Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

İnsanlığa musallat olan koronavirüs kadar tehlikeli başka bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Doğru yerde olma saplantısı. Her tartışmada, her gelişmede, her yeni haberde, her yerde ve her alanda doğru yerde olma saplantısı milenyumun hastalığı.

Önceden “siyaseten doğruculuk” vardı ama bu artık günümüzdeki saplantılı durumu sanırım açıklayamıyor. Siyaseten doğruculuk belli konulardaki pozisyonunuzla ilgili olabilir. Ama her zaman doğru yerde doğru tarafta durma saplantısı daha ileri bir aşama. Bir defa doğru tarafı seçme saplantısı sizi illa bir taraf tutmaya mecbur ediyor. Menemen soğanlı mı olur, soğansız mı konusunda bile ikiye bölünmenin nedeni o. İlla bir tarafta olacaksın ve illa haklı olacaksın. Emin misin?

Haberin Devamı

Siyasi gündemden şehir planlama cinayetlerine, HES’lerden nükleer santral tartışmasına, dolar politikasından doğa katliamlarına... Her zaman yer yerde iki taraflı tartışmalar ve illa doğru tarafı seçme saplantısı. Bunun bizi getirdiği yer, taraf seçme faşizminden başka bir de iki sözde karşıt görüşün birbirini meşru kılması. Ne kadar saçma, gerçek dışı, akıl almaz ya da geri zekâlıca olursa olsun iki görüş, karşılıklı cepheleşilecek iki alan birbirinin sağlaması. Hangi saçma lafı ederseniz edin, insanların yarısı bir tarafı, yarısı diğer tarafı seçiyor. Her seçim yapan doğru tarafta olma saplantısı içinde ve tamamen doğru tarafta olduğuna emin olduğundan herkes haklı. Herkes doğru. Her iki taraf da eşit saygınlıkta. İşte abuk sabuk fikirler, yalanlar ve cehalet hayatımızda başköşeye böyle geçiyor. Brexit de böyle, Trump’ın seçilmesi de böyle, bizim memleketteki tartışmalar da böyle. Arada hiçbir fark yok.

Önce bir haber gündeme oturuyor, üzerine sosyal medyada herkes görüş belirtmeye başlıyor. Sanki herkesin görüşü önemliymiş gibi ve herkes herkesin görüşünü merak ediyormuş gibi büyük bir yalan bulutu içinde ortalık görüş doluyor. 

Hepimiz biliyoruz ki sosyal medyada kimse kimsenin görüşünü okumuyor ve önemsemiyor. Sosyal medya sadece değerli görüşlerimizi insanlıkla paylaşmak için var. Ortalık “İşte bir yıl önceki tweet’im, ben demiştim” diyen insanla dolu. “Ne demiştin, hangi bağlamda ayrıca bu ne anlama geliyor, neyi kanıtlıyor? Bu bizim için neden önemli olmalı?” Baştan sona bir kişisel böbürlenme ve mastürbasyon ortamı devam edip gidiyor. 

Haberin Devamı

Sonra her tür görüşün altına tam tersini iddia eden görüşler yerleşiyor. Böylece her çok mühim görüşün bir de karşıt çok mühim versiyonu ortaya çıkıyor. Daha sonra sosyal medya fenomenleri ve “opinion maker”lar topa giriyor. Ortalıktaki saçma sapan laflar ve görüşler derlenip toplanıp basitçe oylanmaya açık iki bomboş görüş olarak halka sunuluyor. Orijinal tartışmanın ya da haberin bağlamından tamamen kopmuş olarak kendinizi tekme tokat bir şeyi savunurken buluyorsunuz. “Ben neyi savunuyordum, asıl konu neydi?” Bunların artık hiçbir önemi kalmamıştır. 

Dünyada bütün seçimler ve referandumlar artık bu şekilde formüle ediliyor. Bugünün dünyasında seçim ve demokrasi buna indirgenmiş durumda. 

Her çok yönlü, derin, kapsamlı içerik ve bağlamı neticede bu basit formül ve karşıtlıklar demagojisi içinde tarif edildiğinden, hiçbir şey artık kendisi değil. Her kavram, dilde kendisine karşılık gelen sözcükten farklı. İşte kavramların içi boşaldı, klişesi de bunu anlatmak için var. Klişeler iyidir çünkü klişedirler ama doğrudurlar. 

Haberin Devamı

Bütün bunlar nereden çıktı durup dururken? “Black Mirror” yapımcıları Charlie Brooker ve Annabel Jones tarafından Netflix için hazırlanan “Death to 2020”i izledim. 2020’yi ay ay ele alarak canlandıran, gerçek ve kurguyu karıştırarak 2020’nin kendine has bir portresini çizen, izlenmesi gereken bir komedi.

İzlerken insan bütün dünyada siyasetin söyleminin ne kadar aynı olduğunu, halkların tepkilerinin de ne kadar birbirine benzediğini görüyor. Sistemler, yapılar, ülkeler, coğrafyalar farklı olabilir ama temelde aslında her şey aynı teknik basitlikte.

Mesela “Bence dünya düz” farklı bir görüş değildir. Düpedüz cehalettir. Cehalet farklı görüş, taraflara eşit söz hakkı gibi siyaseten doğrucu ama anlamsız denklemler ışığında meşru bir fikir gibi kabul edilip verilemez. Burada karşı karşıya getirilen iki denk taraf değildir. Taraflardan biri taraf değildir cahildir çünkü. Bunu yaparsanız zaten haklı olan taraf kendini Galile’den 500 yıl sonra dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamaya çalışırken bulur ki bunun anlamı insanoğlunun 500 yıllık bilimsel gelişimini çöpe atmaktır. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Kimse de cahillerin karşısına çıkıp dünya yuvarlıktır savunması yapmamalı. Bu metaforu siz alın, her tartışmaya uyarlayın ve içine girdiğiniz tartışmayı bu deneyden geçirin. Dünyanın yuvarlak olduğunu savunuyorsanız yanlış bir ortamda kullanılıyorsunuz.

Gülüp geçtik yılın ilk gününde ve iyi geldi “Death to 2020”. Ama gerçek olan bir şey var geride kalan. Gelecekte kavramları orijinal anlamlarına döndürmeliyiz. Başka yolu yok.