Filiz Aygündüz

Filiz Aygündüz

filiz.aygunduz@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Koronavirüs vakalarının ve ölümlerinin artması karantinadaki hayatlarımızda yaşadığımız o benzersiz endişelerimizi katladı. Hayatın ne zaman normale döneceğiyle ilgili bir tarih verilememesi, bunun getirdiği belirsizlik en çok da ‘anlam’ duygumuza zarar verdi. Birçok şey anlamını kaybetti. Oysa anlamlarımıza en sıkı tutunmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Virüs bulaşma, yoğun bakıma alınma ve hatta ölüm tehlikesi varken kitap yazmak ne kadar anlamlı? İşe deli gibi sarılmak? Kariyer planları yapmak? Ve diğerleri? Hepsi çok ama çok çok anlamlı. Bunu anlam merkezli psikoterapi yönteminin kurucusu Psikiyatr Victor Frankl söylemiş yıllar önce.

Haberin Devamı

Frankl, hayatının üç yılını Auschwitz dahil çok sayıda toplama kampında geçirmiş, babası, annesi, erkek kardeşi ve karısı toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiş, kız kardeşi hariç ailesinin tamamını bu kamplarda kaybetmiş bir doktor. Toplama kamplarındaki izlenimlerinin sonucunda logoterapi yöntemini keşfediyor ve bu keşfin hikâyesini Okuyanus Yayınları’ndan bulabileceğiniz, dışarı çıkamasanız bile online sipariş edebileceğiniz- “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitapta anlatıyor. Bugünlerde ne okumalıyım diye soranlara ilk bu kitabı söylüyorum. “Bir kitap okudum hayatım değişti” türünden bir kitap bu. Ve size çok iyi gelecek.

Frankl’ın bu kitaptaki amacı yaşadığı deneyimden hareketle okura ‘yaşamın her durumda, hatta en acınası durumlarda bile potansiyel bir anlam taşıdığını anlatabilmek’. Moralimizi bozmamak, infiale düşmemek, dolayısıyla bağışıklığımızı düşürmemek özetle hayatta kalabilmek için anlama ihtiyacımız var. Bir psikiyatr bulup kendi varoluşunuzun gizli anlamının farkına varmanızı sağlayacak logoterapi sürecinden geçmeniz gerekmiyor şimdilik. Bu kitabı okumak bile işe yarayacaktır.

Bir kitap okuyacaksınız ve hayatınız değişecek

Umut etmek

Toplama kampında insan aklını zorlayan şartlarda, açlık, soğuk, SS subaylarının şiddeti eşliğinde, her an gaz odalarına gönderilme, ölüm korkusuyla demiryolu hatları için kazı yaparak ve ray döşeyerek üç yıl geçiriyor Frankl. Bu süreçte geleceğe, kendi geleceğine inancını yitiren tutukluların kısa sürede sonlarının geldiğini belirtiyor. Umut etmenin önemini defalarca vurguluyor: “Bir insanın ruhsal durumuyla -cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı- vücudunun bağışıklık durumu arasında ne kadar yakın ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birdenbire yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır.”

Haberin Devamı

Umut ve cesareti artıran en önemli kalemin mizah olduğunu savunuyor, mizahın yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile olduğuna dikkat çekip şöyle devam ediyor: “Mizah, kendini koruma savaşında ruhun bir başka silahıydı. Mizahın, insan yapısındaki diğer her şeyden çok, birkaç saniyeliğine de olsa, uzaklaşarak bir durumun aşılmasını sağlayabildiği çok iyi bilinmektedir.“

Umut ve cesaret, mizah dışında nasıl oluşturulur? Bu soruyu şöyle yanıtlıyor Frankl: “Kamptaki bir insanın içsel gücünü yeniden kazanmasına yönelik bir çabanın ilk önce ona gelecekte bir hedef göstermeyi başarması gerekiyordu. Nietzsche’nin şu sözleri, tutuklularla ilgili her türden psikoterapi ve koruyucu ruh sağlığı çabalarının yol gösterici parolası olabilir: ‘Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a katlanabilir.‘ (...) Yaşamında hiçbir anlam, amaç, hedef göstermeyen ve bu nedenle sürdürmeyi anlamsız bulan kişinin vay haline! Kaybetmesi uzun sürmeyecektir.” Ve ekliyor: “Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dünyada kişinin en kötü şartlarda bile yaşamını sürdürmesine, yaşamında bir anlam olduğu bilgisi kadar etkili bir şekilde yardımcı olan başka hiçbir şey yoktur”.

Haberin Devamı

Yaşamın anlamını keşfetmek

Peki, kendisi anlamını nasıl yaratmış? Toplama kampına girdiği sırada, yazmakta olduğu kitabı elinden alıp yok etmişler. Kendini bu kitabı yeniden yazma anlamına adamış: “Bavaria Toplama Kampları’nın karanlık barakalarının arkasında el konulan kitabımı yeniden yazma işinin, kardiyovasküler çöküş tehlikesinin üstesinden gelmeme yardım ettiğinden eminim.”

Peki, sizin hayatınızın anlamı ne? Onu nasıl bulacaksınız? Kitapta bu soruya da yanıt veriyor Frankl: “Logoterapiye göre yaşamın anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz.

1. Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek. (...) Yaşamda anlam bulmanın bir diğer yolu, bir şey - iyilik, doğruluk, güzellik gibi - yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. Yani onu sevmektir.”

Benim hayatımın anlamı yazı yoluyla insanlara değmek, iyi gelmek. Şanslıyım, yine insanlara dokunan şahane bir iş yapıyorum. Milliyet Sanat dergisinde, Milliyet’in kültür sanat sayfasında ve hafta sonu eklerinde her biri alanında uzman arkadaşlarımla birlikte kendinizi iyi hissedeceğiniz yayınlar hazırlıyorum. Evden ama her zamankinden daha büyük bir anlamla çalışıyorum. Bu da bana bu günlerin biteceği umudunu veriyor. Siz de işinize, sevdiklerinize, mizaha sarılın bugünlerde. Sosyal mesafeyi koruyarak; dokunmak ve bir arada olmak şart değil. Yaşadığınız acıya kafa tutun. Biteceğine inanın. İyilik yapın. Son olarak “İnsanın Anlam Arayışı”nı mutlaka okuyun.