Mevlide dair

Öncelikle şu hususun üstünü çizmekte fayda var: Diyanet İşleri Başkanlığı’nı FETÖ’nün uydurduğu ve kelimenin tam anlamıyla bir bidat (dinde, sonradan ibadet diye uydurulan) kokan ‘kutlu doğum haftası’nı, miladi takvime göre olan yanlış ve sapkınlığından çıkartıp, aslına, yani hicri takvime göre belirlemesini tebrik ediyoruz. Zira yanlıştan dönmek erdemliliktir.

Malum, İslam düşmanlarının son oyunu, Hz Peygamber’i (aleyhisselam) adeta postacı konumuna sokup, O’nu, mübarek söz ve davranışlarıyla dinin dışında tutmaktır. Ve O’nun bütün bu söylem ve eylemlerini, kendi devri için gerekli görüp, o en üstün yaratılışı, kıyamete kadar hayatın dışında tutmak istemeleridir.

Halbuki o en üstün ahlak, kıyamete değin örnektir, numunedir ve insanoğlu için en büyük rahmettir. Ahzab suresi, 45-46’ncı ayet-i kerimelerinde mealen: “Ey Peygamber! Elbette ki biz seni (ümmetin üzerine) bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik” buyurulmaktadır.

Ayrıca, Muhammed suresi, 32 ve 33’üncü ayet-i kerimelerde de mealen şöyle buyurulmaktadır: “Şüphesiz ki o küfre sapanlar, (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler (ve O’nu dışlayanlar) Allah’a asla, hiçbir şeyle zarar veremezler. O, bunların amel defterlerini boşa çıkartacaktır. Ey iman edenler! (Bütün işlerinizde) Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.”

Hz. Peygamber’e itaat etmeyip, O’nu dışlayanın ve O’ndan yüz çevirenin kâfir olacağını ve o kâfirleri de Allahü Teâlâ’nın sevmeyeceğini bizzat Allah buyuruyor. (Al-i İmran, 31-32)

Peygamber Efendimizi (aleyhisselam) hayatımızdan dışlamak isteyenlerin Allah’a inanıyoruz demeleri yalandır ve inananları saptırmaya yöneliktir. Zira O’nun en yüksek ve evrensel bir ahlak üzere olduğunu söyleyen Allahü Teâlâ, O’na bizzat salat edip, övüyor ve kutsuyor: “Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’i salat eder (O’nu kutsar, övgüyle anar). Ey iman edenler! Siz de O’na salat ü selam edin (kutsayın, şanını yüceltin). (Ahzab suresi, 56’ncı ayet meali)

Sevgili Peygamberimizin, mü’inlere kendi canlarından daha yakın (evla), daha sevimli ve çok daha mühim ve lüzumlu olduğunu bizzat Allah buyuruyor. (Ahzab-6) Şu halde, Hz. Peygamber’i hayattan dışlamak isteyenlerin Rabbi Allah olmasa gerektir!

Evet, onlar Allah’a değil, kendi nefislerine tapınıyorlar.

Şayet Allahü Teâlâ’ya inanmış olsalardı, Peygamber’e (aleyhisselam) itaatin Allah’a itaat olduğunu bilir ve öyle söylerlerdi. Tersini söylediklerine göre, bunların, apaçık bir sapkınlık içinde oldukları belli değil mi?

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’den kaçmak, rahmetten uzaklaşıp lanete uğramayı gerektirir. Nitekim rahmetten kovulan şeytan da lanete uğramış, melun olmuştur.

Dolayısıyla, malum taife, melun (rahmetten kovulan) şeytanın askerleridir.

O Peygamber ki o yüzden varız; yani O bizim varlık sebebimizdir. Üstünler üstünü olan böyle bir şahsiyeti hayatımızın gayesi bilmekten, her adımımızı O’na bakıp atmayı ve ‘canların canı olan Sevgilinin uğruna can vermekten’ daha tabii ve daha güzel ne olabilir?

Ne mutlu O’na ümmet olana!

DİĞER YENİ YAZILAR