“Yüzde 100 tedavi olan otizmli çocuklar var”

Otizmle ilgili bir kitap yazan Prof. Dr. Ahmet Aydın “Otizm tedavi edilemez!” diyen hekimlere “modern tıbbın gericileri” diyor. Aydın biyomedikal tedavi ile yüzde 100 tedavi ettikleri otizm hastalarının olduğunu söylüyor

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yeni kitabı “Otizme Çözüm Var” geçtiğimiz ay yayımlandı. Otizmin “genetik bir hastalık, tedavisi yok” denilerek geçiştirildiği söyleyen Aydın, anne-baba olmayı planlayanlara, küçük çocuğu olan ebeveynlere ve çocukları otizmli ailelere tavsiyelerde bulundu.

Kitabınızın başlığı “Otizme Çözüm Var” çok iddialı değil mi?

İddialı ve doğru... Klasik psikiyatrlar ve nörologlar otizmli çocuklara tedavi özelliği olmayan ilaçlar veriyor. Bir de “Çocuk eğitime gitsin, gelişirse gelişir yoksa başka bir tedavisi yok” diyorlar.
Bu kişiler modern tıbbın gericileri. Biyomedikal tedavi ile yüzde yüz tedavi olan çocuklar var, sayıları da az değil.

“Gerici” dediğiniz yaklaşımlardan nerede farklılaşıyorsunuz?

Otizmin nedenlerine bakıyoruz. Otizm aslında bir bağırsak hastalığı! Bu çocuklarda kabızlık gibi mide-bağırsak sorunları çok fazla ve bu sorunları sindirimi bozuyor. Sindirim bozulunca vücudumuzun ihtiyaç duyduğu vitaminler, mineraller, amino asitler vb. yeteri kadar emilemezken, toksinler gibi emilmemesi gerekenler de fazlaca emilebiliyor. Bu da vücutta başka sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.

“Yüzde 100 tedavi olan otizmli çocuklar var”

Aydın “Eskiden ‘aile ilgisiz ve iletişimi eksik olduğu için çocuk otizmli oluyor’ algısı vardı. Bu çok yanlış” diyor.

“Süt ve glutenli ürünler otizmli çocukları morfin gibi uyuşturuyor”

Kitabınızda, tedavide diyetin önemine de vurguluyorsunuz...

Otizm hastalarının bağırsakları bozuk olduğu için süt proteini olan kazein ve buğday proteini olan gluten tam olarak sindirilemiyor ve bağımlılık yapıyor. Aslında süt ve süt ürünleri ile glutenli ürünler morfin etkisi göstererek bu çocukları uyuşturuyor. Bu nedenle bu çocuklarda ağrı hissi son derece az. Mesela düşüyorlar, başka çocuk olsa bağırır, bu çocukların sesi çıkmıyor.

Diyetlerinden süt ürünlerini ve glutenli ürünleri çıkarınca ne oluyor?

İlk olarak uyuşturucu bağımlısıymış gibi o ürünleri istiyorlar. Ancak zamanla algılamaları gelişiyor, konuşmalarında artış oluyor. Her çocukta aynı derecede gelişim göremesek de otizmli çocukların dörtte üçünde kazeinin ve glutenin diyetlerinden çıkarılması çok başarılı sonuçlar veriyor. Özellikle bu ürünleri aşırı seven ve ağrı hissi düşük çocuklarda bu yöntem başarılı oluyor.

Ailesi çocuğunun otizmli olduğunu hemen anlayabilir mi?

Aileler çocuklarını duyma problemi şüphesiyle doktora götürüyor. Çünkü çocuklar dışarıdan gelen etkilere tepki vermiyor. Bazen de anneler anlamasına rağmen bir süre çocuklarının otizmli olduğunu kabul etmiyor. “Her çocuk aynı olmaz, benimki de böyle” diyor. Ama bu tedavide vakit kaybettiriyor.

Tedavinin en başarılı olduğu yaş aralığı nedir?

Doktora ne kadar erken getirirlerse o kadar iyi. 1-3 yaş aralığına biz tedavinin altın çağı diyoruz. Ama her yaşta ilerleme daha az da olsa olabiliyor.
Bu nedenle kaç yaşında olursa olsun çocuklarınızı doktora götürün. Bazı doktorlar “Bekle gör, bu erkek çocuk geç konuşur” diyebiliyor. O doktorları kesinlikle dinlemeyin.

Otizm genetik bir hastalık mı?

Otizm genetik bir hastalık değil. Genetik hastalıklar akraba evliliklerinin çok olduğu coğrafyalarda daha sık görülür. Otizmde böyle bir sıçrama yok.

“Salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor”

Otizmde bir artış var mı?

Otizm önü alınamayan salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Amerika’da yayımlanan Ulusal Sağlık İstatistik Raporu’na göre 2007’de her 86 kişiden biri otizm hastasıydı, oran 2012 yılında her 50 kişiden biri haline geldi. Amerika’da yapılan son araştırmalar ise her 38 kişiden birinde otizm
sorunu olduğunu gösteriyor.

Bu artış neden kaynaklanıyor?

Antibiyotik kullanımının artması, cıva-alüminyum gibi metalleri içeren, çoklu virüs aşıların kullanılması, artan sezaryen doğumları, sebze ve meyvelerdeki vitamin ve mineral içeriğinin düşmesi, ağır metal, ilaç ve toksinlere fazla maruz kalmamız.

Biyomedikal tedavinin olmazsa olmaz basamakları

* Kazeinsiz ve glutensiz diyet
* Mide-bağırsak sorunlarının giderilmesi
* Eksik olan vitamin, mineral, amino asit ve enzimlerin yerine konulması
* Ağır metallerin temizlenmesi ve toksik çevresel faktörlerden korunma
* Hiperbarik oksijen tedavisi
* Özel eğitim
* İlaçlar

Otizmi önlemek için doğum öncesinde ne yapmak gerekir?

* Katkı maddeli, paketlenmiş, işlenmiş, unlu ve şekerli gıdalardan kaçınmalı.
* Bol sebze ve az şekerli meyve yemeli, yeterli omega 3 kaynağı tüketmeli.
D vitamini eksikliği giderilmeli.
* Tatlandırıcı içeren veya “light” diye sunulan yiyecekleri kesinlikle tüketmemeli.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke ve
boza gibi probiyotiklerce zengin gıdalarla beslenmeli.
* Ekşimeyen yoğurtlardan, kaymak bağlamayan sütlerden, ayçiçeği,
mısır, soya, pamuk yağı ve margarin yağından uzak durmalı.
* Cıva ve diğer ağır metalleri içeren balık ve deniz ürünleri yememeli (hamsi ve sardalya gibi küçük balıklar daha az ağır metal içerir). Gebelik sırasında cıva içeren aşılar yaptırmamalı. Varsa, cıva içeren amalgam dolgu maddesini dişlerinden çıkartmalı.

Çocuğunuzu büyürken izlemeyi ihmal etmeyin

Eğer aşağıdaki sorulara cevabınız hayırsa en kısa zamanda bir doktora danışın.
* 12 ay sonunda: Annesine veya bakıcısına gülücük atıyor mu? Yabancılardan korkuyor mu? Gözüyle nesnelerin hareketlerini izliyor mu? Sesin geldiği yöne doğru bakıyor mu?
* 18 ay sonunda: Yardımsız yürüyebiliyor mu? Konuşabiliyor ya da birkaç kısa cümle kurabiliyor mu? Ağrıya tepki veriyor mu?
* 24 ay sonunda: Basit talimatları dinliyor ve uyguluyor mu? Diğer çocuklarla oynuyor mu? Çocuklar gruplaştığında aralarına katılıyor mu?
* 36 ay sonunda: Bütün cümle ve talimatları anlayıp uygulayabiliyor mu? Nesnelerin şekil ve renklerini ayırabiliyor mu? Koşabiliyor, topa vurabiliyor mu?