NÜFUS ÇOKLUĞU

Nüfus planlaması zaman zaman gündeme gelir, üzerinde biraz tartışılır sonra unutulmaya terk edilir.  

Bugün koşullar konunun yeniden gündeme gelmesini gerektiriyor.  

Türkiye 84 milyon nüfusuyla Avrupa’nın Rusya’dan sonra ikinci kalabalık ülkesi haline geldi.  

Nüfusun hızlı artışı halkın gıda maddelerine erişimini de olumsuz yönde etkiliyor. Çarşı pazardaki aşırı fiyat artışlarının elbette gıda maddesi talebinin artmasıyla da ilgisi vardır. Kiraların aşırı artışı da aynı konuya bağlıdır.  

Yasa dışı göçü önleme tedbirleri alınırken nüfus planlaması için de harekete geçmek gerekiyor. Konuyu cesaretle ele almalıyız. 

POLİS

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile Vakıfbank arasında geçen ay imzalanan yeni promosyon protokolüne göre, EGM merkez ve illerde görev yapan tüm personelin maaşına her ay 300 TL ilave ödeme yansıtılacak. Ayrıca, beş yıl geçerli olacak bu miktar, altı ayda bir yapılacak memur maaş zammı oranında artırılacak. 

Polisler adına iyi haber. Ancak bir de polis emeklileri var.  

Sayıları 160 bini bulan polis emeklileri de bu protokole dâhil edilmelerini istiyor.  

Polis Emeklileri Derneği’nden Halis Kahraman, emeklilerin çalışan polislerden daha da zor durumda olduğunu kaydederek, EGM’ye bu yönde çağrıda bulunuyor. Emeklileri unutmayın... 

MEKTEB

Bir medrese açılışı haberini izlerken eski devrin ünlü yazarı Refik Halid Karay’ın anlattığı öykü hatırımıza geldi.  

Refik Halid, Suriye’de bir otele girmiş. Bakmış resepsiyonun yanındaki odalardan birinin kapısında Mekteb yazıyor. Merakla o odaya bakarken kapısından boylu poslu güzel mi güzel bir hanım çıkmış. Mektep, erkekler bilir, argoda başka anlamlara da gelir. Refik Halid oradakilere merakla sormuş:  

- Otelin içinde mektebe ne gerek var?  

Demişler ki:  

- Orası idare bürosu… Arapçada büroya mekteb denir.  

- Allah Allah… Peki, bizim mektep dediğimiz şeye siz ne dersiniz?  

- Medrese. 

Bizde ise medrese malum; İslami bilgilerin okutulduğu yer anlamındadır. 

NEYZEN

Müjdat Gezen televizyon programında eski hicivcilerden söz ederken Neyzen Tevfik’in yaptığı ağır eleştirilere rağmen ne mahkemeye sevk edildiğini ne hapis yattığını anlattı.  

Hatırımıza Neyzen’le ilgili pek bilinmeyen olay geldi. 

Atatürk’e Neyzen’den söz etmişler.  

Bir gün Haydarpaşa Garı’nda, Neyzen Tevfik’in tesadüfen orada olduğu söylenince Atatürk görüşmek istemiş.  

Biraz hoşbeşten sonra Atatürk Neyzen’e:  

- Benden bir isteğin var mı? diye sormuş. 

Neyzen biraz durmuş:  

- Var Paşam demiş, ağabeyim bana çok kötü davranıyor onu zaptedin.  

Atatürk’ten ayrıldıktan sonra yakınları Neyzen’e yaklaşmış:  

- Yahu ağabeyin sana çok iyi davranmıyor mu? Neden öyle söyledin?  

Cevap:  

- İyi davranıyor. Ama Atatürk benden bir isteğin var mı, diye sorunca heyecandan aklıma bir şey gelmedi, öyle söyledim. 

ÇOBAN

Haber dünkü gazetelerden:  

“Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı Karabey köyünde hayvancılıkla uğraşan besiciler, çoban bulamıyor. Altı ay için aylık 7 bin liraya küçükbaş güdecek çoban çıkmayınca besiciler, sırayla çobanlık yapmaya başladı.”  

Geçenlerde Trakya’nın bir köyünde sohbet ederken baktık, oradaki besiciler de çoban bulamamaktan şikâyet ediyordu.  

Bir yandan on binlerce Afgan’ın ülkemize kaçak girdiğini gazetelerde okuyoruz.  

Bir yandan çoban bulunamıyor.  

Nereye gidiyor, ne yapıyor bu kaçak Afgan tayfası?