McCarthycilik hem ABD’de hem Rusya’da hortladı

McCarthycilik ya da Kızıl Panik, 1940'lı yılların sonunda başlayıp 1950'li yılların sonuna değin ABD'de sürmüş antikomünist akımın adıdır. ABD senatörü Joseph McCarthy, Kızıl Tehlike adını verdiği komünizme karşı, herkesten, bütün derneklerden hatta ABD Kongresi’nden bile kuşku duyuyor, insanları başkanı olduğu soruşturma komitesine sürükleyip TV’lerin önünde adeta çarmıha geriyordu. Ona direnmek, soruşturmasından toplum önünde ismi lekelenmeden kurtulmak hemen hemen imkansızdı.

Şimdi kötülük açsından bu akımı geride bırakan bir başka akım, iki ülkeyi ABD ve Rusya’yı ters açılardan pençesine almış durumda. 2014’teki Rusya’nın Kırım ve Donbass işgallerinden bu yana, ABD’de, bir ölçüde akademi de dahil toplumun hemen her kesiminde Rusya’yı savunmak, Putin’i haklı görmek şöyle dursun “anlamaya çalışmak” bile, insanın "Putin'in savunucuları, yardakçılar”, “Rus trolleri" veya “faydalı salaklar” olarak nitelenmeye yetiyordu. Ukrayna’da canavarca katliamlar ortaya çıktıkça, Rusya’nın bu işgale ABD tarafından kışkırtıldığını söylemek, böyle bir görüşü ana akım medyada dile getirmek imkânsız oldu.

Savaşın başlarında Moskova’ya giden ve röportajlar yaptıktan sonra dönen gazeteci arkadaşlar, Rusya’da sokaktaki sıradan insanın Ukrayna’da olup bitenden habersiz olduğunu, devlet televizyonlarında veya özel TV kanallarında olayın “özel harekât birliklerinin Ukrayna’daki Neo-Nazilere karşı bir operasyonu” olarak adlandırdığını söyledi. Rusya’nın Karadeniz donanmasının amiral gemisi Moskva’nın batırılması, önce devlet TV’lerinde “gemide çıkan yangın” ile izah edilirken, ilerleyen saatlerde özel TV’ler, zırhlının NATO sabotajcıları tarafından torpillendiğini bildirdi.

Büyük kentlerde Ukrayna’nın işgaline karşı küçük grupların protesto gösterileri yok değil ancak bu gösteriye katılanların hemen gözaltına alındıkları ve çoğunun birkaç haftadan birkaç aya kadar değişen hapis cezaları aldıkları anlatılıyor.

Savaşlar sadece cephede değil, cephe gerisinde de insanların en kötü taraflarının ortaya çıkmasına sebep oluyor. Rusya gibi adayları, propaganda imkanları, seçimlerinin serbest ve adil olması gibi kriterler açısından demokrasisi zaten şaibeli bir ülkede, en kötü tarafın sansür ve adaletin kötüye kullanılması olarak ortaya çıkması şaşırtıcı değil.

Şaşırtıcı olan, aleme demokrasi ve tolerans dersi veren ABD’nin toplumun önündeki söylem ortamında, mesela NATO’nun, Ukrayna savaşı ile Sovyetlerin çöküşünü şimdi Rusya Federasyonu’nun başına getirmek üzere olduğuna ilişkin ifadelerin yer alamamasıdır. ABD dışında yapılan yayınlarda, bu durumu McCarthyciliğin tekrar ortaya çıkması olarak değerlendirenlerin sayısı az değil. Ortada bir yasak yok; ama “aykırı” ifade de yok.

McCarthycilik, pençesine aldığı halkı daima habersiz bırakır. Bu akım, ister ABD ister Rusya versiyonları ile olsun, her iki toplumun da Ukrayna savaşının getirmeye aday olduğu felaketlere hazırlıksız yakalanmasına sebep olacaktır.