Koalisyonlar...

Koalisyon için el ense çekme, çift dalma, arkaya dolanma, kılçık atma gibi güreş sporunda var olan oyunlar birbiri peşinden denenirken... Koalisyon yönetimlerine ülkenin çok da yabancı olmadığını kaydetmek lazım...

Değerli araştırmacı Muzaffer Ayhan Kara’nın “Koalisyon” adlı 400 sayfalık kitabında belirttiği gibi... Koalisyon yönetimleri 27 Mayıs 1960 sonrasında siyasi sahneye çıkıyor.

Ülke 1961 - 2002 yılları arasında tam 15 kez koalisyon yönetimlerine sahne oluyor. 1961-1965, 1974-1979, 1991-2002 koalisyon yılları oluyor...

Parlamenter demokrasinin en az 20 yılı koalisyonlarla geçiyor.

1983 - 91 yılları arasındaki ANAP döneminin ardından Türkiye 2002 yılına kadar tam 11 yıl koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor.

Anlaşılıyor ki ülkenin uzun süre tek parti ile yönetilmesi de mümkün değildir. 13 yıllık AKP dönemi bu tezin son örneğidir...

Peki Türk halkı liderleri ve partileri neden sık sık harcıyor...

Halka hizmet vaadiyle gelen iktidarların bir süre sonra halka değil sermayeye hizmet ettikleri anlaşıldığı için olmasın...

Koalisyon bir partinin ülkeyi “tam yetkili” yönetmediği düzendir...

Partilerinin yetki ve güçlerinin koalisyonla sınırlandığı, karşılıklı denetimin kurulduğu bir sistem, içtenlikle uygulanırsa, bazen daha hayırlıdır.

TEKİR

Emir Macit adlı genç adam, tekir kedisi Bella’yı Gaziantep’e gönderecek. Anadolu Jet’le göndermek için Sabiha Gökçen Havalimanı’nda kargoya teslim ediyor. Saat 22 civarında, uçağın kalkış sularında Macit’e telefon geliyor; “Kediniz kaçtı” deniyor. Genç adam koşa koşa alana gidiyor. Tartışmalar sonuç vermiyor. Bella ortada yok. Kargo görevlileri, hukuki haklarını takip etmesi için Macit’in önüne bir kâğıt uzatıyor. Orada:
“Yapılan araştırmada kedinin kafesten kendi kendine çıktığı anlaşılmıştır” deniyor. Oysa hayvanın kafesten çıkmasına imkân yok. Çok sıkı kapatılmış. Kargo suçunu örtmeye çalışıyor. Kedi şimdi nerede ve ne durumda? Bir hayvan sahibinin üzüntüsünü düşünün!
Öğrencilerine cinsel saldırıda bulunan Müdür A.D. “Bir daha yapmaz” diye serbest bırakılmış! Bu kararı verenler kendi çocuklarını bu müdüre teslim ederler mi?
Akif Kökçe
UYAN
TBMM Başkanlığı her yasama yılı başında olduğu gibi bu yıl da milletvekillerine kayıt sırasında içinde Anayasa ve Meclis İçtüzüğü gibi kitapların yer aldığı birer çanta hediye etti. Anayasa’yı açan bir milletvekili şaşırarak etrafındakilere sordu:
- Arkadaşlar seçimler 4 yılda bir değil mi? Meclis’te 550 milletvekili yok mu?
Vekil haklıydı. Çünkü eline verilen Anayasa’da seçimlerin 5 yılda bir yapıldığı Meclis’te 500 milletvekili bulunduğu yazılıydı.
Durumu önce HDP Millevetikili Celal Doğan fark etti:
- Bize eski anayasayı dağıtıyorsunuz, diye görevlileri uyardı.
Sözün bittiği yer
Savcı Özcan Şişman’ın iddiası yenilir yutulur gibi değildi. Reyhanlı, Ulukışla ve Cilvegözü’nde meydana gelen, toplam 70 yurttaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan üç terör saldırısı için, “Ben araştırdım, bu üç saldırıda da istihbarat teşkilatının (MİT’in) parmağı var” dedi. Reyhanlı’daki bombalı saldırıya ilişkin soruşturmada ismine ulaştığı H.T.’nin istihbarat (yani MİT) adına çalıştığının ortaya çıktığını söyledi. Aynı H.T’nin Niğde Ulukışla’daki terör eylemini gerçekleştiren IŞİD militanlarını Türkiye’ye geçiren kişi olduğunu iddia etti. “Cilvegözü sınır kapısındaki patlamaya karışan Suriye istihbaratçılarına kullandıkları SİM kartları MİT muhbiri tarafından temin edildi” dedi. Bu suçlamaları mahkemeye verdiği resmi ifadede açıkça tekrarladı. Devlet kendini halkını öldürdü, dedi...
Ne MİT ne hükümet bu açıklamalar üzerine herhangi bir açıklama yapma ihtiyacı duymadığı gibi muhalefet de iddiaları yok saydı. Her şey sükutla geçiştirildi. Dün Can Dündar da yazmıştı. Bu iddialar yok sayılırsa hangi iddia ciddiye alınır bu ülkede...