MAHİR KAYNAK VE İDAM

Mahir Kaynak yakın tarihimizin önemli ama gizli kişilerinden biriydi. Harp Okulu çıkışlıydı yani subaydı, askerlik yaparken onun bir arkadaşıyla tanıştık. Arkadaşı solcuydu, zaten Mahir Kaynak da solcu olduğu için onun askerlikten ayrılmasını istiyordu. Bize anlattığı buydu. Bir süre sonra kayboldu. İstifa etmiş gitmişti. Bir daha rastlamadık.
***
Bu arada bazı cuntaların kurulduğunu duyardık. İktisat fakültesinde de Madanoğlu cuntasının hâkim olduğu söylenirdi. Kimdi, kimlerdi bilinmezdi. Yıllar sonra iş ortaya çıktı. Meğer Madanoğlu cuntasının, emekli korgeneralin cuntasının en faal adamı, daha önce duyduğumuz Mahir Kaynak’mış.
Devrimci bir cuntaydı. Sonra her şey açığa çıktı; Mahir Kaynak, Madanoğlu cuntasının en hızlı görevlisiymiş. Madanoğlu’nun en güvendiği genç. Laflar ağızdan ağza dolaşıp geliyordu.
***
Hele bir toplantı hikâyesi vardı ki:
“Toplantı açılır açılmaz Mahir Kaynak söz almış, şöyle bir konuşma yapmıştı:
- Paşam, konuşulanlar dışarı sızıyor, içeride gizli kayıt yapılıyor, üst araması yapacağım.
Madanoğlu hem hoşlanmış hem hoşlanmamıştı ama arama yapıldı. Mahir Kaynak katılanların üstünü aradı hatta Madanoğlu ‘Benim de mi oğlum?’ deyince, ‘Evet paşam, herkesin’ demişti.
Neyse, kimsede bir şey çıkmadı ama toplantının tutanakları kelimesi kelimesine MİT’in elindeydi. Nasıl oluyordu o iş? Çok basitti çünkü konuşmaları Mahir Kaynak kaydediyordu, teyp kendisindeydi. Herkesi aramıştı, kendisini arayacak değildi ya.”
***
Neyse o günler de öyle günlerdi, her köşede cuntaların dağıtıldığı günler.
Mahir Kaynak daha sonra üniversiteye devam etti, doçent oldu, profesör oldu ve bir de özel olaraktan da cuntaların çalışmalarını anlatıp komploları biçimlendirdi. Her ne kadar MİT Mahir Kaynak’a önce sahip çıkıp sonra açık bırakılınca... Hele mahkemelerde çıkan kararlar. Allah rahmet eylesin, bir iki yerde ayaküstü tanışmışlığımız vardı.
***
Günlerdir Özgecan Aslan’ın vahşeti tartışılıyor hatta bazı okurlar bizi gerekli sertlikte görmedikleri için şikâyet ediyorlar.
Ah sevgili okur ah...
Geçen gün de yazdık, ceza kanunun bir maddesi değiştirilecekti. Madde, tecavüze uğrayan genç kadının ahlaki durumu dikkate alınarak kadın fuhuş yapıyorsa sanığın cezasının az olmasını öngörüyordu.
Biz itiraz ettik, böyle şey olmaz dedik, suç suçsa yasaların öngördüğü ceza verilir. Kadıncağıza hem tecavüz edeceksin hem de ceza indiriminden yararlanacaksın. Neyse o günlerde bu mücadelemiz tuttu, tabii tek başına değil, toplumun bir kesimiyle.
Şimdi madde aynen duruyor. Biz korkarız idam diye çırpınanlar bu maddeyle kendilerine gelmezler. Çünkü biz idama karşıyızdır, ne pahasına olursa olsun, hele Avrupa istediği diye.
Keşke Avrupa istese de bizimkiler son vahşete uygulasalar.
Ama biz idamlara yine karşıyız.