Bir eşkıya ki...

Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta ABD tarafından öldürülmesi üzerine Irak parlamentosu geçtiğimiz pazar günü olağanüstü toplanarak Irak’taki yabancı askerlerin ülkeyi terk etmesini öngören önergeyi kabul etti. ABD Başkanı Trump hemen yaptığı açıklamada Irak’ı terk etmeyeceklerini belirterek şu tehdidi savurdu: “Irak’ta devasa ölçüde pahalı bir üs inşa ettik. Milyarlarca dolara mal oldu. Harcamalarımız için geri ödeme yapılmadığı sürece çıkmayız. Çıkmamızı isteyenlere, daha önce görmedikleri ağır yaptırımlar uygularız. İran yaptırımları bile bunun yanında hafif kalır.”

Şu mantığa, şu küstahlığa bakar mısınız? Sanki o üssü Irak’ın menfaatleri için inşa etmişler de şimdi terk etmek için parasını istiyorlar. Emperyalizm denen uluslararası eşkıyalık böyle bir şey olsa gerek. Bilvesile, ülkemize binlerce Amerikan askerinin kabulünü öngören 1 Mart tezkeresini reddetmekle ne büyük bir tehlikeyi bertaraf ettiğimiz ortaya çıkıyor. Maazallah o tezkere kabul edilmiş olsaydı, Irak’ın bugün yaşadığını büyük olasılıkla biz de aynen yaşıyor olacaktık.

Ve kafaları kurcalayan bir başka soru... Biz de bir gün İncirlik’i boşalt, Kürecik’i terk et dersek, “Biz o üslere milyarlarca dolar para harcadık, verin paramızı terk edelim. Yoksa size ağır yaptırımlar uygularız” gibisinden tehditle karşı karşıya kalabilir miyiz?

Uyandırmadı...

Depremlerin kayıplarını azaltmak için dünyanın hassas bölgelerine uyarı istasyonları kuruluyor. Deprem hafif titreşimlerle başladığı için bu uyarı sistemleri sayesinde elektrik ve gaz hatları ilk beş on saniyede devreden çıkarılıyor. Kayıplar azaltılıyor. Kandilli Rasathanesi yetkilileri iki yıl önce açıklama yapmış, erken uyarı istemi için Marmara Denizi’nin dibine 15 adet sismometre yerleştirildiğini bildirmişlerdi. İGDAŞ’a kurulan risk azaltım sistemi sayesinde 8-10 saniye öncesinden gaz akışı otomatik kesilecekti. Benzer sistem, Marmaray tüp tünel ve Avrasya Tüneli’ne de kuruldu. Deprem sırasında tren, tüp geçide girmeden otomatik olarak duracaktı...

Ne var ki 26 Eylül’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki Silivri depreminde uyarı sistemlerinin hiçbiri çalışmadı. Ne gaz, ne elektrik kesildi. Yerbilimci Dr. Oğuz Gündoğdu bunun sebebini soruyor. Kandilli’den cevap bekliyor.

S 400 göreve..!

İran intikam füzelerini önceki gece yarısı saat 01.20’de tam General Süleymani’nin öldürüldüğü saatte ateşledi. Amerikan medyası ateşlenen 15 füzeden 12’sinin Irak’taki Ayn el Esad ve Erbil üslerini vurduğunu bildirdi.

İran, üslerde 80 Amerikalı askeri öldürdüğünü iddia etti...

Başkan Trump ise insanca zayiat vermediklerini bildirdi.

İran, füzeleri ateşlemeden önce Irak’ı uyarmış, anlaşılan Irak da ABD’nin önlem almasına yardımcı olmuştu. İnsanca zayiat olmasa bile üslerde hasar vardı.

E. Gen. Nejat Eslen dedi ki dün:

- Füzeler insan öldürmese de üsleri vurmuştur. Demek ki hava savunma sistemleri yoktu. Veya vardı ama çalışmadı. Bence burası önemli...

Gen. Eslen ekliyor:

- Bu durum bize ilham vermeli... Depolarda bekleyen S 400 füzelerini bir an önce aktif hale getirmeliyiz...

FISTIK

Yolda rastladığımız komşumuz daha merhaba demeden “Şu hale bakın” diye elindeki paketi gösterdi:

- Hanım dolma yapacakmış. Benden çam fıstığı istedi. Bakın şu pakette 22 gram fıstık var. Kaç para biliyor musunuz? Tam 20 lira...

Komşumuzun elinde fıstığın fişi de vardı.

Kilosu 900 liraya geliyordu.

Evet, çam kozalaklarından çıkan fıstık bu.

İthal falan değil, yerli.

Ve kilosu 900 lira.

Dolmalık...

KONSER

Ardahan’ın CHP’li sanatçı Belediye Başkanı Faruk Demir, seçilmeden önce sık sık konserler verirdi. Eskisi kadar çok olmasa da konser vermeyi sürdürüyor. Sebebini sorunca şöyle diyor:

“Hemşehrilerime ‘Bana her ay ortalama bir konser için izin verin, oradan kazanacağım parayla yetim kız öğrencilere burs vereyim’ dedim. Severek kabul ettiler. İşimi aksatmamak koşuluyla bu konserlerimi vermeye devam ediyorum...”

İYİMSER

1938’de “orduya isyana teşvik” suçuyla tutuklanan Nâzım Hikmet 13 yıl hapis yattı. Ve bu sürede iyimserliği hiç elden bırakmadı. Aslında iyimser olma ihtiyacı sadece hapishanedekilere değil, dışarıda yaşayanlara da lazım. Hele de şu günlerde... Nâzım’ın şu şiirini birlikte okumaya ne dersiniz?

“Kardeşim

Sonu tatlıya bağlanan kitaplar gönderin bana

Uçak sağ salim inebilsin meydana

Doktor gülerek çıksın ameliyattan

Kör çocuğun açılsın gözleri

Delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken

Birbirine kavuşsun yavuklular

Düğün dernek yapılsın hem de

Susuzluk da suya kavuşsun

Ekmek de hürriyete

Kardeşim

Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana

Onların dedikleri çıkacak

Eninde de sonunda da...”