HDP temsilcisi ABD yasalarını çiğniyor

Amerika’da bizde karşılığı bulunmayan bir terim vardır: “The Law of the Land.” Çok şekilde çevrilebilir ama bir Amerikalının kastettiği anlam “Bu toprakların hukuku” şeklindedir. Yani, “Bu ülkeye ayak bastığın zaman bu yasasa, kararnameye, yönetmeliğe tabisin.” Amerikalılar özellikle yasaya aykırı davranışın sınırını çizecekleri ve muhatapların dikkatini çekecekleri zaman, yasa-kararname filan demezler, doğrudan “Law of the land” diye girerler.

Hafta içinde HDP’nin ABD’deki bürosunun başındaki Giran Özcan isimli zat, TRT World siyasal danışmanlarından Yusuf Erim ve gazeteci İdris Kardaş’ın sosyal medya paylaşımlarından anlaşıldığına göre, partisini resmen temsil ettiği ülkenin yasasını ihlal ederek, PKK’nın bir terör örgütü olmadığını ilan eden paylaşımlar yapmakta sakınca görmedi. PKK, ABD yasalarına göre bir terör örgütüdür. ABD Göçmenlik ve Yurttaşlık Yasası’nın 219’uncu maddesi, Dışişleri Bakanlığı’na, her yıl uluslararası terör örgütlerinin listesini çıkartması görevini veriyor. Bu liste, ABD yasasının bir hükmüdür; yasayı tamamlayan cüzüdür. Herkes bilir ki liste yasanın parçasıdır. ABD yurttaşı olarak, bunu doğru bulursunuz, yanlış bulursunuz. Ama mesela PKK adına bağış toplayamazsınız. HDP’yi resmen temsil eden ve zaman zaman HDP adına bağış toplayan Giran Özcan, başında bulunduğu temsil bürosunun faaliyetine gölge düşürmüş ve bu büroyu, ABD Dışişleri’ne resmen bildirimde bulunmadan bir yabancı kuruluşu temsil eder, onun adına lobi yapar bir kuruluş zannına atmıştır.

Sadece bu değil, belki de sosyal medyanın laf altında kalmama saikiyle olsa gerek, Giran Özcan bugün yarın Başkan Trump tarafından terör örgütü olarak ilan edilmesi söz konusu olan Antifa ile ilgili bir soruya “Evet, ben antifaşistim” karşılığını vermekte sakınca görmüyor.

Ben ve bu satırları okuyan herkes faşizme karşıdır; uygar her insan faşizmin aleyhtarıdır. Ama size özel olarak bir belirli örgütle ilgili görüşünüz sorulduğu zaman kelime oyunu yapmak, size kazandırmaz, kaybettirir. Özellikle Antifa ile YPG-PYD arasındaki organik bağ ortaya atılıyor ve temsil ettiği parti kendisini bu terör örgütlerinden uzak tutmaya çalıyorken, bu sorunun cevabı, “Ben bu örgüte karşıyım” olmalıydı. Ama PKK’yı terör örgütü saymayan bir zihniyetin ABD’de bir engellinin tekerlekli iskemlesini kendisine kalkan yaparak polise tüfekle saldıran bir örgüte de karşı çıkmaması normal sayılabilir.

Ancak normal olmayan bu zihniyetin, Türkiye’de yasalara göre kurulmuş ve gelirinin çoğu Hazine’den sağlanan bir siyasal partiyi ABD’de temsil etmesidir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, bu kişiye, “Kendi kanaatinizde serbestsiniz” demesi beklenemez. PKK, ABD’de sadece elindeki kan sebebiyle terör örgütü ilan edilmiş değildir. Bu örgüt Türkiye’nin hassasiyetine saygının da bir sonucu olarak ABD’de yasa dışı ilan edilmiştir.

ABD, sınırları içinde PKK’cılık oynanmasına izin veremez. HDP de sadece PKK’dan değil, kendisini PKK’ya yakın hissedenlerden de uzak durmalıdır.