Dünyadan salgın notları

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro salgını anlamayıp, ciddiye almayıp üstüne bir de bölgesel ölçekte alınan eve kapanma tedbirlerini “Üç beş hapşırık için ne gerek var bunlara” diye eleştirince iş başa düşmüş. Uyuşturucu çeteleri ve onlara bağlı paramiliter gruplar anında devreye girmiş. Şimdi Brezilya’da “evdekal” hareketini, hastalığın yayılmasını yavaşlatma amaçlı sosyal mesafeleşmeyi bu çeteler hayata geçirmeye çalışıyor. “Evdekal yoksa...” adlı bir hareket olsa gerek.

Devletleri yönetenlerin göstermesi gereken ciddiyeti ve rolü mafya üstlenmiş. En azından birileri -yasa dışı birileri de olsa- pandemik’i ciddiye almış. İyi tarafından bakalım. 

Koronavirüs bugünün şahane işliyor gibi görünen sisteminde her şeyin ne kadar göstermelik olduğunu ortaya koydu. Bakıyorsunuz adam devlet başkanı gibi görünüyor ama korona geliyor ve bir anda ambalaj yırtılıyor, makyaj siliniyor, gerçekler bütün çıplaklığı ve çirkinliğiyle ortaya çıkıyor. Alttan eğitimsiz, cahil, sığ bir tip çıkıyor.

Ülkesini ve dünyayı tweet atarak yöneten Trump’ın korona hakkındaki açıklamalarına bir bakalım.

22 Ocak: “Bu olayı tamamen kontrol altına aldık. Çin’den gelen 1 kişi var ve o da kontrol altında.”

27 Şubat: “Ortadan kalkacak. Bir gün mucize gibi- yok olacak.”

9 Mart: “Hiçbir şey kapanmayacak. Hayat ve ekonomi devam edecek. Yok öyle bir şey. Şu noktada 546 vaka, 22 ölü var.”

16 Mart: (Kendisine bu süreci nasıl yönettiği sorulduğunda) “10 veririm. Bence harika bir iş çıkardık.”

17 Mart: “Bunun adına daha pandemik denmeden ben pandemik olduğunu hissetmiştim.”

ABD şu anda 100 bin vakayı geçen dünyadaki ilk ülke oldu. Sadece geçtiğimiz cuma ülkede 15 bin yeni vaka bildirildi. Ölü sayısı 2000’e yaklaştı. Hastaneler alarmda.

İtalya’da belediye başkanlarının insanları evde tutmak için nasıl çırpındığını ve çıldırdığını gördük. İtalyan usulü delirmelerdi çoğu. Bir başkan, “Ne sporu yapıyorsunuz, hayatınızda bu kadar spor mu yaptınız, salgın başladı, hepiniz sporcu kesildiniz” diyordu. Cidden bu garip durumda bile insanı güldüren görüntülerdi.

Belediye başkanı çok haklıydı ama bir şeyi gözden kaçırıyordu. İnsanlar o kadar çok çalışıyor ve o kadar sıkıcı işler yapıyorlar ve kendi hayatlarından, yapmak istediklerinden, sevdiklerinden o kadar uzak kalıyorlar ki bu eve kapanmayı bir daha ele geçmesi zor bir fırsat olarak görüyorlar. Spor yapıyor, ailecek kahvaltılar ediyor, birlikte yürüyüşe çıkıyor ve eğer telefonlardan kafayı kaldırabiliyorlarsa birbirlerinin yüzüne bakarak konuşuyorlar (evet, eski bir alışkanlık hatırladıysanız).

Pek çok aceleci yorum okudum. Bundan sonra dünya şöyle olacak böyle olacak. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” tadında onlarcası. İnternete her bağlandığımızda onlarca, yüzlerce amatör sosyolog üzerimize önemli görüşlerini boca ediyor. Bu yarım yamalak görüşlerin içinde doğru olan bir şey var. Bugünkü sistem bu şekilde devam edemez. Sistemin mantığı değişmeli. Bunu erkenden anlayan ülkeler sanırım geleceğin dünyasında bir adım önde olacaklar.

Dış haberlere bakınca şu ara en çok Çin ve Kore övülüyor. Övme borsasında hızla yükselirken ertesi gün yerin dibine geçebiliyorsunuz. Bu işe akıl erdirmek zor.

Sanki herkes her an bir şeyi övmek ve ona isteriyle bağlanmak zorundaymış gibi. Sanki oradan oraya telaş içinde çaresizce koşarak övecek bir şeyler arayan
geniş kitleler var gibi.

Çok övülenlerden biri de Almanya Şansölyesi Angela Merkel. Onun da tıpkı İngiltere Başbakanı Boris Johnson gibi koronaya yakalandığı açıklanmıştı. Ama Johnson için çok negatif yorumlar yapılırken, Merkel sağduyunun sesi olarak öne çıkarılıyor basında. Tweet atmak yerine ciddiyetini koruması, halkına baştan beri acı tatlı bütün haberleri ciddiyet ve açıklıkla vermesi bu konuda onu öne çıkardı. Merkel sanırım şu anda işbaşında olanlar arasında sosyal medyaya bulaşmadan ve sosyal medya kahramanı olmadan seçilen tek lider.

Gelecekte şu olacak bu olacak gibi yorumları sevmeyen ve geleceğin çoğu insanın sandığının aksine hiç de öngörülebilir olmadığını düşünen biri olarak yine de şunu düşünmeden edemiyorum. Bu sistem değişmeli. Dünyanın ve insanlığın amacı kâr etmek olmamalı. Koronanın el yıkamak dışında öğrettiği
pek çok şey var.