Alevi sorunu uzatılmasın

Türkiye’de “Kürt” ve “Alevi” sorunları tam örtüşmez.
Ama...
“Kesişen dairelerden” söz edebiliriz.
Yani...
Her iki dairenin ortak alanında “Alevi Kürtler” vardır.
O nedenle “Aleviler arasında Kürt sorunu, Kürtler arasında Alevi sorunu” tırnaklanır.
İkisini birbirine karıştırmadan, yani “aynı pakete” koymadan, “Alevi Kürtler” kategorisi yaratmadan “eşitlikçi demokratik” çözümler üretilmelidir.
........................
“Kürt sorunu” için zaten süreçte hayli mesafe alındı.
Tansiyon aşağıya çekilmiş bulunuyor.

AİHM ASİSTİ

ALEVİ sorunu içinse AİHM Ankara’ya iyi değerlendirilirse şans yüklü bir asist yaptı.
Aldığı kararda “cemevlerinin ibadet yeri kabul edilmemesini ayrımcılık olarak” karara bağladı.
AİHM genellikle yasal düzenlemeleri “devletlerin uhdesine” bırakır.
Fakat...
Bu kez “yasa koyucuya” bir bakıma görev yüklüyor.
Gerçekten Müslümanların ve azınlıkların (Yahudi ve Hıristiyanların) ibadet yerleri yasada düzenlenmiştir ama Alevi cemevleri bu düzenlemenin dışında kalmıştır.
Devletin Cumhuriyet boyunca politikası “cemevlerinin ibadet değil, Alevilerin kültür merkezleri” olduğu yolundaydı.
Gerçi Alevilerin bir bölümü camiye gider, fakat çoğunluğu değil.
Alevi yurttaşlarımızın inancına göre “ibadet yerleri cemevleridir.”
AİHM’nin kararı “Bırakın isteyen ibadetini / inancını kendi tanımlasın” diye yorumlanmalı.
.............................
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da karar aldı:
“Bir yerin ibadethane olup olmadığına karar yeri yargı değildir... Dernekler ibadethane (cemevi) yapmak amaçlı kurulabilir.”
Bu durumda sorunun önemli bir bölümüne “yeşil ışık” yanmış oluyor.
Yasal altyapı taşları hiç değilse Alevi derneklerine cemevi kurmak için döşenmiş.
........................
İKİ yargı zirvesinden iktidara “al golü at” tadında iki “asist” bunlar.
İktidarın işini kolaylaştırır.
“Muhafazakâr kanadının daha koyu renklerdeki” kesimine “uluslararası anlaşmalar hukukunun iç hukuka üstünlüğü” ilkesini söyleyebilir.
“Buna uymak zorunluluğu” gerekçesine dayanır.
Ki böyle bir gerekçe doğrudur.
Kaldı ki...
“İç hukukun yüksek mahkemesinde de alınan karar” aynı doğrultuda.
Gerekçeyi vurgular.
Başbakan Davutoğlu “AİHM’ye kararıyla kendini bağlamadı” ama Alevi önde gelenleriyle, dedeleriyle yaptığı toplantıda “umut verici” söylemlerde bulundu.
Ankara büromuza gelen bilgilere göre “Alevi statüsü için (cemevleri dahil) birkaç seçenek var, çalışmalar yapıyoruz, bütün görüşleri aldıktan sonra seçeneklerden birine karar vereceğiz” demiş.
...........................
Öyle veya böyle gidişat o ki iktidar Aleviler ve cemevlerinin ibadethane olarak kabulü için son adımı atacak.
Keşke uzatmadan şu iki asisti değerlendirerek noktayı koyabilse.
Aslında...
Alevi yurttaşlarımız için daha bazı önemli başlıklar da var.
Örneğin...
- Zorunlu din dersi...
- Diyanet İşleri’nin Sünni yapılanması.
- Alevilerin TSK, yargı, Emniyet ve bazı duyarlı devlet görevlerinde istihdam eşitliği.
.............................
Son satırlarla bir noktaya daha işaret edeyim.
Türkiye’de Kürt/Türk, Alevi/ Sünni evliliklerden ve onların çocuklarından, torunlarından oluşan milyonlarca aile var.