Antik Kentte bir gece geçirmeye var mısınız?

3 Haziran 2021

Meraklandırmadan hemen açıklıyorum; Kültür Bakanlığı’nın taşınmaz kültür varlığı olarak belirlediği antik kent sayısı tam olarak 77. Listeye dahil olmayanlarla birlikte 100 kadar olduğu tahmin edilmektedir. Gerçekten de oldukça zengin bir coğrafyada yaşıyoruz.

 Pandemi öncesinde başlayan deneyim odaklı ve kalabalıktan uzak bir tatil anlayışım, pandemiyle birlikte biraz da zorunluluk haline geldi. Kasım 2020’de tam da bu arayıştayken Instagram paylaşımlarıyla Oğulcan Tatar karşıma çıktı ve o an işte bu dedim. Aizonai Antik Kenti beni adeta büyülemişti.

 Antik kent için Kütahya’ya doğru yola çıktığımızda ilk durağımız Eskişehir oldu. Memlekete uğramadan olmazdı. Eskişehir için ayrıca başka bir yazıda buluşuruz ama giderseniz Karakedi’de boza içmeden, Tanınmış Helvacı’da helva yemeden dönmeyin derim, yok böyle bir lezzet. Bu arada helva her gün belirli miktarda geliyor, bitince de dükkanı kapatıyorlar. Biz sabah erken saatlerde olmasına rağmen uzunca bir kuyruğa girmiştik.

Helvamızı alıp yola koyulduk, tahmin edersiniz ki yaklaşık bir buçuk saat süren Kütahya’daki ilk durağımıza varmamız çok lezzetli oldu. Kütahya; Eskişehir ve Afyonkarahisar ile Frig Vadisi sınırları içerisindedir. Vardığımız İnli Köyü ise T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tescil edilmiş.

Köyde Bizans dönemine ait mezarlar ve kayalara oyulmuş yerleşim yerleri bulunmaktadır. Bu yerler günümüzde köylüler tarafından samanlık ve depo olarak kullanılmaktadır.

Yazının devamı...

MANTAR KEŞFİNE HAZIR MISINIZ?

24 Aralık 2020

Belki bilmiyorsunuzdur; aslında ortaokul Fen Bilimleri öğretmeniyim. Yıllardır da mantarlar konusunu sınıfta anlattım. Canlıların sınıflandırılmasını anlatırken, en zorlandığımız konudur; mantarlar. Çünkü mantarları toprakta görmek onları bitki olarak düşünmemize sebep olur. Evet ben de yıllardır derslerimde bu yanlışı düzeltip, mantarların bitki olmadığını, tamamen ayrı, başlı başına bir sınıf olduğunu belirttim. Sporla ürediğinden, tükettiğimiz mantarların kültür mantarı olduğundan, peyniri küflendiren veya hamurun kabarmasını sağlayan şeyin de bir tür mantar olduğundan derslerimde hep bahsettim. Ama benim de bilmediğim bir çok özelliği olduğunu mantar keşfi etkinliğine katılana kadar bilmiyordum.

Pandemi sebebiyle evlerimize kapandığımız bu günlerde doğaya özlemimiz daha da artmakta, ilgimizi doğa ile iç içe yapılan etkinlikler çekmektedir. İşte sosyal medya aracılığı ile katıldığım etkinlik de tam olarak bu şekildeydi.

 Instagram üzerinden iletişime geçip etkinliğe katılmak istediğinizi belirttiğinizde sizi bir iletişim grubu içerisine alıyorlar ve etkinlik öncesinde buluşma noktası gibi bazı bilgiler buradan veriliyor.

Biz sanırım şanslı günümüzdeydik; zira hava yağmurlu göstermesine rağmen gayet güzeldi. Greenixir ekibinin simit-peynir-çay üçlemesinden oluşan güzel bir kahvaltısıyla Belgrad Ormanındaki buluşma noktamızda karşılandık. Bir yandan kahvaltımızı yaparken bir yandan da rehberimiz ve eğitmenimiz Osman Dinç tarafından mantar keşfinde uymamız gereken kurallar, mantarların özellikleri, yenilebilir mantarların keşfi gibi konularda hakkında bilgi aldık.

Bu keşif için yanınızda bulundurmanız gereken sepet ve mantarları temizleme, kesme amaçlı kullanacağınız fırçalı bıçak size ekip tarafından veriliyor. Öğrenmemiz gereken bilgileri edindikten sonra ormanın daha önce hiç görmediğimiz kısımlarına doğru ilerliyoruz. Meğer bizim gibi mantar toplamaya gelen ne kadar da çok insan varmış. İtiraf ediyorum; keşfin ilk başlarında epeyce zorlandım çünkü sürekli yere ve yaprakların altına bakarak yürümek oldukça zormuş. Ama bir süre sonra alıştım; işin püf noktası: elinize çok da kısa olmayan bir sopa almak. Böylece yaprakların altlarına daha kolay bakabiliyorsunuz.

Yazının devamı...

İYİ VE GÜZEL ŞEHİR: GALLİ POLİS

28 Eylül 2020

İyi ve güzel şehir Galli Polis ya da şimdiki adıyla Gelibolu; tarihi, doğası, denizi ve mutfağıyla keşfedilmeyi bekliyor.

Gelibolu tarih boyunca Pers,  Sparta, Makedonya, Bergama, Roma, Bizans ve en son Türklerin hâkimiyetine girmiştir. 1354 yılında fethedilen Gelibolu’nun zenginliği de işte buradan kaynaklanmaktadır.

ULAŞIM:

Gelibolu, Çanakkale’nin Avrupa kıtasında kalan bir ilçesidir. Dolayısıyla İstanbul’dan Tekirdağ üzerinden gelecekseniz feribota binmenize gerek yok. İstanbul’dan 299 km mesafedeki Gelibolu’ya aracınızla yaklaşık 3,5 saatte ya da çeşitli turizm firmalarının otobüsleriyle yaklaşık 4,5 saatte ulaşmanız mümkün.

Bursa ya da İzmir istikametinden gelecekseniz Çanakkale merkezden, Lâpseki’den ya da Çardak’tan feribota binmeniz gerekiyor. Önemli bir hatırlatma; Çanakkale Boğazı’nda ulaşımı belirleyen etmen rüzgâr ve tırlar. İkisinin de fazlalığı uzun bir feribot sırası ve bekleyiş anlamına geliyor. Rezervasyon da geçerli olmadığından konu tamamen sizin şansınıza kalmış demektir J Tabi bu konunun geçerliği, yapımı hala devam eden köprünün tamamlanmasına kadar olacaktır. 2023 yılında tamamlanması beklenen köprü Gelibolu ve Çanakkale’nin ulaşımını olumlu yönde etkileyecektir.

GEZİLECEK YERLER:

1- ÇİMPE KALESİ: Gelibolu ile Bolayır arasında yer alan kale; Eğritaş yazlık alanından yaklaşık 6 km uzaklıkta bulunuyor. Şu an sadece kalıntılarının kaldığı kale, Türklerin Rumeli’de ele geçirdikleri ilk toprak parçası olması bakımından tarihi öneme sahiptir.

 

Yazının devamı...

Doğasıyla ruha, yemekleriyle mideye hitap eden İğneada

17 Eylül 2020

 

Son dakika değişiklikleri hep mi güzel olur bilmiyorum ama planlar Gelibolu iken kendimizi bir anda İğneada’da buluverdik. Çok da keyifli oldu. Bizim üç günümüz vardı, sabah erkenden yollara dökülmek zorunda kalmadık. Çok keyifli oldu lakin 2 tam gün de yeterli olacaktır.

1. GÜN:

Yol üstünde gönlümüze göre kahvaltı yapacağımız bir yer bulamayınca (Açıkçası planımız son dakika değiştiğinden araştıracak pek vaktimiz yoktu) evde hızlı bir kahvaltı ile yola koyulduk. Kırklareli tarafına ilk defa gidiyorduk ve yol bize inanılmaz keyifli geldi. Sağınız solunuz yemyeşil. İlk durağımız Dupnisa Mağarası idi. Planladığımız gibi saat 12.00 civarı mağaraya ulaştık. Hafta içi olması sebebiyle de bizim dışımızda sadece 2 aile vardı. Dolayısıyla çok rahatça gezebildik. Mağaraya giriş ücreti tam 15 TL, öğrenci ise 5TL. Müze kart geçerli değil. Elbette mağaraya maskesiz girilmiyor.

Aynalıgöl (Gilindire) Mağarası ile birlikte beni büyüleyen ikinci mağara oldu diyebilirim. İç kısmı çok güzel ışıklandırılmış ve yürüme yolları yapılmış. Mağara 2 kısımdan oluşuyor. 15 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında hem su seviyesinin artması hem de yarasaların üreme dönemi sebebiyle mağaranın bir kısmı kapalı oluyor. Gideceklere şimdiden tavsiyemdir, yaz ayında gitmeme rağmen oldukça soğuktu. Tedbirli olmakta fayda var. Bir de yolunuz uzunca bir süre dağlık alandan geçiyor dolayısıyla telefonunuz çekmeyecektir, bilginize.

Mağara dönüşü ise önceden gözümüze kestirdiğimiz yol üstündeki mola yeri aklımıza düştü: Avcı Şeko’nun yeri. Yol üstünde, masalarının bir kısmı nehir üstünde bir kısmı yolda, odun ateşinde çay yapan bir yer düşünün…. Üstelik hamak ve salıncak da var. Mağara gezisinin yorgunluğu ve o kadar üşümenin üstüne adeta ilaç gibi geldi sıcacık çay... Mutlaka uğrayın derim.

Yazının devamı...

Bir küçük özgürlük macerası

10 Haziran 2020

Malum son zamanlarda tatil anlayışı herkes için değişti. Gündeme kamp ve karavan alternatifleri gelmeye başladı. Karavan bir derece kabul edilebilir ama biliyorum ki çadır kampı meselesi herkes için çok kolay bir durum değil. Elbette benim için de böyleydi. Bu sefer sizlerle bu maceraya nasıl başladığımı paylaşmak istiyorum.

Eşim de ben de öğretmen olunca yaz tatillerimizin uzunluğu, tatil anlayışımızda bizi farklılıklara sürükledi. Üstüne bir de kaldığımız otellerin yemek saatlerinin bizi kısıtlaması gelince bizde kendiliğinden; “Neden çadırda kalmayı denemiyoruz ki?” sorusu beliriverdi… Hızlıca arayışa başladık ama ne çadırda kalmak için malzemelerimiz vardı ne de arabamız J Bu arada hayaller çoktan kurulmaya başlanmıştı bile; Akdeniz sahilinden başlayacak Ege sahillerine uzanacak ardından da son noktayı Çanakkale’de koyacaktık.

. Günler geçiyor, bir yandan araba bir yandan kamp alanları bir yandan da çadır malzemeleri araştırıyorduk ki arabamızı kamp yapacağımız yerden ya da oraya en yakın yerden alma fikri aklımıza geldi. Biraz ilginç bir fikirdi evet ama kulağa da hoş geliyordu. İşte bizim maceramız da böyle başladı. Tüm kamp malzemelerimizi zincir bir spor mağazasının online kanalından mağaza teslim seçeneği ile aldık. Ardından İstanbul’dan sadece şahsi eşyalarımızı alarak uçakla Hatay’a gidip arabamıza kavuştuk. Artık 31 plakalı arabamızla macera başlamıştı. Önce güzel bir Hatay turu yapıp karnımızı doyurduk. Ardından hemen İskenderun’daki mağazaya geçip verdiğimiz tüm kamp siparişlerimizi teslim aldık ve işte hazırdık!!

Tüm konaklamalarımız ilk sefer denediğimizden de dolayı hep tesis olan yerlerde oldu. Mersin, Kaş, Olimpos, Datça, Güzelçamlı derken sağ salim bir şekilde bolca anı ve sayısız deneyim ile Çanakkale’ye ulaşabilmiştik.

 

Yazının devamı...

Çocuklarla gidilecek İstanbul müzeleri

11 Şubat 2020

Bir öğretmen olarak eğitimin sadece sınıf ortamında olmayacağına inananlardanım. Bulunduğumuz her yer aslında çocuklarımız için ayrı bir deneyim fırsatı sunuyor. Hele ki İstanbul’da yaşıyorsak bu fırsatlar sanırım biraz daha fazla. Cumartesi ve Pazar; bu koskoca 2 gün etkili bir şekilde değerlendirilirse öğrenme buralarda da devam edecek, hatta daha da kalıcı olacaktır. İşte çocuklarınızın hem keyif alacağı hem de öğreneceği İstanbul’dan bazı etkinlikler:

SAKIP SABANCI MÜZESİ

Müze, Emirgan semtinde yer almaktadır. 26 Nisan 2020 tarihine kadar hafta sonu saat 12.00-20.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Tam (40 TL) ve indirimli bilet (25 TL) ile birlikte çoklu giriş seçenekleri de bulunmaktadır. Müzede, zengin koleksiyon ve sergiler ile birlikte çeşitli eğitimler de verilmektedir. Bu etkinliklerin bir kısmı süreli olduğundan ziyaret öncesinde müzenin internet sayfasından bilgi almak faydalı olacaktır.

RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ

Müze, Hasköy semtinde yer almaktadır. 31 Mart 2020 tarihine kadar 09.30-17.00, 1 Nisan-30 Eylül 2020 tarihleri arasında ise 09.30-19.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz. Müzeyi 3 kısımda deneyimlemeniz mümkün. Bunlar; koleksiyonlar, aktiviteler – deneyimler ile müzede eğitim olarak gruplandırılabilir.

Koleksiyonlar: Atatürk Bölümü, Bilimsel Aletler, Demiryolu Ulaşımı, Denizcilik, Fenerbahçe Vapuru, Havacılık, İletişim Araçları, Karayolu Ulaşımı, Makineler, Modeller ve Oyuncaklar, Özel Koleksiyon, Yaşayan Geçmiş

Aktiviteler-Deneyimler: Denizaltı Turu, Fenerbahçe Vapuru, Nostaljik Tren Turu, Tren ile Haliç Turu, Atlı Karınca ve Oyun Alanı

Müzede Eğitim

Yazının devamı...