Arap Baharı’nda açan hiçbir çiçek yaşamadı

En son, ilk açan çiçek öldü. Tunus’ta halk 2010’un son günlerinde Zeynel Abidin Bin Ali’nin keyfi yönetimine ve yolsuzluklara, ülkede birkaç aile dışında herkesi kapsamış olan yoksulluğa karşı sadece 23 gün direndi ve 23 yıllık diktatörlüğü yıktı. Zeynel Abidin önce Suudi Arabistan’a kaçtı, istifa etti; üç yıl önce de öldü.

Ne romantik söylemler üretildi bu 23 gün üzerine. Yasemin Devrimi, Aralık Devrimi denildi. Kendini yakarak devrimi başlatan seyyar satıcı Muhammed’in filmleri yapıldı, türküleri yakıldı. Ancak gerçek biraz farklıydı. İki yıl sonra, Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü adıyla bir grup oluşturuldu ve bir uzlaşma anayasası hazırlandı. Sözüm ona bir demokrasi dönemi başlatan bu anayasaya göre yapılan seçimler Harekât-ün Nahda (Rönesans Hareketi) ittifakını (sonra parti oldu) hükümete getirdi.

Anayasaya “güya demokratik” denilmesinin sebebi, hafta başında, Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Nahda hükümetini feshederek, meclisi tatile göndererek, bir ay süreyle gece sokağa çıkma yasağı ilan ederek, normal bir ülkede darbe sayılacak şeyleri yapmasına imkân vermesiydi. Bu anayasa, bir uzlaşma ürünüydü ama bu uzlaşmanın taraflarından biri Türkiye’deki 27 Mayıs ve 12 Eylül anayasalarını hazırlayan vesayet gücü idi. Yasemin Devrimi’ni romantizmden kurtararak, ülkenin kalkınması için bir seferberliğe çeviren Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, geçen zaman içinde bu vesayetin bir erozyona uğrayacağı görüşündeydi.

Belki Tunus kendi haline bırakılsaydı, Tunus Silahlı Kuvvetleri ve laik-pozitivist aydın kesimin başını çektiği bu vesayet eriyebilirdi. Fakat uluslararası finans-kapitalin Arap Baharı’nın başarıya ulaşmasını önleme kararlığı devam ediyordu. Bu plan, şimdi Libya’nın birleşmesini önlemek kadar Tunus’un kendi çizdiği yolla kalkınmasını, borçlarından kurtulmasını, yer altı kaynaklarına sahip çıkmasını da önlemeyi öngörüyor. Bu plan, bu devrimlerin Mısır’a yeniden sıçramasını önlemeyi amaçlıyor. Bu plan, Suriye’ye barışın ve tabii uzlaşmanın gelmesini önlemeye çalışıyor.

Bu plan Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Suudi Arabistan’ı bu baharın dışında tutmaya yönelik.

Biden 15 Temmuz 2016’yı başkan yardımcısı olarak darbe girişiminin başarısı için umutla bekleyerek geçirmişti. Ancak bu kez darbe iyi planlanmıştı; çok beklemesi gerekmedi! 27 Mayıs-12 Eylül modeli değil, 28 Şubat modeli seçilmişti; Tunus halkı bir bakıma gafil avlandı.

Meclis Başkanı Gannuşi, darbenin ilk saatlerinde halka sokağa çıkarak, darbeyi durdurması çağrısında bulundu ama ortada direnecek tanklar yoktu. Cumhurbaşkanı Said’in görevden attığı Başbakan Hişam el-Meşişi yeni başbakana görevi devredeceğini açıkladı.

Tahmin edilebileceği gibi, gün aydınlandığında Biden’ın sözcüsü “Bunun darbe olduğunu söyleyemeyiz!” buyurdu. Kays Said’e ilk telefon eden de ABD Dışişleri Bakanı Blinken oldu ve “ABD’nin Tunus demokrasisine desteğini” bildirdi. Bilinken “İyi bir görüşme oldu” dedi.

İyi görüşme, hiç şüphe yok ki ölen yasemini diriltemedi.