KRİTİK HAMLE

Resmi Gazete’de yayımlanan bir yönetmelikle...

TSK’ya subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları’na giriş şartlarında önemli bir değişiklik yapıldı. Önceki yönetmelikte bulunan “irticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmü kaldırıldı. Bunun yerine, “terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen gruplara üyelik, iltisak ya da irtibatı bulunmamak” şartı getirildi.

Bu son maddeyi okuyan bir dostumuz:

- Kim karar verecek, o önemli sorusunu ortaya attı.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Cumhuriyet’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“Bu değişiklikle tarikatlara ve cemaatlere, eğer iktidara karşı bir tavırları yoksa harp okullarına giriş yolu açılmış oluyor. İktidarın, ‘Bize yakın olursa, tarikatların orduya yerleşmesinde hiçbir sorun yok’ anlayışının yansımasıdır. Görülüyor ki iktidar geçmişten hiçbir ders çıkarmamıştır.”

Son günlerin en kritik kararlarından biri de bu yeni yönetmelik oldu.

İstanbul Sözleşmesi’nin en başta tarikat ve cemaatleri memnun ettiği biliniyordu. Yukardaki karar da tarikatları memnun eden ve güçlendiren ikinci girişim oldu.

İktidarın, tarikatlara yönelik bu yaklaşımları seçime yönelik hamleler olarak değerlendiriliyor.

ŞİMŞEK

Evinizin önüne yıldırım düşse ve bir ağacı ortadan ikiye bölse ne yaparsınız? Herhalde öncelikle, binada paratoner bulunmasına rağmen evin önüne yıldırım nasıl düştü diye merak eder... Paratoneri kontrol ettirirsiniz değil mi?

Millet Meclisi’nin bahçesine geçen pazartesi günü yıldırım düştü, o anda orada kimsenin bulunmaması bir faciayı önledi. Peki, Meclis’in paratoner sistemi çalışıyor muydu, çalışıyorsa yıldırım oraya nasıl düşmüştü?

Bunu Meclis’te sadece Çorum

CHP Milletvekili Tufan Köse merak etti, Meclis Başkanı’na soru sordu, o da yanıt alamadı.

Oysa Meclis Başkanlığı bir bilirkişi oluşturulmalı, paratoner sisteminin çalışıp çalışmadığı kontrol edilmeli, ona göre önlem alınmalıydı.

Paratoner sisteminin çalışmama ihtimali ya da yeterli olup olmadığı üzerinde hiç durulmadı. İlginçtir.

TOPÇU

Kadına karşı şiddeti önlemeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi’ne Fenerbahçe kulübü yerinde bir refleksle hemen karşı çıktı. Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini eleştirdi.

Ancak diğer kulüplerden benzer bir açıklama gelmedi.

Özellikle Beşiktaş taraftarı böyle zamanlarda ilk tepkiyi gösteren topluluk olurdu.

Onlardan da ses çıkmadı.

Oysa bütün kulüplerin kadın taraftarı var. Sahaya çıkardıkları kadın takımları var.

Kadına şiddet onları da doğrudan ilgilendiriyor.

Ama bu sessizlikleri neden?

“Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer” diye haykıran Tevfik Fikret’in Galatasaray’ından niye ses yok? Galatasaray sadece futbol anlamına mı geliyor artık?

PANATİ

Yunanistan bugün (perşembe) bağımsızlığının 200. yıl dönümünü kutluyor. Osmanlı’ya karşı bağımsızlık ilanının bu yıl dönümü için aylarca hazırlık yapıldı, büyük şölenler düzenlendi. Bugün bütün Yunanistan bir bayram heyecanı yaşayacak.

Ancak sanıyoruz ünlü Panatinaikos kulübünün taraftarı ve oyuncuları bu mutluluğa ortak olamayacak.

Çünkü perşembe akşamı Panatinaikos’un İstanbul’da Anadolu Efes’le maçı var ve Yunan takımının bu maçta hiç şansı yok. Efes her önüne geleni silindir gibi eziyor. Bir başka ilginç maç cuma gecesi Atina’da Olympiakos ile Fenerbahçe arasında oynanacak. Bu maçın sonucu da bir o kadar merak çekiyor.

İlginç olan... Osmanlı’dan bağımsızlığın 200. yıl dönümünde... Yunan takımlarının (tesadüf eseri) Osmanlı’nın torunlarıyla karşılaşması!

HAŞ

Alfabemiz yeni bir harf kazandı: Haş.

Kimi okumuş yazmış kişilerin ağzından da duyduk. H harfini Haş diye okuyorlar...

Malum, kimi bu harfi Ha, kimi Fransızcaya özenip

Aş diye okurdu.

Şimdi ikisini birleştirmiş Haş yapmışlar.

Neden böyle yaptığını bir dostumuza sorduk.

- Ha deyince tam anlaşılmıyor o yüzden Haş diyorum, dedi.

İyi de bu harfin okunuşu aslında Ha değil He’dir. Örneğin, Cehape değil Cehepe, Mehape değil Mehepe...

Yanlış okunan bir harf daha da yanlış hale getirilmiş!

ANTAL

Ajanslar Meteoroloji Müzesi açıldı şeklinde haber geçti. Açılışta İçişleri ve Tarım bakanlarıyla meteoroloji yetkililerinin dua ederken ve kurdele keserken fotoğrafları vardı. 2003 yılında açılan Meteoroloji Müzesi tadilattan geçirilmiş, yeni haliyle bakanlar tarafından açılmıştı.

Müzeyi gidip görmedik. Ancak “Ak Sakallı Havabakan Antal Bey”e müzede ne kadar yer ayırılmış, onu merak ettik.

Kim bu zat derseniz... Antal Rethly, Cumhuriyet Türkiye’sinde meteoroloji sistemini kuran Macar uzmandır. 1925 yılında Türkiye’ye davet edilen Antal Rethly, 1929’a yurdumuzda yeni sistemi kurmaya çalışmıştır. Halk beyaz sakalına bakarak ona:

“Ak Sakallı Havabakan Antal Bey” unvanını yakıştırmış.

Yapı Kredi Yayınları arasında Antal Bey’in Türkiye’deki çalışmalarını anlatan yukarıdaki isimde bir kitap da vardır. Kitapta o yılların Ankara’sı da anlatılır.