Armin Laschet güç kaybediyor

Birkaç hafta öncesine kadar Almanya’da yapılacak olan genel seçimlerde Başbakan Angela Merkel’in halefi Armin Laschet’in seçimlerin mutlak galibi olarak düşünülüyordu. Ancak seçim kampanyalarının resmen start almasıyla birlikte Hristiyan Demokratlar Birliği (CDU) partisi lideri Laschet kamuoyu araştırmalarında çok kısa sürede 13 puanlık bir düşüş kaydetti. Frankfurt kentinde bulunan bir boks salonunda basın mensuplarının karşısına çıkarak seçim kampanyasını resmen başlatan Laschet, rakiplerine karşı son dakikaya kadar mücadele edeceğinin mesajını verdi. CDU liderliğine geldiği tarihten bu yana seçmenin tepkisine neden olan hareketler ve açıklamalarda bulunan Laschet, partisinin ağır topları tarafından da eleştiriliyor. Zira Almanya’nın batısını vuran sel felaketi esnasında Cumhurbaşkanı Franz Walter Steinmeir’in taziye konuşması sırasında, çevresindeki insanlarla şakalaştığı anlar basına yansıdı. Laschet seçmenlerinden ve bölge halkından özür dilemek mecburiyetinde kalmıştı. İntihal suçlamalarıyla da karşı karşıya kalan Laschet’in partisinin ağır topları da artık kendisine pek güven duymadıklarını da dile getirmeye başlıyorlar. Hatta CDU’nun militanlarının %70‘i kardeş parti Hristiyan Sosyalist Birliği (CSU) lideri Markus Söder’in Başbakan adaylığını desteklemeyi tercih ettiklerini dile getirdiler.

Laschet’in en yakın rakibi ise, Yeşiller Partisinin başbakan adayı olan Annalena Baerbock. Hafta başında yayınlanan anketlerde, Baerbock’un oyların %20’sini alması öngörülüyor. Artık iktidar olamayacak denilen sosyal demokrat SPD’nin adayı Olaf Scholtz’un da oyların %19’u alması hesaplanıyor.

Seçimlere 6 hafta kala, Laschet maratonun sonunda hala ipi göğüsleyen lider olarak sandıktan çıkabilir. Ancak Merkel’in yerine başbakanlık koltuğuna oturacağın garantisi yok. Merkel’in siyasete yeniden soyunma niyeti yok. Hatta kampanyaya katılmaya hiç niyeti yok. Bu çerçevede Laschet’in anketlerde oy oranını artırması ve güç kazanması için Merkel gibi partinin hala ağır topu olarak sayılan önemli şahsiyetlere umut bağlamaması gerekiyor. 26 Eylül’de yapılacak olan genel seçimlerde Almanya birçok değişikliğe gebe. Merkel’in Avrupa siyasetinden tamamen çekilmesi de ülkede önemli bir milat oluşturacak. Seçimlerin Almanya-Türkiye ilişkileriyle AB-Türkiye ilişkilerine etkisini tespit etmek içinse henüz çok erken.

Armin Laschet güç kaybediyor

Sigara izmaritleriyle yeni mücadele yöntemi

Sigara izmaritleri çevre kirliliğine neden oluyor. Özellikle deniz kenarında ve plajlarda kuma gömülen izmaritler yerel yönetimler için büyük sorun teşkil ediyor. Dünyada her gün 12 milyar sigara izmariti doğaya atılıyor. Plajlarda terk edilen her sigara izmariti 500 litre suyu kirletiyor. Bu çerçevede Hollandalı Techtics firmasi ABD’nin önde gelen yazılım firması Microsoft’la birlikte Beachbot isimli robotu geliştirdi. Plajda otonom bir şekilde çalışan robotun üstünde bulunan iki adet kamera sigara izmaritini tespit ediyor ve robotun üzerinde bulunan penseler de izmariti toplayarak robotun üzerinde bulunan çöp tenekesine atıyor.  Robot henüz deneme aşamasında ancak ilk veriler umut verici. İnsanın verdiği zararı telafi etmek robotlara düşmeye başladı.

Armin Laschet güç kaybediyor

AB’nin çevre kaygısı

Avrupa Birliği (AB) çevre konusunda toplumdan gelen taleplere duyarlı olduğunu ve iklim değişikliği politikalarında aktör olduğunu göstermek için çeşitli programlar ve politikalar geliştirdi. Kuşkusuz 21. yüzyılın başındaki en önemli çevre politikası da ‘20-20-20’ olarak biliniyordu. 2005 yılında kararlaştırılan çevre politikasında, AB, 2020 yılına kadar sera etkisi yaratan gaz emisyonlarını %20 oranında düşürmeyi, yenilenebilir enerji oranını %20 artırmayı ve enerji verimliliğini de %20 oranında yükseltmeyi hedefliyordu. Ardından geçtiğimiz eylül ayında 2030 hedeflerini açıklayan Avrupa Komisyonu, 1990 yılına oranla sera etkisine neden olan gaz emisyonlarını %55 oranında azaltmayı hedefledi. Nam-ı diğer ‘Yeşil mutabakat’ politikasını geliştiren Avrupa Komisyonu oldukça iddialı bir hedef koydu ortaya. Ancak hafta başında BM’ye bağlı ‘Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’ uzmanlarının raporu açıklandı. Rapor da AB’nin iklim değişikliği konusunda mücadele programının çok yetersiz olacağına işaret ediyor.

Zira uzmanlar dünyanın 2030 yılında ortalama 1,5 derece ısınacağını belirtiyor. Oysa bu ısınmanın 2040 yılında meydana gelmesi hesaplanıyordu. Paris Anlaşması’nda öngörülen önlemlerin yetersiz olacağına işaret eden uzmanlar, sera etkisi yaratan gazlarda öngörülen kısıtlamaların yeterli olmayacağına vurgu yapıyorlar. Zira dünyanın 21 yüzyılın sonuna kadar 2 derece daha ısınacağı ifade ediliyor.

Bu çerçevede Avrupa Komisyonu’nun 2030 ve 2050 küresel ısınmayla mücadele politikaları şimdiden yetersiz kaldı. Zira bu programlar daha ancak hayata geçmeye başlıyor. Avrupa Komisyonu’nun çevreden sorumlu uzmanları da şimdiden tatil demeden güncelleştirilmiş önlemler üzerinde çalışmaya başlıyorlar bile. Türkiye’nin de içimizi yakan yangın ve sel felaketlerinin ardından yeşil mutabakat ve iklim değişikliğine mutlaka uyum sağlaması gerekiyor. Neticede ya Türkiye bu alanda biraz değişim sağlayacak; ya da çevre konusundaki politikaların ve dolayısıyla küresel çevre ekonomisinde oyun dışı kalacak.

Armin Laschet güç kaybediyor