“Torununuzu bilgisayar başından kaldırıp siz oturun”

Tıp ilerledikçe yaşam süresi uzuyor. Artan yaşlı nüfusun en büyük problemlerinden biri de Alzheimer. Uzmanlar henüz tedavisi olmasa da önlem alınabileceğini söylüyor, “Dizi izlemek yerine tartışma programı seyredin, torunlarınızı bilgisayar başından kaldırıp siz oyun oynayın” diyor

Tıp geliştikçe ortalama yaşam süresi uzuyor. Buna bağlı olarak toplumda yaşlı nüfüs artıyor ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların da oranı hızla yükseliyor.
Bu hastalıklara dikkat çekmek için 2014 Avrupa’da ve Türkiye’de “Beyin Yılı” olarak kabul edildi. Yarın da 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü. Biz de
Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından önemine dikkat çekilen, önlenmesi için çalışmalar yürütülen bu hastalığa karşı bilinçlendirme kampanyasına destek verelim istedik ve uzmanlarla görüştük. Alzheimer’dan korunmak için neler yapmamız gerektiğini konuştuk; erken teşhiste ilerlemesinin ilaçlarla yavaşlatılabildiğini, beyni çalıştırmanın aynı vücudu çalıştırmak gibi işe yarayabileceğini ve yakın bir gelecekte aşıların çözüm olabileceğini öğrendik.

“Her yeni yaş bir risk”

Prof. Dr. Ersin Tan (Türk Nöroloji Derneği Başkanı)
* Alzheimer beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle oluşur. Hastalığın sebebi hâlâ tam olarak bilinmiyor. Yaş, kafa yaralanmaları, düşük eğitim düzeyi, kalp ve damar hastalıkları ise riski artıran nedenler arasında sayılıyor.

“İçlerine kapanıp isteksiz olabilirler”
* Alzheimer erken, orta ve ileri evre olarak üçe ayrılıyor. Hastalığın en önemli özelliği unutkanlık. Ancak Alzheimer hastası kişi eski olayları ayrıntılı bir şekilde hatırlayabilirken, unutkanlık özellikle yakın dönemdeki olayları dair oluyor.
* Eğer bir yaşlı iyi bildiği yolları bulamıyorsa, daha önceden dolaştığı yerlere artık gidemiyorsa, evin yolunu bulamayıp kayboluyorsa ya da evin içinde odaları karıştırıyorsa, bu kişi Alzheimer olabilir.
* Alzheimer hastaları daha önceden olmayan bir şekilde içlerine kapanabilir, isteksiz, şevksiz görülebilir. Hastalar uğraş ve hobilerini terk edebilir. Karmaşık aletleri kullanmakta zorlanabilir. Para hesabında ve bankamatikten para çekerken güçlük çekebilir.
* Bugün Türkiye’de 350-400 bin civarında Alzheimer’lı olduğu düşünülüyor. Aldığınız her yeni yaş Alzheimer hastalığı için bir risk. 65 yaş üstündeki her 100 kişinin 8’inde, 80 yaş üstü her 100 kişinin 40’ında,
85 yaş üstünde ise her 100 kişinin 60’ında görülür.

“Önlemek için yeni bir dil öğrenin, okuyun, yazın”

Yrd. Doç. Dr. Sevda Sarıkaya (Alzheimer Uzmanı Nörolog)
* Önce unutkanlık sonra karar verme, hesap yapma ve algılamada sorun yaşayan kişilerde Alzheimer’dan şüphelenilir.
* Daha hiçbir belirti yokken, hastalığın başlangıcından 20 yıl önce de belden sıvı alarak veya gözde retina taraması yaparak kişide Alzheimer riski olup olmadığı söylenebiliyor. Ancak risk olduğunu bilsek de koruyucu bazı önlemler almak dışında yapabileceğimiz bir şey yok.
* Ülkemizde Alzheimer teşhisi genellikle ileri evrede konuluyor çünkü insanlar semptomları kabullenmek istemiyor, saklıyor. Eşini getirip “Beni tanımıyor” diyor. Bu aslında çok ileri bir evre.
* Herkesin hafif hafif unutmaya başladığında Alzheimer ile ilgilenen bir nöroloğa veya nöropsikoloğa gitmesi gerekiyor. Hastalığın şu an için bilinen bir tedavisi yok. Ancak erken teşhis edildiğinde mevcut ilaçlarla Alzheimer’ın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor.
* Kişinin ailesinde Alzheimer hastası varsa o kişinin hastalığa yakalanma riski iki kat artıyor. Kadınlarda Alzheimer erkeklere göre daha sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterol, obezite, travma ve ağır depresyon riski artıran sebeplerden.

“Evdeki sehpanın bile yeri değişmemeli”
* Korunmak isteyenlere zihninizi yorun diyoruz. Yeni bir dil öğrensinler. Okusunlar, yazsınlar, tartışsınlar, üretsinler. Torunlarını bilgisayar başından kaldırıp stratejik düşünceyi geliştiren oyunlar oynasınlar. Konken ve briç oynasınlar.
* Alzheimer hastaları bunadı denip izole edilmemeli. Hastayla zıtlaşmamak, evdeki sehpasının bile yerini değiştirmemek önemli. Alıştığı düzeninin değişmesi onlara iyi gelmez.
Ya da ilk defa gideceği bir yere tatile götürmek onun kafasını karıştırır ve ona zarar verir. Hastayı sürekli gözetim altında tutarak, Alzheimer’la kaliteli yaşaması sağlanabilir.

“Yakın bir gelecekte aşılarla Alzheimer’dan korunabiliriz”

Prof. Dr. Tayfun Uzbay (Üsküdar Üniversitesi (Nörobilim AD Bşk., Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü)
* Alzheimer hastalarının beyininde yaşla birlikte 42 kodlu amiloid beta plakları birikiyor veya nörofibriler yumaklar oluşuyor. Bunun sonucunda nöronlar ölüyor. Ancak yerine yenileri oluşturulamıyor veya hatalı nöronlar oluşturuluyor.
* Alzheimer’ın nedeni hâlâ tam olarak bilinmediği için kesin bir tedavisi de yok. Mevcut ilaçlar erken teşhiste sadece hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor. Yeni ilaç molekülleri ve aşılar üzerinde çalışmalar ise hızla devam ediyor.
* Alzheimer’ı önlemek için kullanılabilecek aşıların klinik çalışmalarında sona yaklaşıldı. Eğer son aşama da başarılı olursa bu aşılar insanlarda denenecek. Yakın bir gelecekte belki de Alzheimer’dan aşıyla korunmak mümkün olacak.

“Somondaki Omega 3 iyi geliyor”
* Somon gibi soğuk deniz balıklarındaki omega 3 beyindeki sinir hücrelerinin sağlıklı kalmasına ciddi oranda katkı sağlayarak Alzheimer’ı geciktiriyor. Haftada üç gün 45 dakika tempolu yürüyüş ise birçok ilaca göre hem Alzheimer’a hem de kansere karşı çok daha koruyucu oluyor.
* Alzheimer’dan korunmak isteyen kişiler emekli olsalar bile derneklerde, sivil toplum kuruluşlarında çalışarak aktif kalmalı. Televizyonda dizi izlemek yerine tartışma programlarını izlemeli, izlerken evdekilerle tartışmalı, hatta
tweet atmalı! Gazete, kitap okuyup okudukları üzerine yorum yapmalı, yazı yazmalı.