Londra’ya Türk mimari rüzgârı

Hangisini sayayım ki!.. Eski Cumhurbaşkanı merhum Cemal Gürsel yukarılardan bir yerlerden aşağıyı gözlüyor idiyse, çarşamba akşamı hayli duygulanmış olmalı.
Torunları Melkan ve Özdem ile gurur duymuştur.
Gene yukarılardan bir yerlerden gözlüyor idiyse, Türkiye’nin en iyi mimarlarından Hayati Tabanlıoğlu hâlâ kendi adını taşıyan mimarlık bürosunun başındaki oğlu Murat Tabanlıoğlu’na ve eşi Melkan Gürsel Tabanlıoğlu’na nur yağdırmış olmalı.
Ankara’nın kuruluşunda mimar Clemens Holzmeister çok önemlidir.
TBMM’nin, başbakanlığın, bakanlıkların binaları onun çizgileriyle döşenmeşti.
Holzmeister eski bağ evi yanındaki Çankaya Köşkü’nün de mimarıdır.
Londra’ya Türk mimari rüzgârıDekorasyonunu o yapmıştır.
Mobilyalarının çoğu ya onun çizdikleri ve Türkiye’de yaptırdıklarıdır ya da Viyana’dan getirttikleri...
Housmayer eserlerinin şimdiki hallerini görüyor idiyse hüzünlenmiş olmalıydı.
Neyse... Holzmeister’in, bu kez öğrencisi Hayati Tabanlıoğlu’nun adını taşıyan mimarlık kuruluşunun başarısıyla yüzü gülmüş olmalı.
Göklerden yere inelim...
Tabanlıoğlu mimarlık kuruluşu geride kalan çarşamba gecesi Londra’da RIBA (İngiliz Kraliyet Mimarlar Birliği) galerilerinde bir sergi açtı.
“İstanbul ve Ötesi” başlıklı sergi, Tabanlıoğlu Mimarlık’ın son dönem gerçekleştirdikleri arasından seçilen 17 projeyi kapsıyor.
Serginin tasarımı ve küratörlüğü Japon sanatçı grubu “WOW” tarafından yapıldı.
3 boyutlu dijital mekan kurgusuyla yapılan sunum, izleyiciyi de içine alıyor.
Bu sergi, Londra’dan sonra İstanbul, Tokyo, Amsterdam ve Viyana’da da izlenebilecek.
Açılış konuşmasını RIBA’nın başkanı yaptı.
Türkiye’den Londra’ya bu Türk mimari rüzgarını kelimelerle alkışladı.
Serginin “T-Projects” başlıklı kitabı ise, Hollanda Kraliyet ailesi için de çalışan yayın tasarımcısı Irma Boom tarafından yapılmış.

Londra’ya Türk mimari rüzgârıHADİSE’YE KUTLUAY TAVSİYELERİ
Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek olan Hadise ile basketbolun uluslararası ünlüsü İbrahim Kutluay bugün ŞEFFAF ODA konukları...
Güzel ses, fizik, ışıltı, dans... Hadise’de hepsi var.
Şarkısı da iddialı olacak diye düşünüyorum ama uluslararası başarı için başka katkılar da gerekiyor.
Türkiye için önyargıları kırabilecek olumlu psikoloji, vücut dili, farklı ülkelerden destekler gibi...
İbrahim Kutluay Avrupa Kupası’nı kaldıran Türk basketbolcu.
Yunanistan gibi bir Türk için en zor olan ülkede bile sevildi, alkışlandı, “Abdi İpekçi Barış Ödülü”nü aldı.
Hadise’ye bu bağlamda deneyimlerini yansıttı. Tavsiyelerde bulundu.
Kutluay gençler için güzel bir model. Bir basketbol okulu ve bir de takımı var. Düzgün bir aile yaşamı sürdürüyor.
Hadise, pozitif enerji saçan neşeli, kıpır kıpır bir kişilik... ŞEFFAF ODA’ da Hadise’nin şarkı söylediği ve dans ettiği tatlı bir söyleşi oldu.
Ona Eurovision’da başarılar diliyoruz.

MUTFAĞIN ‘DALİ’LERİ
Mutfağın “Dali” leri diye adlandırılan iki lezzet simyacısı için birkaç satır... Geçtiğimiz cuma öğle yemeğinde Ferran Adria ile “dünyanın en iyi şefi” unvanını paylaşan Blumenthal’in restoranı Fat Duck’taydım.
Kaldığımız Sanderson Otel’den 1 saat kadar uzakta.
Windsor Sarayı’nın bulunduğu yörede 450 yıllık bir köy evi...
Salonların tavanları yüzlerce yıllık, siyaha dönüşmüş ahşap kirişler... Kapılar da yüzlerce yıllık...
Sade bir ortam...
Fakat dış duvardaki “Relais & Chateaux” levhası, Fat Duck hakkında bir fikri olmayana bile daha ilk adımda sıradışı bir mekâna girdiğinin referansı oluyor.
Adria gibi Heston Blumenthal de “moleküler lezzet” yaratımına yaşamını vermiş bir lezzet ustası...
Burada da bazı tadımlar, nitrojen katkısıyla eksi 180 derecede, kutup soğuğu dumanları çıkartarak hazırlanıyor.
Uzun uzun yemek listesini yansıtmayayım ama örneğin “yumurta akı, votka ve yeşil çayın” bu yöntemle “iştah açıcı” olarak hazırlanıp sunulması...
Yılın 4-6 ayının böyle mutfakta devrim niteliğinde lezzetler keşfetmek için kimyasal ve fiziksel laboratuvar çalışmalarıyla geçtiğini belirtmeliyim.
Fat Duck’ta bir de gurur duyduğum sürprizle karşılaştım...
Dünyanın bu en iyi iki restoranından birindeki “sommelier” diye anılan şarap uzmanı, Adana doğumlu bir Türk olan İsa Bal...
İnanılır gibi değil. Antalya Turizm Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra Almanya’ya gitmiş. Baden Baden’in iyi restoranlarında çalışmış. Ardından ünlü LSE’de (School of Economics) ekonomide lisansüstü eğitime başlamış.
Ve... O sıralarda şarap sertifika programlarını birbiri ardına tamamlamış.
Çok duyarlı lezzet algılaması ve mukayese hafızasıyla dikkat çekmiş.
İrlandalı bir eşi var. Fat Duck’ta müşterilere ve daha önemlisi dünyanın her yerinden Fat Duck’a gözlem ve tadım için gelen başka iddialı restoran sahiplerine, şeflere, sommelier meslektaşlarına şarap tavsiyelerinde bulunuyor.
Büyük başarı.