması ve yaşamasıdır. Kulüpler yoksa ne futbol, ne FIFA, ne de UEFA vardır.

O halde oyuncuların haklarının korunmasının yanında, artık kulüplerin de korunması mecburiyeti doğmuştur. Kulüplerin yaşaması için onlara destek vermek zorunlu olmuştur. Ben inanıyorum ki başta TFF ve Spor Bakanlığımız olmak üzere futbolun tepe isimleri bu konuda da bir adım atacaktır. Atmalıdır da...

Bu konu hakkındaki çözüm anahtarı yarın ki köşe yazımda yer alacaktır.