ABD’nin ehem ve mühim kargaşası

İki açıklama: Dilimizde bazı sıfatların karşılaştırmalı üstünlük ve mutlak üstünlük belirten ayrı ifadeleri vardır: mühim, bir şeye göre önemli, ehem ise tek başına, mutlak önemli, en önemli, çok önemli demektir.

İkinci açıklama: Bu satırların yazarı, eşcinsellik ve cinsiyet değiştirme konusunda doktorların, psikologların ve dini önderlerin ne dediğine bakar; kendisi bir hüküm koymaya kalkmaz.

Mevzuya dönersek, ABD Büyükelçisi Sayın David M. Satterfield, önceki gün iki LGBT grubunun temsilcilerini kabul etti ve birlikte fotoğraflarını sosyal mecralarda yayınladı. Bu iki grup, temsil ettikleri bireylerin özgürlüklerini ve örgütlenme çabalarını güçlendirmek istiyorlar ve web sitelerinde amaçlarının “Üniversitelerde LGBT alanında ayrımcılıkla mücadele” olduğunu açıklıyorlar. Büyükelçi de sosyal mecralarda fotoğrafının altına “ABD, küresel ölçekte LGBT haklarını savunmaya kararlıdır. Her insan saygı ve itibar görmelidir” diye yazdı.

ABD Büyükelçiliği kiminle ne görüşür ve ABD “küresel ölçekte” ne savunur, kendi bileceği şeydir. Ama bu görüşmelerin ve savunduklarını açıkladıkları görüşlerin içeriğinin, misafiri oldukları ülke açısından bir önemi vardır. Bu içerik, ev sahibi ülkenin halkı tarafından neye göre, ne zaman için, hangi bağlamda değerlendirilir? Bu Sayın Büyükelçi’yi çok ama çok ilgilendirmelidir. ABD’nin şu anda küresel veya bölgesel savunmaya ihtiyacı olan en ehemmiyetli (mutlak derecede önemli, başka şeyle mukayese kabul etmez bir şekilde önemli) şey, Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye halkının 10 yıldan beri yok olan huzuru, güvenliği ve refahının yeniden tesisidir. Çünkü bu, Türkiye için “küresel ölçekte” birinci meseledir; çünkü bu, Türkiye açısından kendi halkının sahip olduğu saygı ve itibarı için varoluşsal önemdedir.

Neden böyledir?

1. Türkiye’de 5 milyon Suriyeli misafirdir ve bunların kendi ülkelerine dönmeleri elzemdir;

2. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması Türkiye için bir güvenlik garantisidir.

Bu listeyi uzatmak mümkün olmakla birlikte, asıl ifade etmek istediğim noktaya yer kalması için bu iki hayati noktayla yetinelim.

Sayın Büyükelçi’nin, eşcinsel haklarını savunan grupların temsilcileriyle fotoğraf çektirip, elinin eriştiği bütün sosyal mecralarda yayınlamasından çok değil bir gün önce, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, ABD’yi, Suriye meselesindeki vurdumduymazlığını ancak düşmanca bir tavır halindekilere karşı kullanılabilecek kadar ağır ifadelerle kınadı. Kınamadı mı? ABD elçiliği bunu duymadı mı? Sayın Büyükelçi’nin önüne bu konuşmanın metni, kadrosundaki siyasal analizci tarafından yapılan yorumu gelmedi mi?

O mesele ortada dururken küresel mesele diye eşcinsel bireylere ayıracak zaman ve enerji bulabilir mi ABD Büyükelçisi?

Temsil ettiği ülkenin yeni başkanı belki Türkiye’deki Erdoğan yönetimini devirme kararlılığını devam ettiriyor olabilir. Ama Erdoğan bu ülkenin başkanıdır ve ABD’nin müttefikliğini sorgulayan bir konuşma yapmıştır. Büyükelçi için “küresel ölçekte” olan mesele budur.