CIA ajanından Rus piyonu olur mu?

General Halife Hafter’in kim olduğunu bilmeyen kalmadı. Pardon: Libya lideri Muammer Kaddafi’nin arkadaşı, İsrail’e açılan Yom Kippur savaşında Arap birliği komutanı, Kaddafi’nin Çad’ı işgal girişimine katılıp orada esir düşen ve esaret sırasında ülkeye dönüp Kaddafi’yi devirme planları yapan, ABD Kaddafi’yi devirip ülkeyi iç savaşın içine sürüklediği sırada, ABD’ye giden ve yıllarca CIA merkezine yakın McLean’de oturan, sonra Libya’ya dönerek ülkeyi ikiye bölen Hafter’in merkezi istihbarat örgütü CIA’nin ajanı olduğunu bilmeyen kalmadı sanıyorduk. Ama kalmış. Bu kişilerin başında Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin geliyor.

Tabii bu bir istihza! Yoksa Putin’in önünde Hafter’in ABD’den nereden ve ne renk iç çamaşırı aldığını gösteren bir liste bile vardır. CIA’da gördüğü eğitim, ABD hükümetiyle pazarlıkları, vs. de o listede yer alıyordur. Tarih ve saatiyle.

Peki, ortada Libya’yı birleştireceği ve asla Suriye gibi bir İran üssü haline getirmeyeceği açık ve seçik belli olan, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı bir Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) varken? Ve bu hükümet, ABD’den Fransa’ya, İtalya’dan Almanya’ya bütün Avrupa’nın desteğini kazanmış iken? Ve bu Hafter sadece kendi çıkarlarına hizmet eden, tek motifleri, UMH’nin Türkiye ile askeri ve güvenlik anlaşması ve Deniz Yetki Alanları Mutabakatı imzalamış olmasına karşı çıkmaktan ibaret bulunan iki Arap prensi (Suudi Muhammed bin Selman ve BAE’den Muhammed bin Zayed) tarafından destekleniyor iken? Rusya’nın UMH tarafında değil de Hafter tarafında olmasının sebebi nedir?

Bu iki Arap prensinin sonuçta petrol fiyatlarını ABD’nin değil de Rusya’nın çıkarına değiştirecek bir davranış içine girecekleri beklentisi mi? Putin bilmez mi bu bel kemiksiz iki Arap lideri bozuntusunun ABD’ye karşı asla ve asla direnemeyeceğini ve Rusya’yı ilk fırsatta satacağını?

O halde, Rusya’nın bu tutumunu ne ile izah edebiliriz. Tanınmış uluslararası ilişkiler kuramcısı Morton Kaplan, diplomasiye sistem teorisini uyguladığı eserinin önsözünde, bazen ulusların dış politikasında “keyfî” veya “tesadüfî” diye adlandırabileceğimiz dönemler olabileceğini yazar. Bu dönemlerin dikkatlice irdelenmesi de konuya bir sistem açısından bakan ve özellikle ülkelerin diplomasisine ulusal çıkarların şekil verdiğine inananların hiç de akılcı bir çıkar çözümlemesiyle cevap bulamayacakları dönemler olduğunu yazar. Bu keyfilik kavramı daha sonra çok eleştirilmiş ama hiçbir zaman tamamen reddedilememiştir.

Suriye’nin ABD tarafından bölünmek üzere açtığı savaş ortada iken, Rusya’nın, bir CIA ajanından kendisi için bir araç, bir kukla, bir müttefik çıkabileceğini düşünmesi için bir sebep var mı? Bu sebep, Rusya’nın doğusuyla batısıyla Akdeniz’deki çıkarlarından çok daha önemli mi?

Putin’in gözünde sistem denilen şey bu kadar mı önemsiz? O Rusya ki, aradaki 75 yıllık kesinti de dahil, Dışişleri Bakanlığı’nın duvarından Çarlık Rusya’sının dünya haritasını indirmedi.

Bu işte bir terslik var.