BAE neden düşman oldu?

Bir süreden beri, uluslararası ilişkilerle ilgili çevrelerde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) daha doğrusu bu ülkenin fiili lideri Muhammed bin Zayed el Nahyan’ın (MbZ), Türkiye’ye karşı ciddi bir husumet içinde olduğu, bunun sonucu olarak da zaman ve kaynak harcayarak, Türkiye’ye karşı adeta bir Haçlı Seferi başlattığı biliniyor.

1961 doğumlu, mensup olduğu Abu Dhabi emirliğinin veliahdı ve BAE’nin başkanı üvey ağabeyi Halife’nin kalp krizi geçirerek işleri devrettiğinden beri yedi emirliği filan yöneten MbZ’nin her biri milyonlarca dolar harcanarak kurulmuş, 21 Web sitesi ile uluslararası bir yalan haber ve algı yönetimi imparatorluğu bulunuyor. BAE yatırım konseyi adlı kurumun serveti 790 milyar olarak tahmin ediliyor ve bu parayı kalp krizinden sonra ağabeyin değil, MbZ’nin idare ettiği biliniyor.

MbZ ağabeyinden işleri devralıncaya kadar BAE, Suudi Arabistan’ın gölgesinde, çok zengin ama uluslararası alanda adı-sanı duyulmayan bir devletçikti. Yüzölçümü olarak belki hala öyle, ama MbZ, Trump’ın başkan seçilmesi için damadı Jared Kushner kanalıyla ABD siyasetine müdahale etmekten, Suudi Arabistan siyasetine yön vermeye, örneğin tahta adaylık sırasında esamisi bile okunmayan Muhammed bin Salman’ı (MbS) adeta keşfetmeye, İsrail-Filistin barışı için çözümler üretmeye kadar birden bire parladı. Bu ikili, bölgeye daha uzun yıllar yön vereceklerdi; ta ki MbS’ın gazeteci-yazar Cemal Kaşıkçı’yı İstanbul’da öldürtmesine kadar. Her iki Muhammed de bu cinayetin faillerinin ortaya çıkartılmasında Türkiye’yi, özellikle bu süreci yöneten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sorumlu tuttular. Bu, onların Türkiye düşmanlığını arttırdı ama başlatan unsur değildi.

MbZ, babasının İzzeddin İbrahim isimli Mısırlı bir siyasal İslamcıyı ülkeye eğitim bakanı olarak ataması üzerine, kendisinin de İhvan (Müslüman kardeşler örgütü) felsefesini tanımaya başladığını ve bu felsefenin temelinde kendi ailesi gibi despotik monarşilerin geleceği için çok tehlikeli olan demokrasi fikrinin yattığını anladığını söylüyor. MbZ, İhvancılıktan uzaklaşıyor ama nereden edindi ise AK Parti hareketinin ve onun lideri Erdoğan’ın İhvan’ı desteklediği fikrini ediniyor.

“Nereden edindi ise” demek aslında doğru değil, çünkü MbZ’nin bu fikrin mimarlarından, Afganistan, Irak ve Suriye’de yeni Ortadoğu tasarımının kaynak kişilerinden, yakın zamana kadar ABD’nin savunma bakanı olan James Mattis’in, üzerinde özellikle çalıştığı kişi olduğu biliniyor. Mattis’in, Türkiye’nin 1 Mart tezkeresini reddettiğinde “Türkiye bunu ağır şekilde ödeyecek!” diye masaları yumruklayan komutan olduğunu hatırlarsak, MbZ’nin Türkiye düşmanlığının da temelini keşfetmiş oluruz.

Amerikan düşünce sisteminin bir özelliği vardır: Bir A planı yaptığı zaman daima B, C ve hatta D ve E alternatiflerini de oluşturur. Orta Doğu’yu yeniden tasarlamanın maliyeti ağır gelirse ABD bu planlardan birine geçer. Ama BAE’nin 790 milyar dolarlık hazinesi olması ona girdiği pislikten kuyruğu kurtarma imkânı vermeyecektir.