Demokrasi Günü...

15 Temmuz’a anlamlı bir ad verildi: “Demokrasi ve Milli Birlik Günü”

15 Temmuz darbe girişimi demokrasi ve milli birliği hedef aldığı için bu ad uygun düşüyor. Ülkenin gerçek demokrat ve gerçek aydınları hiçbir zaman darbeleri desteklememiştir. Darbe adı üstünde demokrasinin kuyusudur.

15 Temmuz’un dördüncü yılında beklenen ve umulan, demokrasinin inen değil yükselen bir çizgi izlemesidir.

Bunun için 15 Temmuz’un ardında kalan karanlıkların da aydınlanması gerekiyor.

Darbe girişiminin ardından 4 Ekim 2016 tarihinde Meclis’te bir araştırma komisyonu kuruldu. Ancak yoğun isteklere rağmen
MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı
bu komisyonda sözlü ifade vermediler. Komisyon raporu Meclis’te okunmadı
ve tartışmaya açılmadı. Daha sonra kaybolduğu söylendi. İçindeki cevapsız sorular da sayfalar arasında kalakaldı.

Darbenin dış etkenleri de pek sorgulanmadı ama darbenin ardında Fetullah Gülen’i kullanan ABD’nin bulunduğu pek çok kez ifade edildi. Darbenin arkasındaki olağan şüpheli ABD Fetullah Gülen’i koruyup kollamaya devam ettiği gibi kaçakları da iade etmiyor. Ama Washington ile ilişkiler bu durumdan etkilenmediği gibi, hâlâ resmi bildirilerde adı “Stratejik ortak” olarak geçiyor. Bu da başka ve kocaman bir soru işareti...

Temmuz sonrası...

Darbe girişimi sonrasına ilişkin resmi kaynaktan kimi rakamlar verelim...

“50.436 kişi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmıştır. (Tutuklananlardan arasında 2 Anayasa Mahkemesi üyesi, 104 Yargıtay üyesi, 41 Danıştay üyesi, 3 HSYK üyesi, 2492 hâkim/savcı, 7.143 asker (169’u general amiral), 8.849 polis, 24 vali, 73 vali yardımcısı, 115 kaymakam bulunmaktadır.)

8.359 kişi bir süre tutuklu kaldıktan sonra (büyük bölümüne adli kontrol tedbirleri uygulanarak) tahliye edilmiştir. (Tahliye edilenler arasında 8 Yargıtay üyesi, 1 Danıştay üyesi, 2 HSYK üyesi, 208 hâkim / savcı, 1332 asker, 1336 polis, 3 vali, 9 vali yardımcısı, 4 kaymakam da yer almaktadır.)

7.605 kişi kaçak durumda olup, haklarında yakalama kararı çıkarılmıştır. (Arananlar arasında 26 Yargıtay üyesi, 6 Danıştay üyesi, 218 hâkim/savcı, 147 asker, 386 polis, 3 vali yardımcısı ve 9 kaymakam vardır.)

Yurt içinde saklı köşelerde veya yurt dışında Doktor Kimble misali kaçak yaşayan bir hayli hâkim, savcı, polis, asker, general, vali yardımcısı ve kaymakam var gördüğünüz gibi...

ARŞİV

Arşivi dolaşırken bir küçük yazı ilişiyor gözümüze...

13 Haziran 1999’da (21 yıl önce) sütunumuzda yazmışız.

O günlerde Fetullah foyası iyice ortaya çıkmaya başlamış, bazı gazeteciler “Kandırıldık” diye sızlanırken biz de “Etrafı kandırmayın” diye kısa bir yazı yazmış, şöyle demişiz:

“Takkesiz takiyeciler şimdi kendilerini kurtarma telaşında; ‘Efendim kandırıldık!’ Yok canım... Siz kendi kendinizi kandırdınız. Çünkü işinize öyle geldi. Siyasetçi oy umuduyla, köşe yazarı muhtelif avanta beklentisiyle estirilen rüzgâra uydu. Bırakın şimdi ‘Kandırıldık!’ diye gürültü koparmayı... Bir emekli vaizin sınırlı zekâsına kanacak göz var mı sizde?”

FUTBOL

Erman Toroğlu ile Hıncal Uluç ekranda futbol sohbeti yaparken mevcut federasyonun iler tutar yerinin kalmadığını, sistemin çöktüğünü birbirine anlatıyor, bu arada Erman Toroğlu şu soruyu ortaya atıyor:

- Peki, muhalefet partilerinin farklı bir federasyon modeli var mı? Futbol ve diğer spor alanlarına ilişkin ne gibi vaatleri var?

Bu soruya ne Toroğlu ne Uluç yanıt verebiliyor. Çünkü muhalefet partilerinin programında bu konular yok. Parti içinde bu konunun uzmanları yok.

Ara sıra “AKP için yolun sonu göründü, ilk seçimde gidecekler” gibi laflar çıkıyor ağızlarından. Ama kendileri iktidara geldiklerinde ne yapacaklar? Onu söylemiyorlar...

Çünkü mevcut sistemin sağını solunu rötuşlayıp yola aynen devam etmek
dışında bir fikir yok kafalarında.

Farklı sistem ve çözüm arayışları olmadığı gibi, bunu oluşturacak donanımları da yok.

Türkiye’nin handikapı muhalefetin bu halidir.

 SÖZ

“İçimde bir dost var; ne zaman başım sıkışsa danıştığım. Kendiyle dost olamayan insan, topluma düşmandır. Kendine güvenemeyen insanı ise umutsuzluk
öldürür.” Halil Cibran