Macron’un yaptığı bir Haçlı Seferi’dir

Samuel P. Huntington dünyada “Medeniyetler Çatışması” kitabıyla şöhret buldu. Birçok kişi bu kitabın ne dediğini anlamadı; anlayanların da önemli bir bölümü yanlış anladı!

Kitapta Huntington bir kehanette bulunuyordu; o kehanetin doğru çıkması için çağrıda bulunmuyordu. Tersine, öngördüğü gelişmenin olmaması için de kitabın sonuna Batı’nın ne yapması gerektiğine dair bir bölüm eklemişti.

Özetle, uygarlık dediğimiz şeyin, tıpkı İbn Haldun gibi kent tabanlı bir kültürden yola çıktığını ve bu kültürün de yine İbn Haldun gibi, o kent insanlarının dininden filizlendiğini belirten Huntington, Batı uygarlığının, katkıda bulunan “kentlerin” çokluğu sebebiyle, temel niteliğinin görünmez hale geldiğini esefle kaydederken, Batı’ya Hıristiyan olduğunu hatırlatmak istemiyor, tersine, Batı’nın savaşlarının din savaşı kisvesi altında kamplara ayrılan uygarlıkların savaşı olduğu gerçeğini akıldan çıkartmaması gerektiğini yüzüne haykırıyordu.

Ama anlayan da yanlış anlayınca, Huntington, “çağımızın bir din savaşları çağı” olduğunu söyleyen, bir savaş çığırtkanı derecesine yuvarlandı gitti.

Şimdi bakıyorsunuz bu anlı şanlı Batı uygarlığına ve bilhassa onun “Afrika’ya uygarlık götüren” temsilcisi Fransa’ya. Tüm bir İslam dünyasını karşısına alıp “Sizin dininiz kökten şiddete dayanıyor; inandığınız kitabın şu şu ayetlerini yeniden yazmanız gerekir!” diyen Cumhurbaşkanı Macron, bunun için Fransız devletinin para sarf ederek bir komisyon kurup Kuran’ı yeniden yazarak bir “Fransız İslamı” oluşturmaya öncülük edebileceğini söylüyor.

Ve biz Müslümanlardan uygarlık adına bu tutumu hoş karşılamamız bekleniyor.

Macron bu sefere, öğretmen Samuel Paty’nin vahşice katledilmesinden çok önce çıkmıştı. Onun “Öğretmenimizin öldürülmesine karşı ülkelerin ve İslam dininin sessiz kalmasını unutmayacağız” ifadesi, sadece zavallı öğretmenin, tıpkı katilleri gibi bir din savaşı kisvesi altında bir uygarlıklar çatışmasına alet edilmesinden ibaretti.

Macron da biliyor ki hem Müslümanlar hem de İslam dünyası adına konuşmaya yetkili herkes bu cinayeti kınadı. Müslümanlar sadece Samuel Paty cinayetini değil, ona alet edilen Charlie Hebdo cinayetini ve onun arkasındaki siyasal hesabı da kınadılar.

İfade özgürlüğü, tıpkı vicdan özgürlüğü gibi, sadece Batı uygarlığının değil ama ondan çok eski kökleri olan Doğu uygarlıklarının da yapı taşlarından biridir. Hiçbir şeyin, insanlar arasında, birbirlerine karşı tahakküm kurmak için alet edilemeyeceği temel yargısı İslam peygamberi tarafından ilan edildiği sırada, Avrupa’da hangi kiliseye mensup olmanın daha üstün sayılması için savaşlar yapılıyordu.

Macron’un Charlie Hebdo’ya “Fransa’nın karikatürleri” diye sahip çıkması ve “geri adım atmayacağını” açıklaması rasyonel davranışlar değildir. Macron, Fransa’nın gerçekten savaşçı Batı uygarlığına örnek olabilecek geleneğini kendi Haçlı Seferi’ne alet etmesine Fransız halkının seyirci kalmayacağı muhakkak sayılabilir. Macron’un bu seferi, son seferidir.