CHP’DEN SÜRPRİZ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu şaşırtıcı bir tweet attı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Meclis’teki grup konuşmasında:

- Eğer şartlar içinden çıkılmaz hal alırsa NATO’dan ayrılmak gündeme alınabilir, demişti.

Kemal Bey attığı tweet’te dedi ki:

“NATO, Türkiye için gereklidir ancak iktidar olarak ne kadar samimiler görmek isterim. ABD Yunanistan’ı üslerle doldurdu. Hedefleri net. Türkiye’deki ABD askeri tesislerini kapamayı getirsinler Meclis’e, Kuvayı Milliye ruhuyla destekleyeceğiz.

Biz neoliberalizme karşı olduğumuz kadar toprağımızda yabancı askere de karşıyız. Gerekeni yapmaya hazırız.”

Çelişkiler dikkatinizi çekmiştir. Hem Kuvayı Milliye ruhuna sahip olup hem NATO’yu gerekli görmek… NATO’yu gerekli görürken, ABD üslerinin kapatılmasını önermek... NATO kalsın ama ABD gitsin demek. Bunlar hep çelişki.

Bu ciddi önermeler askeri uzmanların da yer aldığı toplantılarda masaya yatırıldı mı, sonuçları hesaplandı mı, hiç duymadık.

ABD ile köprüleri atacak önemdeki bu politika değişikliği parti programında veya belgelerinde yer alıyor mu? Hayır.

Aynı Kılıçdaroğlu 17 Aralık 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız, Kürecik’i de kapatırız” sözü üzerine Hürriyet’e bakınız neler söylemişti:

“Restleşme yerine sorunları nasıl çözeriz, sorunları nasıl aşarız bağlamında açıklamalar ve görüşmeler yapılmalı. Türkiye’nin her sıkıştığında bu tehditleri kullanması, elindeki kartları bu kadar açık etmesi, muhataplarını bu tehditleri bertaraf edecek adımlar atmaya zorlayacaktır. Nitekim ABD, bölgede İncirlik Üssü’ne alternatif olabilecek birçok üs kurmuştur. Her fırsatta bu üslubu kullanmak Türkiye’nin çıkarlarına aykırıdır. Bunun yerine, müzakere kanallarını açık tutarak diplomasiyi önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.”

Kılıçdaroğlu bu makul görüşleri bırakıp, Bahçeli’yle polemiğe girmeye, iddia olarak da ortaya Amerikan üslerini koymaya hangi psikolojik etkenler sonucu yöneldi? Gündemi bu şekilde değiştirmenin sebebi neydi? Anlamak zor.

TARİHTEN YAPRAK

Padişah İkinci Abdülhamit yine tartışma gündeminde.

Dikkatimizi AKP kurucularından olup, yaklaşık 6.5 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yapmış olan Doç. Hüseyin Çelik’in tespitleri çekiyor. Tarık Çelenk’in yaptığı röportajda (Youtube’da mevcut) bakın ne diyor Çelik:

“Sultan Abdülhamit,  1878’deki Çırağan baskınından sonra İngiliz Büyükelçisi’ni huzuruna çağırıyor ve diyor ki:

- Bu Ali Suavi ve birkaç yüz  muhacirin yapacağı bir şey değil, bunun arkasında ordu var,  bunun arkasında yüksek bürokrasi var, beni, çoluk çocuğumu  tahttan indirip Topkapı’nın loş odalarına kapatacaklar, bizi perişan edecekler, bana ve aileme karşı daha ileri hareket yapılırsa İngiltere beni korur mu?

Büyükelçi Layard iki gün sonra dönüyor, diyor ki:

- Majeste Kraliçe, Majeste Sultan’ın sadece şahsını ve ailesini değil bütün küçük Asya’daki topraklarını da korumaya taliptir.

Tabii Sultan Abdülhamit bundan memnun oluyor, fakat Büyükelçi’nin küçük bir şartı var,

- Bizim, diyor, Girit Adası’nda, Malta Adası’nda Ruslara karşı cephe oluşturmamız bir hayli zordur, siz bize Kıbrıs’ı verirseniz biz bu işi çok daha rahat yaparız.

Bu görüşme 24 Mayıs 1878’de yapılıyor, 4 Haziran’da yani 10 gün sonra Sultan Abdülhamit’in talimatıyla biz Kıbrıs’ı İngiltere’ye verdik.”

NASİHAT

Alman yazar Ephraim Lessing’in ibret verici kısa öyküleri, yani fabl’leri de ünlüdür. Lessing’in düz yazı fablleri İş Bankası Yayınları tarafından okura bir süre önce sunulmuştu. Oradan öykü:

“Tanrı Zeus kurbağalara yeni bir kral vermiş, tahta obur bir su yılanı oturtmuştu. Yılan onları yemeye başlayınca:

- Güya kralımız olacaksın, diye bağırıştı kurbağalar, bizi neden yiyorsun?

- Çünkü dedi su yılanı, beni siz istediniz.

- Ben seni istemedim diye bağırdı körpe bir kurbağa.

- Öyle mi dedi su yılanı, daha kötü ya, beni istemediğin için yiyeceğim şimdi de seni.

***

- Ne kadar talihsizim’ diye dert yandı cimrinin biri komşusuna, bahçeme gömdüğüm hazineyi gece çalışmışlar, yerine de koca bir taş koymuşlar.

- Hazineni, dedi komşusu, kullanmıyordun ki zaten. O taşın senin hazinen olduğunu düşün. Daha fakir değilsin yani.

- Ben daha fakir olmasam da diye cevap verdi cimri, şimdi bir başkası benden çok daha zengin değil mi? O yüzden öfkeden kuduracağım.

***

- Söylesene dedi çayır, dikenli çalıya, yanından gelip geçen insanların giysilerine bu düşkünlüğün neden? Ne istiyorsun ki onlardan? Ne işine yararlar ki senin?

- Hiç, dedi dikenli çalı, insanların giysilerini çekip almak derdinde değilim ben, sadece onları yırtmak istiyorum.