Karantinada eski müziklere ilgi arttı

Dünyanın eve kapandığı son altı ayda günlük yaşam rutinimiz ve alışkanlıklarımızla birlikte pek çok şey değişti. Gelen haberlere bakılırsa, bunlardan biri de müzik zevkimiz.

Ya da müzik dinleme alışkanlıklarımız diyelim.

Rolling Stone’un geçen hafta sonu geçtiği bir habere göre, karantina döneminde eski şarkılara ve sanatçılara, yani stream dilinde katalog müziklere ilgi artmış. Stream dünyası yeni çıkan şarkılarla ve sanatçılarla dönüyor. Yani sektörün itici gücü elbette yeniler ve yeni nesil dinleyici. Her hafta cuma günü bütün dünyada pek çok yeni şarkı, albüm piyasaya çıkıyor ve bu rutin en büyük trafikleri yaratıyor.

Bazı bariz sebepleri var ama gene de üstünden geçmek gerekirse, müzik ergenler ve gençler için diğer yaş gruplarına oranla daha önemli ve hayati. Müzik zevki ve dinleme alışkanlıkları 14-15 yaş civarı oluşumunu tamamlıyor. Hayat boyu da değişmesi çok zor oluyor. Müziğe ve dinlemeye özel ilgisi olan ufak gruplar dışında dünya çapında genel dinleyici profili yani sıradan vatandaş için durum bu. Böyle olunca da gençlik her zaman daha önemli müzik piyasasında.

Öte yandan, günümüzde artık kuşaklar birbiri içine geçmiş durumda. Artık babalarımızın dinlediği müziklerden değil, bizden beş yaş büyük abi ve ablalarımızın dinlediği müziklerden söz edebiliyoruz. Yani bir şarkı, sanatçı ya da müzik akımının nostalji ve katalog olması eskisi gibi 20 yıl değil 3-5 yıl sürüyor. Dolayısıyla, yeniler hızla gelmeye devam ettikçe katalog sanatçılar kümesi de hızla büyüyor. Karantina döneminde sanırım bu duruma bir de ileri yaştaki dinleyicinin evde daha fazla müzik dinleme imkânı bulması eklenince istatistikler değişmiş.

Yılın ilk altı ayında katalog sanatçıların dinleme rakamlarındaki büyüme yenilerden daha fazla. Bir diğer ilginç gelişme yeni aboneliklerde yaşanmış. Birleşik Krallık’ta son 12 ayda stream platformlarına yeni abone olanların yüzde 60’tan fazlası 45 yaş üzeri. Yani evde oturan yetişkinler müzik dinlemeye başlayınca bir platforma da abone olmuşlar. Benim bu rakama karşı bir şüphem var. Genellikle stream abonelikleri aile üyeliği üzerinden gerçekleşiyor. Aile paketleri de babanın kredi kartından ödeniyor. Bu rakamları okurken dikkate alınması gereken bir detay.

Bütün bu rakamlar bir yana, başka çok basit bir kural var aslında. Her nesil kendi dönemindeki müzikleri dinlemek, duymak ister. Bir sonraki dönemi “bu da müzik mi şimdi” diye kötüleme eğilimindedir. Eskiden kuşak farkları çok belirgindi. 40 yaşındaki birisi bu cümleyi kurardı. Bugün hızla gelişen ve değişen müzik dünyasında 25 yaşında biri de aynı cümleyi rahatça kurabilir.

Katalog sanatçıların yeni sanatçıları stream’de geçtiği günleri görecek miyiz emin değilim. Ama müziğin kolay eskidiği ve bu çerçevede eskilere bir rağbet olduğu kesin.

Maske sadece maske değildir

Ne zaman gelecek diye bekliyordum sonunda geldi. Louis Vuitton ürettiği maskenin tanıtımını yapmış. Fiyatı 750 pound. Yaklaşık 7300 TL. Maske Kovid-19’a karşı 60 kuruşluk kâğıt maskeden daha mı iyi koruyor onu bilmiyoruz ama daha “şey” göründüğü kesin. Nasıl desem. Şey. Yani “Bakın, benim param var ve bunu dünyaya haykırmak için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım. Çaresizce kıvranıyorum ne kadar görgüsüz olduğumu size göstermek için” der gibi. Maskeler artık hayatımızda kalıcı olacak. Bu anlaşıldıktan sonra tasarımcılar çalışmaları başlatmış. Yeni nesil prestij nesneleri dosyamızın “berbat” sekmesine, elektronik sigaranın hemen altına kaydedelim.

Naomi Osaka’nın maskeleri ayrı bir konu. Amerika Açık’ın bayanlarda bu yılki şampiyonu Naomi Osaka’nın turnuva boyunca taktığı ve “Black Live Matters” hareketine destek veren maskeler kendi başına bir gündem yarattı. Osaka’nın oynadığı yedi maçta giydiği yedi ayrı maskede polis şiddetinin siyah kurbanlarının isimleri yazıyordu. Maske sadece maske değildir değerli okurlar. İlerleyen günlerde maskeli haberlere devam.

Oxford Street’ten izlenimler

Oxford Street eski canlılığından uzak. Mağazalarda artık daha az insan var. Sokaklar boş. Turist gelmeyince sanırım mağazalar da ne yapacaklarını kara kara düşünür olmuşlar.

En lüksünden en sade ve ucuzuna, yeni nesil alışveriş kültürüne vurgu yapılıyor. Her yerde “Artık yeni alışveriş kültürüne alışmamız lazım” gibisinden sloganlar var. Yeni alışveriş kültürü ne demek herhalde zamanla daha iyi anlayacağız. Teknik olarak artık daha az sayıda insanın aynı anda mağazaların içinde bulunmasından mı söz ediliyor yoksa hastalıktan korunma önlemleri çerçevesinde kıyafet denemenin yasak olmasından mı? Çevreye saygılı olmaktan mı? Emin değilim.

Selfridges, Debenhams, Primark, John Lewis gibi en büyük zincirler ve akla gelebilecek bütün büyük alışveriş mağazaları ekonomik açıdan zor durumda. Yeni döneme ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bunu her yerde görebiliyorsunuz.