Güldener Sonumut

Güldener Sonumut

ntvbenelux@gmail.com

Tüm Yazıları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dış politikada zaman zaman sanki amacını aşan açıklamalarda bulunmuyor değil. Zira hafta başında Avrupa ve NATO ülkelerinin Ukrayna’ya asker göndermesini önermesi, uzun bir amacını aşan açıklamalar silsilesine bir yenisinin eklenmesine neden oldu. Oldu mu sahi? İktidarda neredeyse 7 yılını dolduran Macron’un geçmişteki açıklamalarına bakılacak olursa, sicili oldukça kabarık. 

2019’da Londra’da yapılan NATO zirvesinin arifesinde ‘The Economist’ dergisine NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini açıklamış olmasını herkes hatırlıyor. Dönemin ABD başkanı Donald Trump’ın bile tepkisine neden olması, açıklamanın ne kadar yersiz olduğunu gösteriyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla birlikte NATO’nun ne kadar önemli bir güvenlik sigortası olduğunu görüldü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i fazla eleştirmemek ve yaftalamamak gerektiğini savunan Macron, Tayvan konusunda da Avrupa’nın ABD’nin dümen suyundan giderek Çin’in aşırı tepkisine neden olacak bir politikaya destek vermesini beklememek gerektiğini ifade etmişti. Macron’un hafta başında Paris’te düzenlediği Ukrayna konferansında AB ve NATO ülkelerinin Ukrayna’ya asker göndermesini önerdiğine yönelik açıklamalar da aynı tepkiye neden oldu. 

Haberin Devamı

Aslında Ukrayna konusunda fitili Almanya Başbakanı Olaf Scholz ateşledi. Zira Scholz Fransa’nın Ukrayna’ya askeri açıdan yeterince destek vermediğinden yakınmıştı. Paris ile Berlin arasındaki ilişkiler limoni. Fransa, AB ve NATO’nun önde gelen bir düzineyi aşkın üyesiyle bir ‘non paper’, yani resmi değeri olmayan bir düşünce belgesi paylaşarak, Ukrayna’ya eğitim ve lojistik destek amaçlı toplam 10 binden fazla asker göndermeyi önermişti. Bu öneriyi kamuoyuna ifşa eden Slovakya Başbakanı Robert Fico oldu. Önerinin fişini çeken de Almanya, ABD ve sair NATO müttefikleri oldu. Fransa aslında, hem Ukrayna’ya destek olmayı, hem de Rusya’ya yönelik baskıyı artırmayı amaçlıyordu. Ancak olmadı. Bu sefer Macron esasta değil, ancak usulde bir hata yaptı. Müttefiklerine yeterince danışmadı. Macron bu sefer amacını aşmadı ancak süreci ve topluluğu iyi yönetemedi. Ayrıca Rusya’nın tepkisinden dolayı, müttefikler buna benzer önerilerden imtina edecekler. Ukrayna için de pek iyi olmadı. Ancak her şeye rağmen NATO’nun önde gelen müttefiklerinin özel birliklerinin sivil ve askeri düzeydeki eser miktardaki kuvvetleri Ukrayna’da yok değil. Zira NATO ülkelerinin Ukrayna’ya verdikleri bunca silah sahipsiz, başıboş bırakılamaz... 

Haberin Devamı

Putin ve Navalni sınavı

Devletler özellikle hapishanede bulunan kişilerin sağlığından, güvenliğinden ve tabii ki yaşamlarından sorumlulardır. Sibirya’da bir hapishanede ‘ceza çeken’ Aleksey Navalni’nin hayatı da Rus devletinin teminatı altındaydı. Ölüme terk edildi veya öldürüldü. Neticede sorumlusu Rusya devletidir. Transdinyester parlamentosunun Rusya’ya ilhak olmak istediğini ilan etmesinden tam bir gün sonra, ulusuna seslenen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Navalni’den hiç bahsetmedi. Yapmış olduğu uzun konuşmada dikkat çeken bir unsur varsa, o da ülkenin elitleri konusundaki korkutucu sözler. Putin, ülkenin elitlerini değiştireceğini ve Ukrayna’ya karşı savaşan, kan dökenlerin ülkenin yeni elitleri olacağını söyledi. Bir başka deyişle, hapisten çıkan ve Ukrayna cephesinde savaşan katil, hükümlü ve türevi insanlar ülkenin müstakbel elitini oluşturacak. Haydi hayırlısı. 

Haberin Devamı

Macron amacını mı aştı

Putin, Navalni’nin naaşını uzun süre annesine teslim etmek istemedi. Ardından teslim etti ancak resmi bir cenazeye izin verip vermeyeceği belirsizdi. Nihayet kısıtlı ve kısa süreli bir törene yeşil ışık yaktı. Putin, Navalni’nin defnedilmesine izin vermeseydi, Navalni ‘İsa’laşırdı’. Navalni öldü ama başta eşi olmak üzere taraftarları ruhunu sanki yaşatma konusunda çok kararlı. Navalni taraftarlarını seçim günü saat 12’de seçim yerlerinin önünde protestoya çağırmıştı. Bakalım protesto işleyecek mi? 

Ancak sürgündeki Rus muhalefet organize olmaya devam ediyor. Zira geçen sene NATO zirvesine ev sahipliği yapan Litvanya, dünyadaki Rus muhaliflerine kucak açan önemli bir toplantıya da ev sahipliği yaptı. Avrupa Parlamentosu da ne Rusya’daki seçimlerin neticesini ne de Putin’i kâale almamak gerektiğine yönelik önemli bir tasarıya imza attı. Sanki Putin, hapse attığı veya sürgüne zorladığı insanlardan kurtulduğunu sanarak, iktidarını pekiştiremeyecek gibi görünüyor.