Hayal-i Fener

Hayal-i Fener


Teknik Direktör Werner Lorant gitsin.. Hayır önce Aziz Yıldırım istifa etsin... Yardımcı Antrenör Oğuz Çetin’i uzaklaştırın. Futbolculardan üçünü beşini satın... Her yıl aynı tango... Sezon başında "Fener şampiyon gibi" diye manşetler atılır. Sezon açılır. Üç beş hafta sonra Fener karışır.
Fenerbahçe yıllardır aynı sıkıntıyı yaşıyor.
Hastalığa çözüm bulunamıyor.
Acaba sıkıntı tek adama dayalı sistemde olmasın... Diğer kulüplerin çoğu bu sistemi terk etti. Her biri bütçe yapıyor, kulüp modern bir işletme gibi yönetiliyor. Örneğin G.Saray’da yöneticiler kulübe 1 kuruş kredi vermiyor. Fenerbahçe ise Ağa’lık sistemini terk etmedi. Bütçe yerine Başkan’ın cebi çalışıyor. Bu sistem feodal bir yapı getiriyor ister istemez... İlişkiler, sorumluluklar, hiyerarşi, yönetim, hep Başkan’a yakınlık veya uzaklığa göre biçimleniyor. "Para" (spor ruhunu da ezen) tek ve en yüksek değer olarak hükmünü sürdürüyor. Başkan’ın konumu ve geleceği zaman zaman kulübün üzerine çıkıyor. Zaman zaman Başkan üzerine aldığı yükün altında eziliyor. Fenerbahçe gibi geniş bir yapının her tarafına hâkim olamıyor...
Fenerbahçeli dostlar o gitsin bu gelsin hesaplarını bırakıp daha çağdaş bir yönetim sistemine dönmeye çalışsalar.. Bir de bunu deneseler... Nasıl olur?

Bu dünyanın yüceliği ve zavallılığı hiç gerçeklik sunmaz, ama aşklar sunar...


Murat Demirel, hakkında istenen 4 bin küsur yıl cezadan kurtulmasını kime borçlu? Dürüst Lider Ecevit’e...
Ecevit Hükümeti, hortum davalarını çıkardığı bir yasayla (Cumhurbaşkanı’nın itirazına rağmen) normal mahkemelere aktarmıştı. Aynı paket içinde 4422 sayılı yasada da bir değişiklik yapıldı... Murat Demirel’in Banka personelini kendine tabi kılması (banka personeli eliyle mevduatı off shore hesaplarına aktarması) suç olmaktan çıkarıldı. Konuyu yakından izleyen Nedim Şener arkadaşımız dün bu değişikliğin sırf Murat Demirel’i kurtarmak için yapıldığını anımsattı.

Bu seçim milletvekili seçimi değil. Milletvekilleri, liderler tarafından, çoktan seçildi. Bize sadece, 3 Kasım’da sandık başına gidip parti seçmek kaldı!



ANAP ve YTP yüzde 10 barajını yüzde 5’e indirmek istiyormuş.
Ankara’da oturup baraj indireceklerine, Anadolu’ya çıkıp oy yükseltmeye çalışsalar daha iyi olmaz mı?

Egebank’ı hortumlamaktan sanık Murat Demirel’in, hakkında hüküm verilmeden 2 yıla yakın süre tutuklu kalması eleştiri konusu oldu... Ünlü yazarlarımız bunun insan haklarına, hakka, adalete aykırı olduğunu belirten yazılar yazdılar. Murat Demirel’in amcası Süleyman Demirel de bu durumu "zulüm" olarak nitelendirmişti hatırlarsanız.
Doğrudur. Kim olursa olsun bir sanığın, hakkında hüküm verilmeden aylarca tutuklu kalması kabul edilebilir şey değildir. Aslolan, yargılamayı kısa sürede yapıp sanığı fazla mağdur etmeden hakkındaki hükmü vermektir.
Peki acaba ülkemizde bu adaletsizliğe maruz kalan bir tek Murat Demirel midir?
Eski Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Şanal Sarıhan’a kulak verelim:
- Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda 5 - 6 yıl kadar önce yapılan değişiklik, hakkında 2 yıl hüküm verilmemiş sanıkların tahliyesini öngörür. Fakat söz konusu yasa değişikliği siyasi suçları kapsamıyor. Dolayısıyla bu tür suç sanıkları değil iki yıl, çok daha uzun süre, haklarında hüküm verilmeden tutuklu kalabiliyorlar. F tipi cezaevlerinde bu durumda çok sayıda siyasi tutuklu vardır ve maalesef onların maruz kaldıkları haksızlığı kimse gündeme getirmemektedir.

Milletvekili adayları arasında ilginç isimleriyle dikkat çekenler bir hayli fazla... Mesela mı?
Haydar Kuk, Bayram Kan, Nezehet Kam, Didim Ekşiler, Maşuk Naz, Aydın Pado, Tilo Uçak, Esat Acu, Memici Kızılkaya, Farah Diba Ergün, Arif Tak, Erkal Yandı, Enver Akıl, Fuat Çay, Müjdat Kahve, Ramis Şiyak, Bestami Şinik, Üçler Uğurlu, Sami Daltaban, Beliy Azbazlar, Bahriye İliş, Fermez Türkal, Durhasan Koca, Buyan Doğan, Naci Satış, Begali Çeçen, İsrafil Süslü, Sürmeli Gönen, Zekai Sana, Adem Üzüm, Şevket Tırtıl, Cengiz Cup, Zehra Nesrin Gelberi, Bilal Tut, Vahit Tutan, Orhan Utan, Cuma Dayan.