Almanya’da dengeler alt üst

Türkiye ve Türklerin büyük önem verdiği Almanya seçimleri öncesinde durum hayli karıştı. Özellikle AB içinde Türkiye yanlısı tavır sergileyen Merkel’in partisinde kan kaybı sürüyor.

Türkiye ve Türkler için de büyük önem taşıyan Almanya seçimlerine 6 aya yakın bir zaman var. 26 Eylül’de yapılacak seçimlerde Alman halkı, yeni meclis üyelerini belirleyecek. Ancak durumun biraz karışık olduğunu söylemekte yarar var.

Almanya’da dengeler alt üst

Şansölye Angela Merkel, artık hiçbir göreve aday olmayacağını resmen duyurmuş, partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) yeni başkanlarını belirlemişti. Ancak işler öngörüldüğü gibi iyi gitmiyor. Zira Merkel’in partisi yılın başından bu yana ciddi bir düşüşe geçti. Kamuoyu araştırmalarına göre Hristiyan Sosyalist Birlik (CSU) partisiyle birlikte alması beklenen oy oranı yüzde 26 civarında. Buna karşın ciddi yükselişe geçen Yeşiller Partisi’nin oy oranı yüzde 22 gibi öngörülüyor. Halen  Merkel’in koalisyon ortağı olan Sosyal Demokratlar’ın (SPD) yüzde 18, Liberal Demokratlar’ın da yüzde 10’dan fazla oy alacağı tahmin ediliyor.

Bu veriler mermere yazılmış rakamlar değil ve rakamlar, eğilimler olumlu yahut olumsuz bir şekilde değişebilir. Ancak parti başkanlığını terk ettiği tarihten bu yana Merkel’in siyasi akımı bir türlü seçmenle yeniden kucaklaşamıyor. Birlik partileri CDU-CSU Aralık ayından bu yana ciddi düşüşe geçmiş olsa da, seçmenleri aşırı sağ partilere kaymış değil. Zira yabancı düşmanı Alternatif für Deutschland (Afd) partisi, 2017’deki yüzde 12.6’lık oy oranının gerisinde, yüzde 11 civarlarında seyrediyor.

Liderlik eksikliği

CDU-CSU’nun oylarında görülen düşüşün en önemli nedenlerinden biri, Almanya’da yaşanan aşı krizi. Merkel ülkedeki aşı ihtiyacını karşılayacak hamleyi bir türlü gerçekleştiremedi. Pandemiyle mücadele konusunda aldığı tartışmalı önlemler   üçüncü dalgayı önleyemedi. Paskalya tatili sırasında tecrit kurallarının uygulanmasına karar veren, ardından da halkın gösterdiği tepki nedeniyle kamuoyu önünde özür dileyip bunu uygulamaktan vazgeçen Merkel, aşılama sürecini yönetmede de sorunlar yaşıyor. Zira Nisan ayı sonundan itibaren ülkede öngörülen kitlesel aşılamanın gecikmesi veya aşılama hedeflerinin tutturulamaması, Merkel ve partisini iyice zorda bırakabilir.

Öte yandan Alman Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer’in (AKK) mecburi istifasıyla boşalan  parti başkanlığı koltuğuna oturan Armin Laschet’in, Merkel’in yerini doldurup dolduramayacağı sorusu da gündemde. Seçmen, 16 yıldır görevde olan Angela Merkel’in gidişinin büyük boşluk oluşturacağını, CDU’nun parti programını ve çalışma şeklini yenilemesi gerektiğini düşünüyor. Laschet ise, bu çağrılara henüz cevap vermedi veya veremedi.

Her şeye rağmen CDU-CSU, ülkenin en büyük siyasi partisi ve an itibariyle seçim yarışında birincilik konumunu kaybetmedi. Ancak ülkede “hükümet oluşumu için vazgeçilmez parti” konumunu yitirmiş görünüyor. Kamuoyu araştırmalarında çıkan sonuçların sandığa yansıması halinde CDU-CSU, iktidarda kalmak için Yeşiller Partisi’ne muhtaç kalacak gibi duruyor. CDU-CSU sadece Liberal Demokratlar ve Sosyal Demokratların katılımıyla bir koalisyon kuramaz.

Türkiye için kritik

Bu arada, Haziran’da yapılacak Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları zirvesi, Şansölye Merkel’in katılacağı muhtemelen son zirvelerden biri olacak. Bu zirveye siyaseten güçlü bir şekilde katılması önemli. Zira AB’nin Türkiye ile pozitif gündem oluşturmak amacıyla alacağı olası kararda Merkel’in tutumu belirleyici olacak. Merkel, AB’nin Türkiye’de hassas olan istikrarı bozmayacak yapıcı bir ilişkiye girmesini savunuyor. Almanya bu talebinde yalnız değil. Ancak karşısında dişli muhalifler var.

Merkel’in Haziran’da Türkiye konusunda takınacağı tutum da Almanya’daki seçimlerde etkili olacaktır. Zira SPD, bu ülkedeki Türk seçmenler için çekiciliğini yitirdi. Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile partinin Türkiye çizgisi bunda etkili oldu. Genç nesil seçmenlerin Yeşiller’in, müteşebbis Türklerin Liberal Demokratlar’ın, sair seçmenlerin de CDU’nun başbakan adayına göre muhafazakarlara verebileceği konuşuluyor. 1 milyona aşkın Türk kökenli Alman seçmeninin oyu da kuşkusuz bazı eyaletlerde  belirleyici olacaktır.