Salgın ve zenginlik

Pandemi sıradan insanları ve fakir fukarayı nasıl etkiliyor biliyoruz. Peki, zenginleri nasıl etkiliyor? Geçen hafta Financial Times’ta çıkan bir haberin içinde bu duruma odaklanılmış. İşlerini, sağlıklarını, hayatlarını kaybedenler hep sıradan vatandaş. Dar gelirliler ya da gelir seviyesi en diptekiler. Gazetede bir haberde Monaco’nun pandemi sırasında aldığı önlemler anlatılıyordu. Araya bazı detaylar sıkışmış sizinle paylaşmadan edemedim.

İnanmazsınız ama Monte Carlo da çok etkilenmiş pandemiden. Artık sahilde Celin Dion konseri yok, Formula 1 yok, ATP Monte Carlo yapılamadı. Dünyanın en pahalı ve en büyük ve en gösterişli ultra lüks yatlarının sergilendiği Yacht Show yapılamadı. Zenginler yasta. Bu yıl 150 metrelik yatını 180 metreye büyütecek zenginler çok üzgünler. Bu hayallerini belki 2021’de yapabilecekler. O da pandemi eskiye dönerse. Çok üzücü bir durum yani.

Turizm pandemiden en fazla etkilenen sektör olduğundan ve Monaco da turizme bağımlı olduğundan kötü bir dönem geçiriyormuş. Ama para piyasalarındaki hareketlenmelerle zenginlerin çalışmadan pandemi sırasında daha da zenginleştiği anlatılıyor haberde. Ben finanslı olmadığımdan detaylarını anlamıyorum ama kısaca işler tıkırında. Para bol ama şu pandemi sıkıntısına da bir çare bulunsa ne güzel olacak. 

Özetle, değerli okurlar, Monaco bu krizi atlatıyormuş. Hatta krizi fırsata çeviriyormuş. Bu durgun dönemde prenslik dijital dönüşümünü gerçekleştiriyormuş. En önemlisi de dijital güvenlik konusundaki programmış. Bunu Monaco Prensi Albert bizzat yürütüyormuş. 

Dünyanın en ünlü sporcuları, iş adamları, eğlence sektörünün en zenginleri, daha doğrusu, her sektörün en zenginleri hep burada yaşıyor. Ev olarak burayı, iki kilometrekarelik sahil şeridinden ibaret bu prensliği benimsemelerinin nedeni elbette sadece lüks yaşam ve sosyal çevre değil. Monaco bir vergi cenneti.

Bu kadar zengin insan, bu kadar çok para, nereden gelip nereye gittiği belli olmayan zenginlik olunca dijital bilgilerin korunması ve güvence altına alınması da önemli herhalde. Aman paramız güvende olsun.

Zenginler pandemiden sonra kafa yapılarını değiştirmek zorunda kalmışlar. Mesela Monte Carlo’daki Yacht Club’da yetkililerle konuşulmuş. Artık dev yatlar sadece gösteriş ve eğlence amaçlı olarak üretilmeyecekmiş. Bundan sonra yepyeni bir kafa yapısı ve bakış açısıyla insanların aileleriyle gerektiğinde kalabalıklardan kaçma planlarının bir parçası olarak gösteriş yerine işlevsellik ön plana çıkıyormuş. İnsanlar yatlarını artık hem ev hem ofis olarak kullanma eğilimindelermiş. Bu da tasarımları değiştiriyormuş.

Güle güle şatafat ve lüks, merhaba işlevsellik. 150 metrelik işlevsel yat. Ama gösterişten uzak. 150 metrelik yatın içinde bir aile yaşayacak. 40 kişi çalışacak. Denizi, çevreyi nasıl pisletecek, nasıl fosik yakıt tüketecek, nasıl çöp üretecekler belli değil? Ama tabii işlevsellik önemli. “Kaçış planı”... Bu ifadeyi de çok sevdim.

Gördüğünüz gibi değerli okurlar, zenginlerin de dertleri var. Biz hep fakirlerin pandemiden nasıl etkilendiğini okuyoruz. Halbuki zenginler de bayağı etkilenmiş. Dünya değişiyor, eskisi gibi olmayacak deniyordu. Hakikaten de doğruymuş. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Haber özel jetlerde nasıl değişiklikler bekleniyor ona değinmemiş. O konuda bilgi bulursam bir devam yazısı yazarım mutlaka.

En iyi Zoom videosu

İçinde Brad Pitt’ten Sean Penn’e, Jennifer Aniston’dan Morgan Freeman’a o kadar çok ünlü aynı anda Zoom’lamış ki insan bakmadan edemiyor. Videoyu mutlaka izleyin. “Bir 80’ler gençlik filmi klasiği olan “Fast Times at Ridgmont High”ın masa başı okuması yapılıyor. Filmin orijinalinde yer alan oynculara yeni nesil muhtelif ünlü isimlerin de eklemlenmesiyle çok eğlenceli bir Zoom video olmuş. Bu aynı zamanda bir hayır işi çerçevesinde gerçekleşiyor. Pandemi yeni formatlar üretti. Masa başı okumaları da bunlardan bir tanesi olmalı.

Yeni dünyada ‘business’

Geçenlerde bir arkadaşım yeni bir araba satın aldı. İnternetten bakıp beğendiği arabayı online rezerve etti. Aradılar, telefonda bilgi aldı. Şartlar konuşuldu, finansmanda anlaşıldı. Ardından, başka bir birim arayıp aracı nereye teslim edelim diye sordu. Eve teslim seçeneği var. Gerekli talimat verildi. Peşinatlar online bankacılıkla gönderildi. Araba kapıya geldi.

Otomotiv sektörü artık bu şekilde çalışıyor. Galeriye gidip bir çay içmek falan yok. El sıkışmak da gerçek hayatta artık zaten lüks. Alıcı evde, satıcı evde. Araç depoda. Sipariş üzerine kapınızda. Size aracı satan kişi de siz de muhtemelen karşılıklı konuşurken aynı anda çocuklarınızla uğraşıyor, bir yandan da çamaşır kurutuyorsunuz. Yeni dünyada “business” böyle.