İran - ABD gerilimi İsrail’e yarıyor

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu  (Ajansı) geçen hafta İran ile bir anlaşma imzaladı. Belki anlaşmanın konusu küçük bir şey (İran’ın tesislerindeki kameraların çalışmaya devam etmesi için yeni bir ana kart takılması), ama İbrahim Reisi’nin göreve gelmesinden sonraki ilk anlaşma. Ayrıca bu kameraların kesintiye uğramadan çalışması, İran’ın nükleer enerji reaktöründe nükleer silah yapmak üzere ilave uranyum zenginleştirip - zenginleştirmediğini izlemek için hayati önemde ve epeydir sürüncemedeydi.

İran bu anlaşmayı yapmış, çünkü asıl niyeti Biden’ı, Obama’nın yaptığı ama Trump’ın çekildiği Ortak ve Kapsamlı Eylem Planı ( JCPOA) anlaşmasına dönmeye ikna etmek için rol yapmakmış! İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, “Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’daki teröristler İran’ın kuzeyindeki Kaşhan üssünde İran yapısı Kaşan İHA’larının eğitimini görüyorlar” dedi. Ertesi gün, Kuzey Irak’taki Kürt Güvenlik Kuvvetleri, Irak ve Suriye’de İHA saldırıları olduğunu açıkladı. “Bozacının şahidi şıracı !” Böyle bir saldırı olup olmadığı, varsa bile bunun Gantz’ın iddia ettiği gibi İran Halk Seferberlik Birimleri tarafından yapıldığına dair en ufak bir kanıt yok.

İsrail Başbakanı Bennett geçen ay Başkan Biden ile görüşmesinde, Netanyahu’nun 1995’ten beri tekrar edegeldiği “İran bir ay içinde belki de daha kısa sürede atom bombası yapacak kadar arındırılmış uranyum elde edecek!” teranesini tekrarlayarak “İcabında biz tek taraflı harekete geçeceğiz!” dediğinde “Çeşitli seçenekler var” cevabını aldığından bu yana, İsrail, İran ile ABD arasındaki gerginliği kaşıyor da kaşıyor.

Hele Biden’ın hayattaki tek meselesinin Çin’in büyümesi ve genişlemesini önlemekten ibaret olduğu anlaşıldığından bu yana (son kanıt: Avustralya’ya İngiltere ile birlikte nükleer denizaltı satma anlaşması), İsrail İran’a tek taraflı veya çok taraflı ama illa bir saldırı için ne mümkünse yapıyor. Merkezi Yunanistan’daki Delfi Demokrasi Vakfı bile İsrail’in bir saldırı için zaman kolladığı görüşünde.

Biden, Çin hakkında, İngiltere ile Afganistan tarzı bir ittifak hazırlıyor ve Avustralya’ya nükleer denizaltı vererek bunun ilk adımını atıyor olabilir; Beyaz Saray’daki güvenlik ekibi de başkanı hoş tutmak için, Fransa’yı küstürme pahasına buna çanak tutuyor olabilir. Ancak bu ekibin birinci önceliği İran ve Suriye’de bir Kürdistan kurmaktır. Böyle bir varlığın dizginlerini Suriye’de elinde tutan PKK, meşruiyet kazandığı anda Irak’taki köhne aşiret yapısının elinden Irak dizginlerini de alacak ve İsrail’e İran ile arasında arzu ettiği tampon bölgeyi sunacaktır. Böyle bir oluşumun Türkiye’ye zararı, Beyaz Saray’daki Neoconların umurunda bile değildir.

Onların tek amacı, İsrail’i ortadan kaldırmayı kendisine itikadî bir görev sayan Hocatiye/Hüccetiye’yi, Mahmud Ahmedinecat gibi  “Mehdiyet Felsefesi”  taraftarlarını sanki tüm İran’a hâkimmiş gibi göstererek, İran’ı tekrar Şah yönetiminin eline teslim etmektir.

İran’a düşen, tüm bölgeyi ateşe atacak bu çılgınlığın önüne geçmektir.