Ekran gürültüsü

Ekranda Kanal İstanbul tartışılıyor. Yönetici bir zahmet ÇED raporunun özetini bile okumamış. Konuklar da aynen öyle. Bırakın ÇED raporunu, bilimsel tartışmaları bile yeterince izlememiş, kulaktan dolma dedikodularla ekrana fırlamışlar. Bir taraf iktidar öyle istediği için Kanal’ı savunuyor, karşı taraf okudukları kadarıyla Kanal’ın sakıncalarını anlatıyor. Birbirlerinin sözünü keserek, bağırıp çağırarak sözlerine ciddiyet vermeye çalışıyorlar. Vatandaş aradan birkaç bilgi kırıntısı edinirim umuduyla tartışmayı izliyor. Tabii kimse bir şey öğrenemiyor. Çünkü tartışanlar da konuyu bilmiyor. Konuyu bilen kılavuz kaptanlar, mühendisler, tarım uzmanları, su mühendisleri, jeologlar, bilim adamları vs. ekrana adeta özenle çıkartılmıyor.

Yazık bu millete... Ve geleceğimize...


Boğaz’daki kılavuz kaptanların duayeni Saim Oğuzülgen ile konuşuyoruz...

Özetle söyledikleri:

- 1994 yılındaki son tanker kazasından sonra 200 metre üzerindeki tankerlerin gündüz geçişleri yasaklandı, 250 metre üzerindekilere kılavuz şartı getirildi, böylece 25 yıldır büyük kaza olmuyor.

- Boğaz’ın en dar yeri 700 metre, Kanal’ın öngörülen genişliği 275 metre... Daha dar bir su yolu nasıl daha emniyetli olabilir?

HUKUK

Sözcü gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile yazı işleri görevlileri yargılandıkları mahkemece 3 yıl 6 aya varan hapis cezalarına çarptırıldılar.

Gazeteci ve yazar arkadaşımız “Biz ömür boyu Fetö’ye karşı yazı yazdık” deseler de mahkeme kale almadı, onları “Fetö’ye yardım”dan hapse mahkûm etti.

Bir gün önce eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici’nin davası sonuçlandı. FETÖ üyeliğini itiraf eden Hamsici etkin pişmanlık indirimiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ üyesi yargıç Hamsici, FETÖ karşıtı gazetecilerden daha az ceza aldı. Çünkü o suçunu itiraf etti. Sözcü mensuplarının dramı ise böyle bir suçu kabul etmemeleriydi! Kabul etmedikleri için daha çok ceza aldılar!

Zaman zaman hukuk reformundan söz ediliyor ya... İnsan sormadan edemiyor. Gazetecilere köşe yazısından dolayı hapis cezası verildiği bir ülkede... Hangi hukuk?

Ne reformu?

DRAM

İki eski güzellik kraliçesi, Arzum Onan ve Azra Akın Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde anneleriyle tutulan 40 çocuğu bir günlüğüne dışarı çıkarmış, gezdirmiş, akvaryum ziyaretine götürmüşler...

Reklama ve paraya ihtiyacı olmayan iki yıldızın bu görevi samimi duygularla yaptığına kuşkumuz yok. Örnek olmalarını diliyoruz.

Çocukların bir günlüğüne mutlu olması... Ne güzel...

Akşam tekrar cezaevine dönmeleri ise...

Ne dram...

Bu dramın hep farkında olalım.

GÜNDEM

Sözcü’ye hapis, Kanal İstanbul, Libya’ya asker, Asgari ücret, Pahalılık, İşsizlik, Kadın cinayetleri, ABD yaptırımları, İdlib’den mülteci akını... derken gündem sarhoşu olduk. Her biri kaderimizi çizecek bu kritik olayları tek tek nasıl izleyeceğimizi şaşırdık. Böyle karambollerde topun nereden gelip, kaleye gireceği hiç belli olmaz. Milletçe her zamankinden daha dikkatli olalım.

GEÇİŞ

Kanal İstanbul ile ilgili ÇED raporunun gerçeklerle ne kadar uyuştuğunu incelerken gözümüze Boğaz’dan geçen gemi adedi çarpıyor. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün rakamlarına göre... Boğaz’dan 2007 yılında 56 bin 606 gemi geçmiştir. Sayı yıllar içinde azalmış.
2017 yılında 42 bin 978... 2018 yılında 41 bin 103’e düşmüştür. Gemi boylarının giderek büyümesi... Boru hatlarının (mesela Bakü-Ceyhan) işletmeye girmesi sonucu geçiş yapan gemi sayısı hızla azalmaktadır. Öte yandan, Kanal İstanbul ile ilgili 1600 sayfalık ÇED raporuna göre... Boğaz’dan gemi geçişleri hızla artacak, şu seyri izleyecektir: 2025: 53 860, 2035: 64 900, 2050: 78 bin, 2060: 83 bin...
Bu artışın kanıtı mı? Hiçbir kanıt yok ortada!

Üsküdar’ın fethi

İstanbul kaç yılında kim tarafından fethedildi?

- 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından.

Pek doğru yanıt sayılmaz.

Halil İnalcık’ın T. İş Bankası yayını olarak çıkan “Fatih Sultan Mehmet Han” kitabından okuyoruz: “Osmanlıların Konstantinopolis karşısında Üsküdar’a yerleşmeleri 1329 Palekanon (Maltepe) zaferiyle gerçekleşmiştir. Bu zafer sonucu Hereke’den Üsküdar’a kadar bölge Osmanlı ülkesine katılmış, Osmanlılar Boğaz’ın Doğu yakasına yerleşmiştir.” Orhan Gazi’nin Üsküdar’ı almasıyla Bizans’ın Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi arasında 124 yıl geçmiş. Osmanlılar 124 yıl Üsküdar’dan Kadıköy’den karşı yakaya bakıp durmuşlar. Zaman zaman Bizans’ı fethe kalkışmışlar. Çoğu zaman da barış içinde karşılıklı ticaretle vakit geçirmişler. Bu ilişkiyle ilgili ne yazık ki çok fazla şey bilmiyoruz.