Bir fırtına bitiyor

Yeni yılla, daha doğrusu ocak ayının 20’si itibarıyla ABD’de, dolayısıyla dünyada Trump fırtınası bitiyor ve Biden fırtınası başlıyor. Trump, dört yıldır uyguladığı “halk dalkavukluğu” siyasetiyle, Çin’in büyümesini durdurmaya, Türkiye-Rusya dostluğunu sabote etmeye ve İsrail’in zorla işgal ettiği toprakları ilhak etmesine çalıştı. (Bir parantez açalım: 2. Dünya Savaşı sonrası dönemin uluslararası hukuku ortada olmasa, Türkiye, iki savaş arasında en ahlaksız yollarla elinden alınan Misak-ı Milli topraklarına ve Ege Adaları’na çoktan kavuşmuş olurdu.)

Günümüzde “Benim atom bombam var!” veya “Uluslararası para muamelelerine ve internete ben altyapı sağlıyorum!” diye korsanlık argümanları ile başkasının toprağına çökülmüyor. “Çökülmüyor” diyoruz ama bakın İslam İşbirliği Örgütü’nün oy birliğiyle kınama kararına rağmen, Arap ülkeleri İsrail’i tanımak için sıraya girmiş bulunuyorlar. Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ı, “Sizi İran’dan koruyorum. İsrail’le anlaşın, yoksa korumam!” tehdidiyle yola getirmek mümkün oldu diyelim. Tunus neyle tehdit edilerek, İsrail’in kucağına itildi? Sudan’ın İsrail’le normalleşmesi, ABD’nin haydut devlet siyasetiyle ilan ettiği kara listeden kurtulmak anlamına geliyordu. Ömer Beşir’in 30 yıllık devlet başkanlığı sırasında El Kaide lideri Usame bin Ladin’e yardım ve yataklık gerekçesiyle ABD’nin terörü destekleyen ülkeler listesinde bulunan Sudan, 1993’ten beri dünyadan beş kuruş yardım ve yatırım alamıyordu.

Trump gidecek ama ABD’nin İsrail siyaseti aynen böyle sürecek ve ABD Büyükelçiliği, İsrail toprakları dışında, işgal ettiği Filistin topraklarında bulunmaya devam edecek. Bu bir fırtınadır; bu bir şiddet olayıdır. ABD, sadece mevcut BM hukukunu değiştirecek güç ve irade yok diye, yeni yılda da bu şiddeti uygulamaya devam edecek. Bu güç ve irade yok; çünkü ABD kendi karşısında başka bir iradenin oluşmasına engel oluyor. Onun bu siyaseti Batı Avrupa ülkeleri tarafından da destekleniyor zira onların da bu siyasetin devamında çıkarı var. Fransa ve Almanya gibi bir zamanlar ABD’den bağımsız siyaset uygulayabilmiş olan güçlü ülkeler bugün Macron ve Merkel gibi güçsüz, popülist liderlerin yönetiminde, ancak kendi ülkelerinin günü birlik çıkarlarını gözetebiliyorlar.

Bu arada Biden ekibi kayıkçı kavgalarıyla yeni yönetim için ilgi toplayacağına sanıyor. Trump’ın bakanları, müsteşarları Biden’ın müstakbel ekibinde yer alacak kişilere gereken bilgileri vermiyorlarmış; Biden görevi devralmaya gerektiği gibi hazırlanamıyormuş! Bugüne kadar açıkladıkları ne farklı bir siyaset ne farklı bir icra tarzı oldu? Tam tersine, bırakın Trump’ı ve Obama’yı, ta George Bush döneminde Afganistan, Irak ve Suriye siyasetlerine yön veren insanların göreve geleceği açıklandı. Bunların Trump yönetiminin icraatına dair ne gibi bir bilgi eksiği olabilir ki?

Yeni yılın arifesinde, karamsar bir analiz oldu; ama yeni yılın da parlak bir tarafı görünmüyor doğrusu. Yine de mutlu yıllar dilerim, size, ülkemize ve tüm insanlığa...