Nerede bu aşı?

ABD Başkanı Trump, bütün narsistler gibi, kendinden büyük bir şey olamayacağı yaklaşımıyla, yaklaşan salgının büyüklüğünü kestiremedi ve hem bilim dünyasına ilaç ve aşı hem de topluma korunma önlemi konusunda gereken önderliği yapamadı. Bir zamanların efsanevi “Sovyet tıbbı” mirasının üzerine oturan Vladimir Putin ise nasıl yapıp da kendisini bir kere daha başkan seçtirmenin derdinde olduğu için, ülkeyi hemen hemen bütün bilim ve sanat kurumları ile çöküşün eşiğine getirdiğini bir kere daha kanıtladı. (Çocuk felci aşında Dr. Albert Sabin’in adı varsa da Sabin bu buluşu Sovyetler’in Çocuk Felci Enstitüsü’nde Mikhail Chumakov ile yaptığı işbirliğine borçludur. Veremi yeryüzünden silenler de Rus bilimcilerdi.)

Çin, aylarca (belki de yıllarca) yeni Korona virüsü keşfinin üzerine yattıkları halde, hala bu bilgiyi aşıya çevirebilmiş değil. Onların bu sessizliğini bozan ve kendisi de bu hastalıktan ölen 33 yaşındaki göz doktoru Li Wenliang’in sosyal medya paylaşımlarının patlaması olmuştu. Çin’in kamu hazinesi, öyle zengin, öyle dolu ki, akıllı bir bilim siyaseti ile çoktan sonuç almaları gerekirdi.

Aynı suçlamalar AB ve İngiltere için yapılabilir. Kimya, tıp ve ilaç alanında verilen Nobel ödüllerinin nerede ise tamamını alan Avrupalı bilim insanları, öyle görünüyor ki, bu korkunç küresel salgınla bir tür nüfus siyaseti oynuyorlar. “Ölebilecek olanlar ölsün; kalanlar kendiliğinden aşılanmış olur” felsefesini, İngiltere başbakanının ağzından duymasa, uygar bir dünyada var olabileceğine inanmazdık. İngiltere dünyanın alay konusu olunca bu tutumundan vaz geçtiğini açıkladı, ama bunun, yaşlı ve hasta (yani emekli maaşı alan ve sağlık sistemine yük olan) nüfusu temizlemek için vahşi kapitalizmin siyasete yansıması olduğunu da tüm dünya öğrenmiş oldu.

Nerede bankalara istifledikleri trilyon dolarla her yıl dünyanın en zenginleri listesinde boy gösteren insanlar? Bill Gatesler, Jeff Bezoslar, Warren Buffetlar ve Mark Zuckerbergler? Dünyanın üçüncü en zengin insanı, şarap imalatçısı Bernard Arnault, bir Picasso’ya veya Notre Dame Kilisesisin yanan çatısının tamirine harcadığı parayla acaba kaç araştırma laboratuvarı veya test kit’i imal edebilirdi?

Bu sorulara şunu da ekleyebilir miyiz: Bütün bu araştırma-geliştirme (Ar-Ge) yatırımının, ABD’nin sosyalist başkan aday-adayı Bernie Sanders dediği gibi büyük korporasyonların vergi kaçırma tekniklerinden birisi olduğu suçlamasında gerçek payı yok mu?

Bu korkunç salgın henüz 10 bin kişinin canını aldı. Ancak hasta sayısındaki geometrik artış bunun gelmiş geçmiş en büyük ağır akut solunum sendromu (SARS) olacağını gösteriyor. Bu salgın aynı zamanda dünyanın atlaslarda görüldüğü gibi çizgilerle bölünmüş bir haritadan ibaret olmadığını gösteriyor. Bugüne kadarki salgınlar ya ulusal ya da bölgesel idi. Dünya Sağlık Örgütü “küresel salgın” (pandemik) saymış bile olsa, modern zamanlarda hiçbir hastalık böylesine korkunç bir potansiyele sahip görünmüyordu.

Artık dünya da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.