Kendini sev! Sen değişince, dünya dönüşür

25 Ağustos 2021

Kişi kendini sevmiyor, değerli, başarılı hissetmiyor ve kendine güvenemiyorsa dışarıdan aldığı güzel duygular bir süre sonra yerini sevgisiz, değersiz, yetersiz veya güvensiz hissetmeye bırakabilir. Çünkü her insan sevgiyi, güveni önce kendi içinde yakalamalıdır. Bu duygular kendi içinizde yerini bulamadıysa temel duyguları ve mutluluğu sürekli karşı tarafın size hissettirmesini bekleyebilir, hissettirmediği an ise negatif enerjiye düşebilirsiniz.  Kimse daima karşı tarafın duygularını tamamlamak için çabalayamaz. Karşı taraftan daimî suretle beklenen her duygu zaman içinde iki taraf için de yorucu olabilir. Halbuki evrensel yasalar gereği içeride hissedilen her neyse dışarı yansıyan da odur. İçinizdeki kendinize olan sevginiz, kendinize verdiğiniz değer ve kendinize olan güveniniz karşı taraftan da öte tüm evrene yayılır. Size geri dönüşü ise bir mucize olur. Siz kendinizi sevdikçe, kendiniz hakkında daha olumlu düşündükçe çevrenizden duyacaklarınız da ya da etrafınıza çekecekleriniz de dönüşecektir. Çünkü frekansınız yükselmiştir. Frekans yükselmesi için artık karşı tarafın size sizin istediğiniz gibi davranması ya da söylemde bulunması gerekmiyordur. Artık öz değerinizin farkındasınızdır. Kaynak siz olduğunuz için etrafınıza yayılan frekanslarınız yüksek şekilde yayılıyordur. Böylece siz, size daha çok döndükçe her şey olumlu anlamda dönüşür.

Şimdi kendinizi daha fazla sevip, olması gereken değer ve özgüveni ortaya çıkarabilmeniz için bazı minik öneriler…

-Güne ayna karşısında kendinizi sevdiğinizi söyleyerek başlayın. Ama inanmadan, sahte bir şekilde değil gerçekten sevdiğinizi söyleyerek.

-Kollarınızı ayna karşısında yukarı kadar kaldırıp 30 saniye kadar böyle kalıp, bu gününüzün sevgi ötesi geçmesine niyet edin. Bu esnada gözlerinizin içine bakmayı ihmal etmeyin.

-Sadece kendiniz için yemek ısmarlayın. Kendiniz için hazırlanın.

-Benim için önemli değil dediğiniz her ne varsa tek tek düşünün, belki de sizin için önemli olabilecek şeyler vardır. Herkese gösterdiğiniz öncelik ve değeri kendinize de verin.

-Kendinize karşı nazik olun. Her olup biten için sürekli kendinizi suçlamayın. Elinizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra gerisini akışa bırakın.

-Yaşamınızın her gününün bir hediye olduğunu fark edin. Dışarıdan duymak istediğiniz tüm iltifatları kendinize edin.

Yazının devamı...

Negatif enerjiden nasıl çıkılır?

27 Temmuz 2021

Pozitif olan kişilerin de hayatlarında yolunda gitmeyen ya da beklenmeyen şeyler olabilir. Bir kişi pozitif diye yaşam akışında olanlara tepkisiz kalacak değildir. Kişinin yaşadığı olayı deneyimlemesi, acısını yaşaması, kendini ifade etmesi önemlidir. Diğer türlü baskılanmış negatiflik bir süre sonra daha derin bir şekilde ortaya çıkar. İnsanlar arasında pozitif kişi denildiğinde çok gülen, hep eğlenen kişi gibi bir algı olabilir. Bu çok doğru değildir. Yaşam kendi içinde denge halindedir. Her insan kendi tekâmül yolculuğunda inişler çıkışlar yaşar.

Şimdi sizinle negatife düştüğünüzde pozitife çıkmanıza yardımcı olacak pratik egzersizler paylaşacağım. Egzersizlerin size pozitif katkı amaçlı olduğunu ve bir rutin haline gelmesinin ise yaşamda pozitif süreklilik açısından önemli olduğunu unutmayın.

-Negatif bir durumla karşılaştığınızda 3 defa derin nefes almak ve nefesleri yavaş yavaş burundan vermek durum karşısında daha sakin olmanıza katkı olacaktır.

-Negatif bir durumla karşılaştığınızda zihninizin olayları yorumlamasına izin verin, negatifi hemen tüketmek için çabalamayın. Gözlerinizi kapatıp kendinize “Ne kadar zamana ihtiyacım var?” diye sorun. Bazen gerekeni siz bilmediğinizi zannedersiniz ama yüksek benliğiniz bilir. İhtiyacınız olan zamanı kendinize verin. Zamanı doldurduğunuzda tekrar gözlerinizi kapatıp sorun. Pozitifleşmek, sevgi ötesi frekansa geçmek için neler yapabilirim? Her insanın neşe ve sevgi ötesi frekansı farklıdır. Biri tatil yaparak kendini daha iyi hissederken diğeri bisiklet sürerek kendini daha iyi hissedebilir. Bu sebeple sık sık sorun benliğinize, cevaplar hep içerde.

-Zihninizde dönen negatif bir konuşma var ise; “Şimdi bu konuşmanın tüm enerjilerini kesiyorum” diyerek gözlerinizi kapatıp o konuşma anını zihninizde mavi bir balona koyup gökyüzüne uğurladığınızı imgeleyin. Bu şekilde konuşmanın enerjetik ağırlığının yavaş yavaş dağıldığını gözlemleyebilirsiniz.

-Koku hafızanızdan faydalanın. Size mucize hissettirecek, sevdiğiniz bir kokuyu 90 saniye koklayın. Koklama sırasında her 30 saniye de bir biraz kahve tozu koklamak zihninizin netleşmesine destek sağlayacaktır. Kahveye alerjiniz varsa burnunuzu yıkayabilirsiniz. Özellikle gül, lavanta gibi çiçek kokuları frekans yükselmesi için idealdir.

-Negatife düştüğünüzü hissettiğiniz an duş almak ve arkasından 12 dakika meditasyon yapmak çok katkı olacaktır. Meditasyon sırasında kendinizi bulutlar üzerinde imgelemek gökyüzünün özgürleştirici etkisini devreye sokar ve bu şekilde daha hızlı pozitife geçebilirsiniz.

-Günlük konuşmalarınızda negatif kelimeleri kullanmamaya özen gösterin. Tüm negatif düşünce, sözler ve enerjileri iptal ettiğinizi, pozitif frekansa geçmeyi seçtiğinizi söyleyin. Zihin tekrardan hoşlanır, fırsat buldukça bunu yapmaya çalışın.

Yazının devamı...

Yaşam akışınızla çatışmaya son vermek

13 Temmuz 2021

Yaşamınızda çabalayarak, zorlukları aşarak ilerleme enerjiniz var ise maalesef yaşam da sizin enerjinize cevap veriyor. Yani tam olarak ne telaffuz edip istediğinize değil etrafa yaydığınız frekansa göre cevap alıyorsunuz.

Yaşam kendi içinde belli bir akışla devam eder. Her durumun muhakkak bir nedeni vardır. Evrensel denge de tesadüf üzerine kurulu değildir. Her ne oluyorsa bütünün ve bizim hayrımıza olması gerektiği gibi oluyor. Biz insanlar arzuladığımız şeyler hemen olsun isteyebiliriz ve bunun için çevremizi, kendimizi yorabiliriz. Halbuki hayat akışımız kendi planı dahilinde akar. Biz bu planda seçimler yaparak yolculuğumuza devam ederken ana hatları ile plan ilahi düzende bellidir. Pozitif enerjimizle seçim yapmak, olması için gayrette olmak olağandır. Olağan dışı olan bizi yaşam akışımızla çatışmaya sokan ise ısrarla olmayan bir şeye karşı aşırı çaba içinde olmak, tüm odağımızı oraya vermek ve yaşamın diğer güzelliklerini kaçırmaktır.

Çaba enerjisinde kaldıkça eterik bedenimiz ve zihnimiz olması gereken frekansımızın zoru aşmak ve çok çabalamanın olduğunu kanaatine varabilir. Böylece yaşamımızda her durumda daha fazla yorularak, koşturarak ilerleyebiliriz. Oysa yaşamla bir olunduğunda kovalanacak hiçbir şeyin olmadığını, size ait olan her şeyin size kolaylıkla geldiğini görürsünüz. Nasibiniz siz nerde olursanız olun, şartlar ne olursa olsun gelir sizi bulur.

Peki yaşamla bir nasıl olunur? Yaşam akışınızla çatışmadan birlik içinde nasıl ilerlersiniz?

Gelecek endişesine tüm odağınızı vermek yerine elinizden geleni yaptıktan sonra şu andan da keyif alabilirsiniz. Gelecek için koştururken şimdiyi kaçırmamaktır akışa uyum sağlamak.

Her ne yaşandıysa, tüm olumsuzlukların ve kötü giden her şeyin bir gün biteceğini evrenin denge içinde olduğunu hatırlamaktır yaşam akışıyla bir olmak. Gökyüzündeki buluta uzun uzun bakmakta, toprakta yalın ayak yürümekte saklıdır, yaşamın akışı.

Sadece uyumak için değil bazen de içe dönmek için kapatmaktır gözleri, sadece kendini dinleyip, bir başkasından beklemeden kendini sevebilmekte gizlidir yaşamın akışı.

Kolay olmayabilir akışa uyum sağlamak. Durmadan konuşan zihninize dur demek, her şey geçer gider, bir ben kalırım bir de bana ait olanlar demek. Bazen de başkası ne der diye çekinebilirsiniz. Oysa bu; sizin yaşamınız ve uyum sağlamaya çalıştığınız ise sizin yaşam akışınızdır. Siz kendinizle çatışırken zorluk, çaba enerjisini deneyimlerken de dışarıdaki kişilerin size karşı bir bakış açısı vardı, şimdi de olacak o yüzden bırakın bir başkasını. Siz size odaklanın.

Yazının devamı...

Zihin kodlarımızı etkileyen 4 duygu nedir? Nasıl dönüştürülür?

28 Haziran 2021

Her insanın zihin kodu farklıdır. Kişinin yaşadığı yer, ailesi, etnik kökenleri, sosyal ve ekonomik durumu gibi farklı koşullar kodların oluşumunda etkindir. İşte bu sebeple aynı olay birkaç kişiye anlatılsa herkesin vereceği reaksiyon ve hislerinin yoğunluğu farklı olacaktır. Çünkü her insan zihin algoritmasından süzülerek olayları yorumlar; bu sebeple herkesin bakış açısı ve durumları yorumlama şekli bambaşkadır.

Hadi şimdi bu 4 ana duyguyu daha yakından tanıyalım ve onları nasıl dönüştürebileceğimizi keşfedelim.

Değersizlik

Yapılan istatistikler değersizlik duygusu fazla olan kişilerin yaşam akışında birçok negatif durumla karşılaştığını göstermektedir. Değersizlik duygusu kişide büyüdükçe etrafına da ‘ben değersizim’ enerjisi yayar. Bir süre sonra çevresinde kendini değersiz hissetmeye, kendisini arka plana almaya, önceliği hep başkasına vermeye başlayabilir. Değersizlik duygusu zihinde büyüdükçe kıtlık frekansını da kendine doğru çekmeye başlar. Kişinin bolluk alanı kendini ne kadar değerli hissettiği ile doğru orantılıdır. Bolluk alanı etkilendikçe değersiz, değersiz hissettikçe bolluk alanını dar hissedebilir. Sonuç olarak ortaya pozitif olmayan bir kısır döngü çıkar. Bu döngü tekrarlandıkça zihin bu durumu kalıcı kod olarak kabul eder. Ufak egzersizleri yaşam alışkanlığınız haline getirirseniz kolaylıkla bu duygunun pozitif bir kod olmasını sağlayabilirsiniz.

Değersizlik duygusu dönüşüm egzersizi

Hayatınızın merkezine kendinizi almak, etrafa verdiğiniz değeri kendinize de vermek, kendi arzu ve isteklerinizi de dinlemek, kendinizle baş başa kalacağınız zamanlar yaratmak ve ‘beni ne değerli hissettirir?’ sorusuna sıklıkla cevap aramak kendinizi değerli hissetmeye başlamak için mucize bir adım olacaktır. Meditasyon ya da çakra dengeleme yapıyorsanız mide bölümüne daha çok çalışmak değer duygusu ve bolluk için pozitif katkı olacaktır.

En başta kendinize değer verecek şeyleri yapmak, “bu yaşamda bende varım” demek kolay olmayabilir. Unutmamalısınız ki; zihin kodlarınız bir günde oluşmadı. Bu sebeple yaşam akışınızda kendinizin farkına varmak ve pozitif potansiyelinizi ortaya koymak için hayat yolculuğunuzda direksiyonu sizin tuttuğunuzu hatırlatmak isterim.

Kendinizden daha çok bir başkasına değer vererek karşı tarafın sizi daha fazla seveceğini ya da size daha fazla değer vereceğini düşünüyorsanız maalesef bu pozitif sonuç vermeyecektir. Önceliği neye verirseniz, öncelik olan kişi ya da konu daimî öncelik bekleyecektir. Ve unutmayın ki siz size değer vermezseniz başkası niye versin?

Yazının devamı...

Bolluğu yaşamınıza dahil etmek için öneriler

31 Mayıs 2021

Öncelikle günlük konuşmalarınızda ve yapacağınız herhangi bir bolluk egzersizinde bolluk ve berekete aynı anda odaklanmamalısınız. Çünkü bolluk tükettikçe azalmayan enerjisi taşırken bereket sınırlı miktarda olanı çok yere dağıtabilme enerjisi taşır. Evren bolluk içindedir. Önemli olan bu bolluk ile eşleşmektir. Dünyada her şeyin olduğu gibi bolluğun da bir frekansı vardır. Sizin frekansınız ne zaman bolluk ile eşleşirse o zaman kolaylıkla size doğru akar. Frekansımız kadar zihin durumumuz da bolluğun hayatımızda kendini göstermesine katkı sağlar. Bolluk ile ilgili kök inançlarımız görünmeyen duvarlar gibi sizi servet yaratmaktan alıkoyabilir.

Para hakkındaki söylediğiniz sözlerinize dikkat

Sözlerimizin tüm dünyayı dolaşıp sonra bize geri geldiğini biliyor muydunuz? Artık biliyorsunuz. Para ile ilgili tüm söylemleriniz, yargılarınız para ile olan ilişkinizi direkt etkileyebilir. Örneğin; “Para kolay kazanılmaz” gibi bir inançla para için çok çabalamak gerektiğini sıklıkla dile getiriyorsanız, zihniniz bir süre sonra bu söylemi komut olarak alarak size geri sunuyor. Sonrasında ise para kazanmak için normalden fazla çabaladığınızı fark edebilirsiniz. Para ile ilgili bakış açınızın pozitife dönmesi için aklınıza gelen tüm para inançlarınızı, sıklıkla kullandığınız cümleleri not edip sonra negatif olanların yaşamınızdan uzaklaşması için tam tersi olumlamayı “seçtim” diyerek yapabilirsiniz. Zihin seçim yaptığınızda yeniden kendini düzenleyerek yeni seçime odaklanacağından genel bir olumlama yerine “seçtim” kelimesi ile biten cümleleri yaşamınıza dahil edebilirsiniz. Öncesinde negatif bir inancınız yoksa şimdiki zamanda olmuş gibi genel olumlama yapmak da katkı olacaktır.

Nasıl ki olumsuz inançlarınız bir günde oluşmadıysa pozitif inanç için de zamana ihtiyacınız var, unutmayın.

Yazının devamı...