Bir nükleer savaş bu kadar kolay mı?

Victor Zhikai Gao bir televizyonda konuşuyor. İsminin altında “Çin ve Küreselleşme Merkezi isimli kurumun başkan yardımcısı” yazmasa, Rusya’nın Ukrayna işgali dolayısıyla televizyonları sabahtan gece yarısına kadar dolduran uzmanlardan biri deyip başka tarafa geçersiniz.

Araştırdığınız zaman, bu şahsın Uluslararası Çalışmalar Birliği Direktörü ve Pekin Özel Sermaye Derneği İcra Başkanı olduğunu öğreniyorsunuz.

Dahası, Gao Zhikai, eski “Yüce Başkan” Deng Xiaoping’in bütün görüşmelerinde çevirmeni imiş. Gao Zhikai, öyle mütebessim bir çehreyle, sanki Pekin 2022 Olimpiyat Oyunlarında Nathan Chen’in artistik patinajda nasıl göz kamaştırdığından söz eder bir sükûnet içinde, “Rusya’ya yardım ettiği bahanesiyle Çin’e karşı yaptırım uygulayacak olurlarsa...” diye söze giriyor ve devam ediyor:
“Bu Çin’de iç savaşı yeniden başlatma girişimi sayılır ve böyle bir savaş, sadece Tayvan’ı içine alan bir savaş olarak kalmaz; Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmak olur.”

Ve ekliyor:

“Bu savaş ise kesinlikle nükleer bir çatışma demektir.”
Bu kadar önemli titrleri olmasa, gerçekten böylesine önemli bir olayı, böylesine mütebessim ve sakin ifade eden kişiye aldırmayabilirsiniz; ancak, Mao’nun yerini alan ve on yıla yakın Çin’i yönetmiş, Modern Çin’in kurucusu Deng’in çevirmeni olan kişinin, ülkesinin siyasetine dair bir iki şey bildiğini var saymak zorundasınız. Bu bir iki şeyden birinin, Çin’in Rusya ile ittifakına ne denli önem verdiği, diğerinin ise Çin için, Rusya’ya uygulananlara benzeyen bir yaptırımı, Rusya kadar olağan karşılamayacağı olduğu anlaşılıyor.

İnternet kaynaklarına göre, hukukçu, diplomat, akademisyen olan Çinli yetkilinin kısa bir süre önce, ABD ve İngiltere’nin Avustralya ile yaptığı AUKUS paktı üzerine görüşü sorulduğunda, yine sözünü esirgemediği anlaşılıyor. ABD ve İngiltere Avustralya’ya nükleer denizaltı verecek olurlarsa, bu silahların “gelecekte nükleer bir saldırının meşru hedefi” olacağını söyleyen Gao Zhikai, burada durmamış, “Avustralya’nın bu anlaşmayı imzalayarak beyinsiz bir ülke olduğunu kanıtladığını” da ifade etmiş.

Evet, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin mantıklı bir tarafı yoktur ve evet, Putin gibi şu kadar yıl dünyanın en büyük silahlı kuvvetlerine sahip, dünyanın en geniş ülkesini yöneten bir kişiden beklenen “kriz yönetimi” becerisini gösterememiştir. Ama kabul etmek gerekir ki bir ülkenin siyasal talepleri yüzünden komşu ülkeyi işgal edip, orada masum insanları, bebekleri, anneleri öldürmesi ne kadar vahşi ise de Putin (ya da bakanları ile yardımcıları), şu ana kadar Üçüncü Dünya Savaşı lafını ağzına almadı.

Bunu bir olasılık olarak ortaya atan ABD Başkanı Biden’a karşı bunun geleneksel bir çatışma olarak kalmayacağını söyleyerek, tekrarını önlemeye çalıştı.

Nükleer savaştan söz etmek bu kadar kolay olmamalı. Böyle ağzını açanın “Atom bombası” demesi, bu silahları kullanmanın onlardan söz etmek kadar kolay olabileceği kanısını veriyor. Bu kanı ise bizzat savaş kadar korkutucu.