‘En iyi performans her seferinde değişiyor’

Nilüfer Yanya’nın Londra alternatif camiasında hatırı sayılır bir etkisi ve hayran kitlesi var. Müzik basını da onu yakından takip ediyor. 4 Mart’ta yayınlanacak albümü “Painless” merakla beklenirken konserler de hareketlenmeye başladı. Konseri öncesinde bir araya gelip albümü ve müziği konuştuk

Londralı şarkıcı ve besteci Nilüfer Yanya’nın yeni albümü “Painless”, 4 Mart’ta piyasada olacak. Alternatif müzik camiasında heyecanla beklenen bu albümün öncesinde Yanya’yla Doğu Londra’da Pitchfork Müzik Festivali çerçevesinde verdiği konser öncesinde bir aradaydık.

Hackney Kilisesi’nin bahçesinde gri eşofmanları içinde gülümseyerek karşımda duruyor Nilüfer Yanya. Mütevazı, biraz içe dönük biri olduğu izlenimini uyandırıyor insanda. Sahneye çıktığında etkileyici bir rock şarkıcısına dönüşecek ama bu sahne personasına bürünmek için henüz erken. Soundcheck sonrası, konser öncesi aralıkta, bir şey yapmak için kısa, beklemek için uzun o garip saatlerdeyiz.

Kilisenin önündeki parkın içinden geçip kendimize sohbet edebileceğimiz sessiz bir kafe ararken sabah 11’de soundcheck yaptıklarını öğrendim. Bu konularda ve genel anlamda müzik konusunda titiz olduğu hemen belli olan tiplerden. Festivallerde soundcheck hep sorun oluyormuş. Ama artık alışmış. (Akşam sahneye çıkmadan yeniden her şeyi kontrol edecekler. Bu yüzden 15 dakika kadar geç çıkacaklar ve Yanya neredeyse her şarkıda gitarının akordunu kontrol edecek.)

Hackney Kilisesi, Pitchfork Müzik Festivali’nin bir ayağına ev sahipliği yapıyor ve gecenin yıldızları caz davulcusu Moses Boyd ile Nilüfer Yanya. Kilisenin önünde ufaktan bir kuyruk oluşmaya başlamış. Konserin biletleri günler öncesinden tükenmişti zaten. Gece hınca hınç dolu olacak.

Yanya’nın Londra alternatif camiasında hatırı sayılır bir etkisi ve hayran kitlesi var. Müzik basını da onu yakından takip ediyor. 4 Mart’ta yayınlanacak albümü “Painless” merakla beklenirken konserler de hareketlenmeye başlamış. Bu ara sahnede kimi izlesem araya mutlaka bir-iki kelimeyle de olsa “geri dönmek güzel” faslını sıkıştırıyor. Yanya da heyecanlı. “Gelecek yıl turne tarihlerim doldu” diye anlatıyor memnuniyetle, “Bu yüzden üzerimde biraz baskı hissetmiyor değilim ama aynı zamanda çok heyecanlıyım. Bir konser dönemine girdiğinde özellikle de salonlar büyümeye başladığında bir süre sonra sahneyi nasıl dolduracağını düşünmeye başlıyorsun.”

Gitarı bir kontrol manivelası

Yanya sahneye dört kişilik bir ekiple çıkıyor. Bas, davul, klavye/saksafon ve gitar vokalden oluşan bu kombinasyonda Yanya gitar - vokalde çok rahat. Enstrümanına ve vokaline hâkim. “Müzik yaparken önce notalar geliyor daha sonra sözler. Her şey gitarla başlıyor” diye tarif ediyor çalışma biçimini. “Ben müziğe şarkıcı olarak değil piyano ve gitar çalarak daha çok enstrümancı olarak başladım. Şarkı söylesem de kendimi hâlâ biraz böye görüyorum. Gitar beni heyecanlandırıyor ve müziğimin de temelinde yer alıyor. Gerçekten de Yanya, gitarı sahnede her şeye ruhunu veren bir kontrol manivelası gibi kullanıyor. Gitarla yarattığı ses ve sessizlikle, dur kalklarla şarkıların duygusal yoğunluğunu ince ince işliyor.

“En iyi performans şudur’ diye bir kavrama inanmıyorum. Benim için en iyi performans her seferinde değişiyor. Çünkü ben değişiyorum. Sahnede sadece iyi zaman geçirmeye çalışıyorum galiba. Ben iyi zaman geçirirsem herkes geçirecek gibi geliyor.”

Yanya konserde çok konsantre biçimde adeta içine kapalı halde şarkılarını çaldı. Seyirciye dönük değil kendine dönüktü daha çok. Bir de PJ Harvey cover’ı çaldı (“Rid of Me”).

 ‘En iyi performans her seferinde değişiyor’

‘Albüm yapabildiğim için şanslıyım’

Albüm yayınlamak günümüzde çok zor ve hiç pratik değil. Zaten kimse artık albüm dinlemiyor gibi geliyor. Nilüfer Yanya bu konuda ne düşünüyor?

Müzik dinlemeye vakit bulabilenlerdenim. Konsantre olmayı seviyorum. Bu işin dinleyici tarafı. Ama albüm yapmak insanın omuzlarına çok fazla yük bindirebiliyor. EP ya da single yayınladığında sanki “Ben bunları yaptım, böyle hissettim alın dinleyin” der gibisin. Ama albümde çok daha büyük bir beklentiyi karşılamaya çalışmak var. Albüm yapabildiğim için şanslı hissediyorum ama bazen ürettiğin şey sadece bir-iki şarkı oluyor. ‘Neden albüm konseptine bağlı kalayım şu anda bunu yapmak istiyorum’ diyorsun.”

Mükemmel bir gün, nasıl bir gün?

Evde kendi başıma bir şeylerle uğraşmaktan hoşlanırım. Yalnız olmak ve bir şeye konsantre olarak zaman geçirmek hoşuma gidiyor. Yazı yazmak, müzik yapmak, bir şeyler çizmek. Yürüşler de yapıyorum ama klipteki gibi koştuğumu pek söyleyemem. Belki ara sıra. Daha çok yürüyüş insanıyım. Yogayı koşmaktan daha fazla seviyorum.

Ne okuyorsun şu ara?

“Flights”, Olga Tokarczuk.

Ne dinliyorsun?

Big Thief’ten arkadaşım Adrienne Lenker’in solo albümleri “Songs” ve “Instrumentals”. İkisi de Kovid döneminde kaydedildiler.

Televizyon?

“You”yu merak ediyorum. Henüz izlemedim. Normal insanların birer caniye ya da katile dönüşmesi ne kadar da kolay, bu tip şeylerden hiçbirimiz çok uzak değiliz. Avustralya yapımı olan “Stateless” var bir de ilgiyle izlediğim.

‘Tabii ki acısız olmuyor her zaman’

 

Yanya, Londra’da doğup büyümüş. Annesi İrlanda ve Bermuda köklerine sahip, babası Türk. Her ikisi de sanatçı, yaratıcı insanlarmış. Yanya küçük yaşta müziğe ilgi duymuş. Dave Okulu’dan dersler almış. Pek çok alternatif Brit ve Amerikalı sanatçıdan etkilenmiş. Soundcloud’a kayıtlarını koymaya başladığında 19 yaşındaymış. Şarkıları dikkat çekince EP’ler, bir albüm ve devamında yeni şarkılar gelmiş. 4 Mart’ta yayınlanacak “Painless”, Yanya’nın ikinci LP uzunçalar albümü olacak. Bu albümden ilk single “Stabilise” adlı şarkıya çekildi ve önceki hafta yayınlandı. “Şehirde yalnız ve izole olmak üzerine bir video bu. Kapana kısılmışlık hali. Kovid sırasında sanırım herkes

biraz böyle hissetti. Hiçbir yere gidemedik çünkü gidecek hiçbir yerimiz yoktu”. “Painless” İngilizce’de acısız anlamına geliyor. “Her zaman müzik yapma sürecinin acısız bir süreç olmasını istemişimdir. Bunu albümün adı yapmak hoş bir fikir gibi geldi. Tabii ki acısız olmuyor her zaman.”

Yanya albümü Londra ve Penzance arasında gidip gelerek kaydetmiş. Kovid döneminin kendisi için çok yaratıcı bir dönem olmadığını da itiraf ediyor. “Hepimiz yaşarken başka insanlarla temas edip onları görüp, onların duygularından etkilenerek, onlardan aldıklarımız ve verdiklerimizle yaşıyoruz. Etrafta insan olmayınca bildiğimiz anlamda dünya da farklı bir yere dönüşmüş oluyor.”