Hamdi Türkmen

Hamdi Türkmen

hamdi-turkmen@hotmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı


Kadınların yüzde 67’si eşi tarafından sözlü şiddete maruz kalıyor.
Evli-boşanmış/dul her 100 kadından;
74’ünün eşi kıskanç.
67’sinin eşi bağırıp-çağırıyor.
28’inin eşi, başkalarının yanında azarlıyor.
21’inin eşi, cinsel şiddete başvuruyor.
18’inin eşi, arkadaşlarını görmesini yasaklıyor.
17’sinin eşi, sinirlendiğinde evdeki eşyaları kırıp döküyor.
14’ünun eşi, dayakla tehdit ediyor.
13’ünün eşi, ailesini görmesini engelliyor.
11’inin eşi, evden kovuyor.
* * *
Bitmedi...
Üniversite mezunu aile reislerinin yüzde 41.2’si sözlü şiddet uygulamazken, bu oran lise mezunlarında yüzde 37.8; ortaokul mezunlarında yüzde 34.8; ilkokul mezunlarında yüzde 27.1 ve diplomasızlarda yüzde 22.5...
Eğitimin yükselmesiyle, eşinin kendisine cinsel şiddet uyguladığını söyleyen kadınların oranı da azalıyor.
Üniversite mezunu kadınların yüzde 97.4’ü cinsel şiddete maruz kalmadığını belirtirken, bu oran lise mezunlarında yüzde 83.9’a; ortaokul mezunlarında yüzde 80.6’ya; ilkokul mezunlarında yüzde 76.3’e; diplomasızlarda ise yüzde 76’ya geriliyor.
Bu rakamları kafadan uydurup ben söylemiyorum.
Adil Gür’ün yaptığı ve Milliyet’te yayınlanan araştırmanın çarpıcı sonuçları böyle diyor.
* * *
Meğer, neymişiz biz böyle?
Utanılacak, başımızı öne eğdirecek sonuçlar bunlar.
Nitekim, bir erkek olarak, kadına karşı şiddetin odağı olarak gösterilmekten son derece rahatsızım.
Böyle bir imajdan, acil olarak, gerekirse ışık hızıyla uzaklaşmak, kurtulmak zorundayız.
Ancak...
Kadına uygulanan şiddete sadece erkeksi kaba kuvvet olarak bakarak bu işi çözmemiz mümkün değil.
İstatistiklere baktığınızda, kadına şiddet uygulayan erkek topluluğunun büyük kısmının eğitimsiz oluşu göze batıyor.
Kadın cinayetlerinin altında yatan gerçek ise; ayrılık ya da resmi boşanma sonrası kıskançlık...
Nedeni; geçim sıkıntısı...
Nedeni; işsizlik...
Sonuç; borçlanma ve içine düşülen ödeme güçlüğü...
Yuvanın ve aile birliğinin dağılması...
Erkeğin bu nedenle içine düştüğü bunalım...
Ve sonrasında kıskançlığın körüklediği şiddet...
Katılıyorum.
Hiçbiri, ama hiçbiri, kadına şiddet uygulamanın, yaşamına kast etmenin mazereti olamaz, olmamalı da...
Ancak, kadına şiddet toplumsal bir soruna dönüşmüşse, ki dönüştü; o zaman hepimizin çözüm için uzlaşması ve gerekli tedbirleri alması gerekir.
Bu da, kadınlarımızı sadece 8 Mart’larda değil, sorun çözümleninceye kadar 365 gün anımsayarak mümkündür.