Mesut Yılmaz'ın oyun planı...

Mesut Yılmaz'ın oyun planı...


       ANAP lideri Yılmaz'ın Avrupa Birliği'nden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak Bakanlar Kurulu üyeliğini kabul etmesi ilginç bir gelişme.
       Hem hükümetin hem kendisinin siyasal geleceği açısından ilginç...
       Nedir Yılmaz'ın oyun planı?
       Yılmaz'a yakın çevresinden Dışişleri Bakanı olması için telkinler yapılmıştı. Ama öyle sanıyorum ki Yılmaz bunun olamayacağını biliyordu.
       Ecevit'in Dışişleri'ni kendi partisinden, İsmail Cem'den alıp kendisine vermeye yanaşmayacağını görecek kadar siyasal deneyimi vardı. O yüzden Yılmaz, Dışişleri koltuğunu gündeme getirmedi.
       Peki, niçin AB'yi tercih etti?
       Şunu gayet iyi biliyor:
       Avrupa, Türk insanının hülyası! Üstelik iki yüzyıllık hülyası... Çünkü Avrupa bu toprağın insanları için aş ve iş demek. Çoluğunun çocuğunun gelecek güvencesi demek. Daha iyi yaşamak demek. Kimileri için de öncelikle demokrasi ve insan hakları demek...
       Bunun içindir ki, bütün kamuoyu araştırmalarında Türkiye'nin AB üyeliği yüzde 75 - 80'in altına düşmüyor.
       Yılmaz bu gerçeğin farkında.
       O yüzden AB üyeliğine asılmanın kendi kariyerine ve partisine siyasi prim yapacağına inanıyor. Üyeliğe giden yolda lokomotif olabilirse, yeniden yükselişe geçebileceğini, siyasal inandırıcılık sorununu aşabileceğini düşünüyor.
       Bir başka deyişle:
       AB üyeliği için bayrak açmanın kendisi için de bir siyasi çıkış yolu olacağına inanmış durumda...
       Şu sözler Yılmaz'ın:
       "Avrupa Birliği üyeliğine giden yolda verilecek asıl mücadele, hiç kimse unutmasın, kendi içimizde bu üyeliği istemeyenlere karşı verilecek olan mücadeledir. Bizzat Türkiye'de, ülkemizin Avrupa'yla bütünleşmesinden rahatsız olan çok geniş bir yelpaze vardır. Varlıklarını Türkiye'nin her anlamda içe kapanmasına bağlayanlar, bu yapılar içerisinde en tehlikeli grubu oluşturmaktadır."
       Şu sözler de Yılmaz'ın:
       "Türkiye'de herkes bilmektedir ki, birilerinin Kopenhag ve Maastricht kriterlerinin adını bile duydukları zaman uykuları kaçıyor. Bu mihraklar, söz konusu kriterlerin hayata geçmemesi için her türlü yola başvuracaklardır."
       Şu sözler de Yılmaz'ın:
       "En tehlikeli olanı, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini farklı nedenlerle istemeyen, bu konuyu engellemek isteyen ve birbirleriyle farklı kulvarlardaki yerli güçlerin işbirliğine gitmeleridir. Bundan daha vahimi de, bu işbirliğine aynı gayeyi güden dış güçlerin dahil olmasıdır. Kendisi Türkiye'yi reddetmek zorunda kalmamak için, bu reddi Türkiye'nin kendisine yaptırtmak düşüncesi Avrupa'daki bazı odakların eski düşüncesidir."
       Şu sözler de Yılmaz'ın:
       "Bir yıldır Türkiye'nin önündeki en büyük tehdidin irtica ve bölücülükten önce içe kapanma tehlikesi olduğunu her vesileyle bunun için söylüyorum. Türkiye'nin bir askeri müdahaleyle içe kapanması, Avrupa'yla köprüleri atması artık mümkün değildir. Ancak, Avrupa'yla bütünleşmeyi bugünkü ortamda ister gibi gözüken, fakat bunu asla istemeyenlerin herhangi bir şekilde iktidarı ele geçirmeleriyle bu çok daha kolay bir şekilde gerçekleşebilir."
       Şu sözler de Yılmaz'ın:
       "Tam üyelik sürecinin çok kolay geçmeyeceğini herkes çok iyi bilmelidir. Bu konuda devletin isteksizliği dikkat çekici ölçülerdedir. Bazı kurumların engelleyici çabalarını saklama gereğini bile duymadıkları ortadadır. Hükümetin çabaları da güzel fakat yetersizdir."
       ANAP lideri Yılmaz'ın bu sözlerinin tarihi 21 Haziran 2000. Mekanı ise ANAP Meclis Grubu toplantısı...

Olumlu olan...

       Yılmaz, görüleceği gibi, bu sözleriyle sanki Türkiye'nin AB üyeliği alanında bayrak açıyor. Bunun gibi, Yılmaz'ın AB'den sorumlu Başbakan Yardımcılığı'nı kabul etmesiyle bu sözleri bir yerde birbirini tamamlıyor.
       Yılmaz konuşmasında hükümeti, devlet içindeki odakları ve bazı siyasi çevreleri eleştiriyor.
       Bir soru:
       Yılmaz bu tutumuyla, hükümet içinde MHP ile, hatta bazen Ecevit'le, devlet içindeyse örneğin askerle karşı karşıya gelebilir mi? ANAP liderinin bu soruların karşılıklarını ölçüp biçmeden, bu yeni rolüne soyunmuş olabileceğine ihtimal vermiyorum.
       Yılmaz Başbakan Yardımcısı olarak AB üyeliğine ciddiyetle, sistemli biçimde ve iç siyasi dengeleri de gözeterek asılabilirse, bu ülkemiz için olumlu bir gelişmenin altını çizer.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr