Elma şarabı yükselişte

Fransa ve İngiltere’nin sevilen elma şarabı cidre (sidr), adeta yeniden keşfedildi. Bu düşük alkollü ve yoğun meyve lezzetli “şarap”ın daha az şekerli türleri üretiliyor, lüks restoranlarda bile servis ediliyor...


Mekanın adı, Sydr. Yani elma şarabı cidre’ın “sidr” olan okunuşu. Paris’in ünlü Şanzelize Bulvarı’na açılan sokaklardan birinde, ünlü Zafer Takı’na 100 metre mesafede. Gastronomi ödüllerinin zirvesi olan 3 Michelin yıldızlı Carre des Feuillants restoranının sahibi ve şefi Alain Dutournier’nin yeni bir restoranı bu. Şefin ana restoranı kadar yüksekten uçmasa da onun imzasını taşıyan kaz ciğerli kestane çorbası, patlıcan püresi yatağında barbunya, limon köpüğü soslu yufkaya sarılı deniz tarağı gibi incelikli yemekler sunuyor. Geçtiğimiz hafta sonu Parisli bir şarap yazarı arkadaşımla bu yemekleri tadıyor ve yanında iki avroluk basit halk içeceği olan cidre, yani elma şarabı içiyoruz. Fransa’da bu tür restoranlarda böyle yemekler eşliğinde içildiği gibi şampanya, Chablis, Meursault filan değil, elma şarabı... Fransa’nın şarap dünyasını avucunun içinde tutan Marie-Claude Fondanaux “Cidre moda olmaya başladı” diyor. “Ve Elma şarabı yükseliştebu moda daha da yayılacak...” Nitekim restoranda bu karmaşık yemeklerin hepsini dengeli bir lezzet ve diri bir asiditeyle “toparlayan” cidre’imiz, tiryakisi olunmayacak gibi değil. Yoğun, dolgun, sek, kalıcı...
Bu restoranda cidre’in tercih edilmesi, biraz da fiyatıyla ilgili. Nitekim 3 Michelin yıldızlı şef, daha önce Pinxo adlı restoranıyla denediği trendi kafe tarzını burada daha da ileri götürerek ragbi temalı bir “sport cafe” yapmış ve fiyatları çok uygun tutmuş. İddialı yemekleri 28 avroya fiks mönü şeklinde sunuyor. Bu fiyatlara ve ortama da tabii bir Bordo şarabı yerine hafif bir içecek olan cidre iyi yakışıyor. Zaten fiyatı da, normal bir şarabın yarı fiyatına, neredeyse bira ayarında...

Birayla şarap arasında
Çok eski çağlarda Çin’de icat edilen, zamanla İpek Yolu aracılığıyla Avrupa’ya da gelen cidre, elma suyunun mayalandırılmasıyla yapılıyor. Tıpkı bira gibi köpüklü ama 4 ila 8 derece civarındaki alkolüyle zaman zaman biradan daha sert. Öte yandan, şaraptan da daha hafif. Mis gibi elma tadıyla, sert içkilerden ve tok şaraplardan pek hoşlanmayan gençleri ve kadınları da yakalıyor. En büyük dezavantajı ise İngiltere’deki birkaç üretici haricinde dev tesislerde yapılıp büyük markalarla pazara açılamaması. Kendi elma bahçeleri olan küçük imalathanelerin yaptığı bir içki ve butik olarak üretildiği için kendi bölgelerinin dışına pek çıkmıyor. Paris’in iddialı bir restoranının Normandiya köylerinden cidre getirtip sunması ise, hem yenilik ihtiyacından, hem de fiyatının uygunluğu ile kalitesinin yüksekliğinden. Ekonomik kriz ortamında, 30 avroya bir şarap açtırmaktansa, 5-10 avroya aynı büyüklükte bir şişe cidre içmek, tabii ki daha uygun...
Bu sevimli içki, bir süredir Amerika’da da üretilmeye başlandı. New England’da elma bahçelerinin arasında imalathaneler kuruldu ve Amerika da cidre’ı keşfetti. İşin ilginci, onlarca çeşit elmasıyla dünyanın en şanslı elma üreticilerinden olan ülkemizde de Tekel cidre yapmak için uğraşmış, hatta küçük bir tesisle denemeler bile yapmıştı. Ama arkası gelmedi...
Bugünlerde yolunuz Fransa, İngiltere veya Amerika’ya düşerse eskisinden daha sık karşınıza çıkabilecek bu sevimli spesiyaliteyi denemeden geçmeyin. Ve elma zengini Türkiye’nin de bu muhteşem potansiyelinin farkına varmasını dileyin...