Eurovision

66’ncı Eurovision şarkı yarışmasını Ukrayna kazandı. Sanırım bir tip bir dayanışmayı herkes bekliyordu ama benim için gene de ilginç bir sonuç bu. Eurovision sadece Eurovision değildir gerçeği zaten yıllar önce anlaşılmış, ülkelerin birbirlerine oy verirken o sene katılan şarkıdan başka motivasyonlara da sahip olduğu malum olmuştu.

Rusya’nın yarışmadan atılması ve Ukrayna’nın birinci seçilmesi sembolik ama güçlü bir mesaj.

İngiltere’nin ikinci olmasıysa cidden inanılmaz bir başarı İngiltere için. BBC yorumcularının Eurovision akşamlarında yaptıkları espri ve yorumlar eskiden beri dikkatimi çekerdi. Ama en ilginci kendi şarkıları, sanatçıları ve ülkelerinin devamlı en son sıralarda yer almasıyla ilgili tavırlarıydı.

Bizde mesela çocukluğumuzun sunucularından Bülend Özveren hep ahlanıp vahlanır. Beklenen puanlar gelmeyince bize puan veren ülkelerin jürileriyle ilgili hiç de güzel yorumlar yapmazdı.

Ya bize düşmandılar, ya bizi kıskanmaktaydılar ya da komşularını kayırmaktaydılar bu ülkeler. Yani bize oy vermeyen ülkeler. BBC’deyse hava başkaydı. Herkes gülüp eğleniyordu ve bizde olsa şimdi hakaret davası açtıracak ifadeler esprilerde standart olarak kullanılıyordu.

İngiltere son 40 yılda o kadar çok dipte yer aldı ki bu artık bir gelenek oldu ve İngilizler bu gerçekle yaşamayı öğrendiler. Bu gerçekle dalga geçmeyi de öğrendiler. 2003 ve 2021’de sıfır çeken, diğer yıllarda da en iyimser ifadeyle sönük kalan İngiltere ne oldu da 2022’de ikinci oldu?

Brexit’in ardından, Kovid’in ardından acaba ne değişti de İngiltere biraz daha sempatik olarak algılandı ve oyları kaptı? İngiltere adına Space Man adlı şarkıyla katılan Sam Ryder, Kovid döneminde TikTok’ta ünlenen bir şarkıcı ve medya karakteri. Cover şarkılarla adını duyuran Ryder insanların eve hapsolmasını kendi için bir çıkış fırsatına çeviren isimlerden. Ama hepsi bu mu? Fazlası var.

İngiltere 90’larda büyük bir pop müzik patlaması yaşıyordu. Bu dönemde artık bir türlü olumlu sonuçlar alamadıkları Eurovision’a sırt çevirdiler. Müzik piyasasında İngiliz isimler yükselirken, Eurovision’a sırt çevrildi. Komik, kitcsh, gülünç, değersiz kabul edilmeye başlandı Eurovision. Sektör artık bu yarışmaya katılmaya meraklı değildi. Büyük şirketler emeklerini ve zamanlarını Eurovision için harcamaktan kademeli olarak vazgeçtiler. En iyi isimler dünyaya besteler yapıp turnelere çıkarken (hatırlayın 90’ların Boyband, Girlband furyasını) Eurovision’a düşük profilli isimler katıldı. Bu işleri daha da zorlaştırdı İngiltere için. Bu dönemden sonra Eurovision tamamen dalga geçmek için izlenen bir eğlencelik halini aldı. Ancak yıllar içinde bu dalga geçilen halini Eurovision bir yeni estetik ve çekim alanına dönüştürmeyi başardı. Eurovision farklı değerler üzerine yeniden inşa olundu ve dünyada eskisinden daha büyük bir ilgiyle izlendi. ABD, Avustralya gibi çok uzak pazarlarda bile anlamlı hale geldi. Biz bu yarışmada 2000’lerde çok iyi performanslar gösterdik. Birinci bile olduk ama bir noktada katılmamaya karar verdik.

Öne sürdüğümüz nedenler de mızıkçı ve aşırı alıngan, büyüyememiş bir koca çocuğun tepkilerine benzer şekilde “Bize oy vermiyorlar, adil değil, bizi sevmiyorlar…” gibi klişelerden ibaretti.

Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda gibi ülkelerdeki Türk diasporası telefonla bize oy verdiğinde 12 puanları kaparken yarışma adildi ama eski Doğu bloku ülkeleri birbirlerine oy verirken adil değildi… gibi çocukça şeyler işte.

Neticede bugün Eurovision dünyadaki en büyük müzik olaylarından biri. Eurovision’a katılanlar, dünya piyasasında kendilerine önemli kapılar açacak imkânlara, bağlantılara ulaşıyor.

Derhal yarışmaya kaldığımız yerden katılmalıyız. Türkiye pek çok yönüyle bu kültürün bir parçasıdır. Yeni sanatçılarımızın müziklerini dinletmeye, insanımızın da birliktelik duygusunu hissetmeye ihtiyacı var.