“Bunu bize neden yapıyorlar?”

Yıl 2011. Suriye’de rejim karşıtı güçlerle hükümet arasında çıkan çatışmalarda Suriye ordusunun sivil yerleşim birimlerini hedef gözetmeksizin bombaladığı günler... Waad, Esad rejimine karşı ayaklanma başladığı sırada Halep Üniversitesi’nde Pazarlama öğrencisi. Arkadaşı Doktor Hamza al-Kateab’ın Halep’te kurduğu sahra hastanesinde savaşı belgelemek için yurttaş haberciliğine başlıyor. Bunu 2016’ya kadar sürdürüyor. Toplam 300 saatlik çekimler 2016’da Londra’ya göç ettikten sonra yönetmen Edward Watts’ın da katkılarıyla bir belgesele evriliyor. Adı “For Sama”.

Bu belgeseli, bugün sona erecek Uluslararası Göç Filmleri Festivali kapsamında izledim. İzledim ve ağladım.

“Genç bir anneden kızına aşk mektubu” olarak nitelendirilen filmde Waad kadın gözüyle savaşı belgeliyor. İsyan başladıktan bir süre sonra Dr. Hamza al-Kateab ile evleniyor. Birlikte mücadeleye başlıyorlar. Hastaneye gelen yaralılar, kan revan içindeki koridorlar, kardeşinin başını bekleyen çocuklar, evladını kaybeden annelerin yaktığı ağıtlar, Halep’i sürekli bombalayan Rus uçakları... Hepsini kameraya alıyor Waad al-Kateab. Bunların yanı sıra günlük yaşamı da kaydediyor. Hastane çalışanlarının sığınaktaki sohbetlerini, dışarıda bombalar yağarken hayata tutunma çabalarını, acıyı esprilerle hafifletme gayretlerini. Derken Waad’ın kızı Sama doğuyor. Hastanedekilerin masmavi göğü, yaşama sevinci oluyor Sama. Bundan sonra çekimlerini kızı için sürdürüyor. Ona ileride doğduğu Halep’i ve o günün koşullarını anlatmak için. Gün geliyor, kızının hayatı ve özgürlük mücadelesi arasında sıkışıp kalıyor. Eşiyle birlikte kızlarını da yanlarına alıp Halep’i terk ederek Sama’ya daha güvenli bir yaşam sağlama fikri zorluyor onu. Ama birini ya da diğerini seçmek yerine; ikisini birlikte var gücüyle koruyor. Yıllar geçiyor, insanlar ölmeye devam ediyor, tedavi edilip hayatta kalmaya. Hastanede çocuğunun ölüsünü taşıyan bir anne Waad’ın kamerasına bakıp “Çek” diye feryat ediyor: “Çek bu olanları. Bunu bize neden yapıyorlar?” Annenin bu sorusu mıhlanıyor insanın aklına: Niye bize
bunu yapıyorlar? Ne uğruna? Nasıl bir vicdanla?

Orduyla rejim karşıtı güçler arasındaki çatışmaya ait yüzlerce görüntü akıyor Waad’ın belgeselinde. İnsanı taş kesen görüntüler. Hastanenin bombalanması misal. Yerle bir oluyor. Şans eseri kurtuluyor Kateab çifti ve kızları. Ama asla vazgeçmiyorlar. Haritada görünmeyen, bu yüzden de yer tespiti yapıp bombalanamayacak bir yer bulup yeniden kuruyorlar hastaneyi. Çocuklar, bu hastanede de ölmeye devam ediyor, hastalar iyileştirilmeye. Öyle beyaz çarşaflı pırıl pırıl yatakları olan odalar düşünmeyin. Bazen öyle yoğunluk oluyor ki hastalar yerdeki kan gölünün içinde tedavi ediliyor. İnsanın yüreğinin kaldırmayacağı sahneler bunlar. Waad, Sama’sını korumaya çalışırken, kaybedilen çocukların acısını da ekliyor anneliğine. Onun duyarlı gözü ajitasyona izin vermeden, bütün doğallığıyla belgeliyor o korkunç dramı. Bu süreç 2016’da göçle tamamlanıyor. Bir de oğlu geliyor dünyaya Waad’ın. Halep’te rahmine düşen. Oğlunun Halep kokusunu içine çekiyor, yabancı bir memlekette. Bir hazin teselli.

Savaş nedeniyle Türkiye’ye göç eden Suriyeliler’e karşı duyulan önyargı hâlâ sürüyor. Bu ezberi gözden geçirmek, o halkın neler yaşadığını anlamak için mutlaka seyredilmeli “For Sama”. Bir daha hiçbir anne koynunda evladının ölüsü bunu bize niye yapıyorlar diye çaresizce ve acıyla sormasın diye.