250 km'lik hız ibresi saçmalık

250 km'lik hız ibresi saçmalık

       Solladığımız aracın motoru da bizimkiyle aynı performansta olursa, daha yüksek hız göstergelerine ne gerek var?

       Sayın Meral Tamer,
       Otolardaki 250 km'lik hız ibresi hakkında yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Renault ve Toyota üreticilerinin gerekçeleri de elbette haklı. Özellikle sollamalarda aracın atak olması, hayati önem taşımakta. Ancak şu nokta atlanıyor düşüncesindeyim. Solladığımız aracın ve karşıdan gelen aracın da bizimkiyle aynı performansta olduğu düşünüldüğünde, otomatik olarak aşırı yüksek motor gücüne gerek kalmıyor.
       Nafi Serbetçioğlu


       "Almanya'da ibre 250 km'yi gösteriyor, ama üretici firmanın hızı sınırlayıcı ekipman koyması da zorunlu."

       3 Haziran günü yayınlanan yazınız kanımca çok düşündürücü ve öğretici. Çeşitli gazete küpürlerinden yaptığınız alıntıları da, insanoğlunun güç ihtiyacının sonucu olarak görüyorum.
       Bir uçta insanların arzularını tatmin edecek arabaların yapılması (hız ve güç açısından) ve bu süreçte yaşanan global rekabet, diğer tarafta da bireylerin seçtiği yönetimlerin kimi yerde -örneğin Almanya- kendi koyduğu hız limitlerine de güvenmeyerek, üretici firmalara ürettiği otomobilin azami süratini sınırlayan ekipman montajını mecbur kılan kanunlar çıkartması, (bildiğim kadarıyla bu çipler otomobilin hızını 260 km/saat ile sınırlıyor) muazzam bir tezattır. Kanımca, insanoğlu kendi doğasından gelen bu tezatlığa toplumsal bir çözüm bulamayacağından, yine kendi bireysel çözümlerine başvuracaktır.
       Marmara Ün. Çalışma Ekonomisi
       Bölümü Öğrencisi İlke Sarı
     

       Düşük hız yapabilen otolar, tam kapasite çalıştırılacağı için kaza riski ve yıpranma artar.

       Merhaba...
       Her ne kadar 250 km hızla giden araçlara ihtiyacımız olmasa da, otomotiv sektörü daha hızlı, daha konforlu, daha sessiz, daha güvenli araçlar üretme yarışında. 250 - 300 km'ler, birçok insan için hızdan çok güvenlik ve rahat sürüş için kıstas. Çünkü hiçbir otomobil üreticisi, maksimum hızı 150 km olan otomobille 250 km olan otomobile aynı malzemeyi kullanmadığı gibi, 150 km azami süratli otomobil, limitlerde kullanılacağı için hem kaza riski artacak, hem de yürüyen aksamı daha çabuk yıpranacaktır.
       Çözüm mü?
       Seneler önce bir arkadaşımın babasının dizel Audi 80 otomobili vardı. Bu otomobilin gaz pedalının altında, yüksekliği bir vidayla ayarlanabilen metal parçası vardı. Bu metal parçası, pedala fazla basılmasını engelliyordu. Bence böyle bir önlem bizler için çok iyi olur. Saygılarımla.
       Sinan Toydaş

       220 - 250 gibi hızlarda araba kullanmak herhalde hiçbir zaman mümkün olmayacak. Otomobil üreticilerinin amacı, zaten kullananların bu kadar yüksek hızlarda seyretmeleri değil. Arabanın son sürati ne kadar yüksek olursa, normal limitler içerisinde arabanın o kadar konforlu ve güvenli olacağı belirtiliyor.
       Buna göre 250 km azami sürati olan bir araba, 180 km azami sürati olan bir arabadan normal koşullarda, örneğin 120 km hızda, daha konforlu ve daha güvenli olacaktır.
       M. Evrim Demir
       Sayın M. Tamer,
       Hız sınırıyla ilgili yazınızı okudum. Belki işinize yarar diye, ABD'de hız sınırı şehirlerarası trafikte ortalama olarak saatte 65 mil. Yani yaklaşık olarak saat 105 km. En iyi dileklerimle.
       Abdülkadir Gülsen
       ABD'de öğrenci

       ABD'de otobanlarda hız sınırı, eyaletine göre 60 ile 70 mil/saat yani maksimum 110 km/saattir. Burada da hız göstergesinde 130 - 150 mil yazan ve turbo olan otomobiller var ve ne işe yaradıklarını ben de anlamış değilim. Saygılarımla.

       Dr.İrfan Soykan
       Kansas City

       Sayın Tamer,
       "Otolardaki 250 km'lik hız ibaresi ne işe yarar" başlıklı yazınızı okudum.
       Bence Türkiye'deki kazaların önlenmesi 130 - 140 yapan araçlar ile değil o araçları kullanan insanların eğitimiyle ilgili.
       Bugün Avrupa'da şehir içindeki hız sınırı 50 km'dir (Ara sokaklarda Max 30 km'dir). Mesela Almanya'da bu kurala çok az kişi uymaz. Uymayan da zaten yollara konan resim çeken radarlarla yakalanır ve cezasından kaçamaz:
       10 km fazla gittiniz mi cezası 50 mark. 20 km fazlalıkta cezası 75 marktır. Türkiye'de tabii cezaların işletilememesi de ayrı bir sorun. Adamın varsa o işi de halledersin. Maksimum 50 km ile gidilmesi gereken yolda adam 130 km yaparsa, o kazayı yine yapar.
       "Otomobiliyle aşırı hız yapan galerici duvara bindirdi. Aracı alev alev yanan genç, yanarak can verdi."
       Bu adam bereket sadece kendine zarar vermiş. Allah korusun siz ya da ben o sırada orada olsaydık, bir adamın cahilliği yüzünden hayatımızdan olabilir ya da sakat kalabilirdik.
       Bugün Türkiye'de özellikle büyük şehirlerde, araç terörü değil sürücü terörü var. Yavaş araç süren sürücüler, arkadaki sürücüler tarafından sıkıştırılıp, dahası küfür yiyebiliyorlar. Sağdan gelen aracın öncelikli olduğunu bilmiyorlar yada bilmek istemiyorlar.
       Yandan geçerken pis pis bakan bir adam! Eminim siz de görmüşünüzdür. Sanki kendisi mükemmel bir şoför ve suçunuz kuralına uygun olarak araba kullanmak! Sonuç olarak maksimum 50 km giden araçlar yapamayacağımıza göre ve insanımızdaki kör bilinç sürdüğü sürece kazaların önlenmesi ya da şehir içinde stressiz araç kullanmak mümkün değildir. İyi çalışmalar."
       Atilla Toker

       "Motor gücü yüksek olan otomobilde 110'la gitmek, motor gücü düşük olan otomobilde aynı hızı yapmaktan daha güvenli"

       Sayın Tamer,
       "Otolardaki 250 km'lik hız ibresi ne işe yarar?" sorunuz biraz saçma.
       Otomobil motorlarının gücü, arabanın ebadı ve kalkıştaki çabukluk dikkate alınarak tespit edilir. Asıl sorun, kullanıcın bu arabayı nasıl kullandığındadır. Arabamın hız göstergesi 240 kadar gidiyor, ama şimdiye dek 140'ın üstüne çıkmamıştır.
       Üstelik unutmayın, benim arabamda 110'la giderkenki rahatı, en çok 140 km hız yapabilen bir arabada 110'la giderken bulamazsınız. Arada kapatılamayacak kadar fark vardır.
       Şimdi birisi, 240 km hız yapabilen bir arabayı alır da, Çankaya yokuşunda gaza basıp direğe toslarsa, o kendi bileceği iştir. Aynı kişi belki radyasyonlu çay içmeyi de kahramanlık sayıyor olabilir. Saygılar. Destan

       Motorun ataklığı gücüne değil, tasarımına bağlıdır. Üst hız sınırı düşük küçük motorlar çok seri, buna karşılık büyük motorlar hantal olabilir.

       Sayın Tamer,
       Ülkemizde hız sınırı şehir dışında otolar için 90 km, otobüsler için 80 km, kamyonlar için 70 km. Bunun sonucu olarak sıkışık trafikte önde bir kamyon varsa, bütün yolun hızı 70 km'ye düşer. Otoyollarda ise 90 km hız sınırı olan kısımlar var, 130 km hız sınırı olan kısımlar var.
       Bir de hız alt sınırı 40 km olan, fakat üst sınırı belirtilmemiş olan otoyollar var. Bunlarda uluslararası işaret kurallarına göre hız sınırı yok gibi görünüyor. Ama geçenlerde bir trafik polisi önüme matbu bir kağıt koyarak, otoyollarda hız sınırının yasal olarak 120 km olduğunu ifade eden bir madde gösterdi. 134 km ile giderken ceza ödedim.
       "Yollarımızda 130 km'nin üzerinde gitmek olası değilken, üretilen otolarda bu kadar motor gücüne ne gerek var?" diye soruyor ve yanıtlıyorsunuz: Çabuk hızlanma sağlamak için.
       Çabuk hızlanma kuşkusuz geliş - gidiş yollarda araçgeçerken yararlı bir unsur. Ama mutlaka motor gücüyle sağlanacağı düşüncesi, her zaman doğru değil. Söz gelişi, 2 yıl önce yeni araba almak için harekete geçtiğimde orta sınıf arabaları inceledim ve bunlar arasında amacıma en uygun aracı bulmak için bir eleme yöntemi uyguladım.
       En sona Ford Escort'un 1.8 ve 1.6 litre motorlu olan iki arabası kaldı. 1.8 litrelik daha büyük motorlu ve daha güçlü olan oto, daha küçük ve daha güçsüz olan otoya göre daha hantaldı. Bunu nedeni, aktarma organlarındaki dönüşüm oranı ve motorun sıkıştırma oranı sonucu, küçük motorlu aracın daha atak fakat üst hız yeteneği düşük, büyük motorlu aracın ise daha yavaş hızlanır, ama üst hız yeteneği daha yüksek olmak üzere tasarlanmış olmasıydı.
       Hız sınırına geri dönecek olursak; otoların beygir gücüne bağlı olarak daha yüksek üst hız yeteneği kazanmasını sınırlayabilirsiniz. ASR (automatic speed regulator) denilen aygıtlar, otoları belli hızın üzerineççıkmaktan alıkoymakta.
       Kaldı ki, yazınızda sözünü ettiğiniz BMW, Mercedes gibi hız yapmaya yatkın otoların üst modellerinde, sürücü tarafından ayarlanabilen hız sınırlayıcılar zaten var.
       Ali Akurgal - Netaş
       Her sektör kendi sınırlarını zorlamalıdır. Otomotivcilerden düşük hızlı otomobil üretmelerini istemek, bilgisayar sektöründeki gelişmeye dur demeye benzer.

       Sayın Meral Tamer,
       Öncelikle ülkemizdeki trafik dehşetine sabırla zaman ayırmanızı ve insanları bu konuya daha duyarlı hale getirmeye çalışmanızı bir okuyucu olarak takdirle karşılıyorum. Bence Türkiye'nin en büyük sorunu olan trafik dehşeti, sizin gibi bilinçli ve sabırlı bireylerin katkılarıyla çözülecektir.
       Fakat bugünkü köşenizde trafikle ilgili bölümde ortaya koyduğunuz düşüncelerin yanlış olduğunu düşünüyorum. Kendi sınırlarını tayin edemeyen insanlara verilen daha hızlı arabaları, yeterli yol yok diye kabahatli görmek Demirel'in tabiriyle abesle iştigaldir.
       "Arabalar yavaşlatılsın" öneriniz, hızları sürekli artıp fiyatları hızla düşen mikro işlemcilerdeki gelişmeye, kullanacak insan olmadığı ya da yeterli elektrik bulunmadığı için dur demeye benziyor. Her sektör ürettiği mal için tekniğin izin verdiği en son noktaya gitmeye çalışmalıdır. Aksi takdirde rekabet ortadan kalkar, fiyatlar düşmez ve insanlar daha iyisi nasıl oluyor bilemezler.
       Önerilerinizi yerli otomobillerle kısıtlamışsınız. Neden sadece yerli?
       Böyle bir öneri akla yatkınsa, bütün otomobil üreticileri bunu düşünmelidirler. Ama kaliteli otomobiller üreten bir firma daha hızlı, daha az yakan bir otomobil ürettiğinde, bunun tahrik edici olmasını düşünmez. Araba, hızlı gittiği kadar güvenlidir de.
       Mesela artık yurt dışında üretilen bütün otomobillerde neredeyse dört hava yastığı ve ABS fren standart hale geliyor. Ama bizim üreticilerimiz büyük pişkinlikle Şahin, Doğan, Broadway ve özellikle de Toros gibi en fazla 140 - 150 km gidebilen, tekerlekli bir tabuttan farkı olmayan arabalar üretebiliyorlar. Bu gibi arabalarla değil 140 - 150, 80 - 90 ile bile giderken bir kaza yaptığınızda ölmeniz içten bile değil.
       Bu önerinizi bu kadar tepkiyle karşılamamın nedeni, bu gibi önerilerin sorunun gerçek nedenini saklamasıdır.
       Sizden köşenizde, Türkiye'deki trafik kabusunun asıl sorumlularının kimler olduğunu ortaya çıkarmanızı bekliyoruz.
       İşte bence asıl sorumlular:
       * Menderes'e kadar çıkıp, üreteceği Anadol arabalara yol isteyen Vehbi Koç.
       * Bu istek üzerine demiryollarına yapılan yatırımları durdurup otoyol yapmaya başlayan Menderes.
       * "Demiryolu sosyalisttir" diyen Özal.
       * İETT'yi, metroyu, deniz taşımacılığını ihmal eden, minibüslerin şehir trafiğine verdiği zararı görmezden gelen yönetim ve bilmediğim diğer sorumlular...
       Selamlar.
       Can Yaver, İTÜ Elektronik
       ve Haberleşme Müh.




Yazara E-Posta: M.Tamer@milliyet.com.tr